banner128

DEDAŞ yani Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş. Doğu ve Güneydoğu’ya elektrik sağlayan bir kuruluş. Dün basına yaptığı açılamada, “bu bölgede 6 ilde toplam 90 bin abonenin sayaçlarını okuyamıyoruz” diyor.

Diyarbakır, Şanılurfa, Mardin, Şırnak, Siirt ve Batman'a elektrik dağıtımı yapan DEDAŞ'ın tahakkuk ve tahsilat konusunda güvenlik ve gösterilen direnç nedeniyle ciddi sıkıntılar çektiği belirtildi. DEDAŞ Genel Müdürü Murat Karagüzel, "6 ilde 1 milyon 800 bin abonemiz var. Bunlardan 90 binine tahakkuk çıkaramıyoruz, engelleniyoruz. Yani 90 bin sayacı okuyamıyoruz. Okunması için güvenlik güçlerinden yardım talep ediyoruz. Kaçak ekipleri ve güvenlik güçleriyle gidip kontrol altına almaya çalışıyoruz. Bütün önlemlere rağmen yılda bir veya iki kez okumaya çalışıyoruz. Bu sayaçlara elimiz değsin, gözümüz görsün, biz bunun peşindeyiz" diye konuştu. Karagüzel, Dicle Elektrik olarak hizmet bölgesinde karşılaştıkları sorunlardan da söz ederken, zaman zaman sayaçların okunamaması, görevlilerin engellenmesi, araç gereçlerin tahrip edilmesi gibi durumlarla karşılaştıklarını ifade etti.

Şimdi güçlü devlette böyle şeyler olabilir mi diye sormayalım mı?

Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğunda, muhalif olduğu bilinen bir Suudi gazeteci resmen kayboluyor. Hatta birkaç gün önce öldürüldüğüne dair de bir açıklama yapıldı bazı kaynaklarca. Basında çıkan yazılardan, Türk asıllı Hatice Cengiz’le evlenmek için Başkonsolosluğa gitti anlaşılıyor. Washington Posta gazetesi yazarı olduğuna göre ABD’de de evlenebileceği halde neden Türkiye’yi, İstanbul’u seçtiği de bir muamma…

Dışişleri Bakanlığı, Suudi Arabistan Büyükelçiliğinden alacağı, bir rivayete göre aldığı izinle, daha doğrusu bir notayla rahatlıkla Başkonsoloslukta arama yapabilir, Gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın akıbetini öğrenebilirdi. Büyükelçilikler, o ülkenin toprağı sayıldığı için oralara girmek izne tabi iken, Başkonsoloslukların daha sınırlı bir yetkiye sahip olduğu bilinmiyor mu? Amerikan gazetesi Washington Post’un muhabiri olan Kaşıkçı, belki de ihmaller neticesinde bu acı akıbete uğradı.

En son McKinsey olayı ve daha niceleri, insanın aklına kötü şeyler getiriyor.

Yazının başlığını bu yüzden “Devlet Bu mudur” koydum. Devlet ama temelleri sağlam bir devlet, bunlara göz yummaz, yumamaz. Bir bölgesindeki 6 ilde neredeyse yüzde 75’lere varan elektrik kaçağı var ve kimse bunu durduramıyorsa, şirketin iddia ettiği gibi tam 90 bin aile, sayaçlarını okutmak istemiyorsa ve bunların kaçak elektrik bedellerini, her ay sayacını rahatlıkla okuduğunuz, firmaları kastederek söylüyorum, bazen okumadan bile tahakkuk çıkardığınız milyonlar ödüyorsa, devlet nerede diye sorma hakkımız olmaz mı? Vatandaşların fazladan ödedikleri faturalardaki kayıp kaçak bedellerini geri alma hayalleri de, 2 yıl önce çıkarılan bir kararnameyle suya düşürülmüştü. Artık kuzu kuzu bu bedeli ödüyoruz ve buna kimseler dur diyemiyor; mahkemeler bile…

Devlet olmak için, güçlü olmak gerekir. Sadece elektrik sayaçlarını okuyup tahakkuk çıkarmak için, bir bölgesinde 90 bin hanesine girilemiyorsa, vay o devletin haline…

35 yıldır terör örgütlerinin tuzağında debeleniyor ve öldür öldür teröristleri bitiremiyorsa, neredeyse her gün bir veya birkaç hanesine şehit geliyorsa, vay o devletin haline…

Topraklarında, başka ülkelerin insanları hesaplaşıyor ve bundan haberi olmuyorsa yada bunu önlemekte aciz kalıyorsa, vay o devletin haline…

Son aylarda aşırı tırmanan enflasyonu düşürmek için, ciddi bir tasarruf hamlesi yapmak varken, daha önce şişirilen rakamlardan yüzde 10’luk cüzi bir indirim yapılarak vatandaşlar oyalanıyorsa, vay o devletin haline…

İktidara oy verenler ve ölümüne savunanlar da artık yeter deyip sosyal medyada feveran etmeye başlamışsa, vay o devletin haline…

Hiçbir ön şartı olmadığı anlaşılan ve hükümete sonuna kadar destek veren Devlet Bahçeli de yeter diyorsa ve her zaman yaptığı gibi garip bir hesapla, “Madem dünya 5’ten büyüktür, o zaman terör örgütünün 5 üst düzey yöneticisini bir gece ansızın Türkiye’ye getirmenin zamanı da gelmiştir” diyerek, “Hani teröristler Menbiç'i terk edeceklerdi? Hani Menbiç'e huzur gelecekti? Menbiç mutabakatına ne olmuştur?" "Sayıları 5 bine ulaşan teröristlerin Menbiç'te hala ne iş vardır, açıktan kazılan çukurlar neyin nesi, neyin fesidir? O zaman o teröristleri o çukurlara gömün gitsin” dediğine göre, ya şimdilik pek sözü edilmeyen af konusunda istediğini almanın peşindedir, ya da gerçekten deniz bitmiştir.

O zaman, iktidar şapkasını önün koymalı ve bir kez daha kendilerine sunulan sonsuz güveni iyi değerlendirmelidir. Yoksa yolun sonu çoktan görünmüştür.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner130

banner1

banner127