banner128

BATIDA TÜRKLERLE OLUŞAN KÜLTÜR MOTİF VE KAZANIMLARI

Batının birliği çağrıştıran bilgi ve edinimi olan sanat yaklaşımlı gelişmişliği kuşkusuz aynı yaklaşımlı siyasi yapılanmanın da gelişiminin yolunu aralamıştır.

Bu yaklaşımlı olarak fen bilimlerinden sonra sosyal bilimlerinde de gerek İskenderiye mektepleri gerekse Rönesans sonrası kültür ortamının gelişmişliğinde devletin temel orijininde ekonominin bilim temelinde yapılanması arayışları başlamıştır.

Batı toplumlarında geleneksel kültürün kaybolmayan değerlerinden toplumsal fenomen bulma yolunda birçok aksamalara rağmen gelişmeler vardır. Ve her şeye rağmen alternatifsizdir. Çünkü içtihattan uzaklaşılması, sadece kişilik üzerinden dini sentezler yapılarak içtihada giden yollarda örnekler oluşturulması toplumları rahatsız eden sosyal olaylara neden olarak cihan barışına giden yolda engeller oluşmaktadır. Bu da İslam dininin doğuşu sırasında verilen barış mesajına gerekli yorumların yapılmasını engellemektedir.

Asya’nın batısı ve orta doğuda kültür bulguları içinde sayısız ortaklıklar bulunan topluluklar ile ilgili sosyolojik çalışmalar yapılarak da bu yolda temel teşkil edecek bir yol bulunamamıştır.

Bu iklimde yüce yaratan “Ya Muhammet istersen bu kâfirleri yok edeyim.” buyurduğunda peygamber “Ya Rab kavmim cahildir. Onlara hidayet et.” Diyordu.

Şimdi bu kavim aynı kültür değerleriyle dünyanın birçok yerlerinde hayat sürmekteyken de kuşkusuz yüce peygamberin arzusu halen geçerlidir. Bu toplumları millet haline getirebilecek hemen hemen aynı kavramları içerilmekteyken maalesef bundaki yoksunluğun ıstırabını duyanlar pek azdır.

Batıda bu kültürde oluşan yönetim şekilleri hemen tamamı geç de olsa Türkiye’de de uygulanırken Anadolu’da kültür temelinde ahlaki boyutlarda yaşanmış farklılıklar bilimin yeşerdiği ahlak tarlasına iltifatı maalesef engelleyebilmektedir. Bu iklimde din adına kaydedilen birikimler beyinlerden yazık ki iğrenç motifler ile fırsat buldukça varlığını devam ettirdiğini hissettirebiliyor.

Anadolu’ya çekilişte yaşanan Meşrutiyet rejimi, ona inananlar tarafından Osmanlı Devletini içinde bulunduğu durumdan kurtarabilecek yegâne çare olarak görülmekteydi.

Osmanlı Devleti tedricen dünya siyasetinde ve iktisadiyatındaki ağırlığını kaybetmeye başlamıştı.

On yedinci yüzyılın sonlarına doğru Batı Avrupa ülkelerinin, sanayi inkılabını gerçekleştirip, teknolojik sahada önemli mesafeler almaya başlaması üzerine, dünya siyasetindeki ağırlıkları artmaya başladı.

Sanayileşme gayretleri içeriden ve dışarıdan çeşitli şekillerde engellenen Osmanlı Devleti, kendisi dışındaki teknolojik gelişmelere yeterince ayak uyduramadı.

Gerilemesinin esas sebebi din ve kültürü değil, değişen dünya şartlarına intibak edememesiydi. Harp meydanlarında baş gösteren başarısızlıklar neticesinde devletin tekrar eskisi gibi güçlendirilip yenilenmesi çabaları ortaya çıktı.

Türk tarihindeki her ilerici hamle üstten ve idareci zümreden geldiği gibi, bu husustaki ilk teşebbüsler de padişahlar tarafından ele alındı. Padişahlar tarafından çeşitli kereler ıslahat teşebbüslerinde bulunuldu.

Genç Osman, Üçüncü Selim, İkinci Mahmut, Abdülmecid ve Abdülaziz hanların başlattıkları yenilikçi gayretlerin temel vasfı, Osmanlı Devlet müesseselerinin, işleyiş şekillerinin, çağın şartlarına uygun yeni fonksiyonlar kazanarak verimliliklerinin arttırılması oldu.

Böylece Osmanlı devlet müesseselerinin ortaya çıkan yeni ihtiyaçlara cevap verebilmesi sağlanmak istendi. Ancak her defasında başlatılan çalışmalar dolaylı ve dolaysız yollardan, dâhilden ve hariçten gelen baltalamalar sebebiyle akamete uğratıldı.

Genç Osman ve Üçüncü Selim Hanın Yeniçeri isyanları neticesinde şehit edilmeleri; İkinci Mahmut (1808-1839) devrinde devletin karşılaştığı büyük gaileler; Sultan Abdülmecid (1839-1861) devrinde ise ıslahat hareketlerinin hüviyetinin değiştirilmesi ve Sultan Abdülaziz tahttan indirilip şehit edilmesinin altında yatan esas sebep buydu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner1