SEÇİMLERE GİDERKEN BİR HALK SAĞLIĞI SORUNU: UYUŞTURCU KULLANIMI

Bu dönemlerde siyaset kurumundan ve ülkeyi yönetme iddiası taşıyanlardan da açığa çıkan sorunlara dair çözüm önerilerini kamuoyuyla paylaşmaları beklenir. 
Ülkece toplumumuzun genç bir nüfusa sahip oluşu ile övüne geliriz. Ne var ki gençlerimiz eğitimden sağlığa, iş yaşamından sosyal hayata bir yığın sorun ile karşı karşıya bulunmaktadır.
Bu yazının konusu ise toplumumuzda “uyuşturucu kullanımı ve uyuşturucu kullanımına bağlı sorunların geldiği boyuta dikkat çekmek ve kamuoyunda farkındalık sağlamaktır.
Anayasamızın 58. Maddesi, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri almakla devleti görevli kılmaktadır.
Hal böyle iken uyuşturucu kullanımı ve uyuşturucu kullanımına bağlı sorunların AKP’nin iktidarda bulunduğu son yıllarda arttığı görülmektedir.
Gerçeklerle yüzleşmek zorundayız…
Bilimsel gerçekler:
Türkiye’ye eroin en çok  İslam coğrafyasındaki ülkelerden gelmektedir.
Emniyet Genel Müdürlüğü Uyuşturucu Raporu’na göre Türkiye pazarlarına ulaşan eroinin esas kaynağı büyük oranda Afganistan ve İran İslam Cumhuriyeti olup, buralardan ülkemize girmektedir
Alkol ve uyuşturucu sorunu tarihin her döneminde olduğu gibi Osmanlı’da da, Cumhuriyet döneminde de,  AKP’den önce de ve şimdi de vardı. Bu sorunun kaynağı globaldir ve tüm toplumu etkilemektedir. 

Yapılan bilimsel çalışmalar son yıllarda madde kullanımı ile ilişkili tedavi merkezlerine ayakta başvuruda %674, yatan hasta sayısında  %381, madde bağlantılı toplam ölüm sayılarında % 220 , ‘’uyuşturucu’’ madde bağlantılı suçlardan ceza infaz kurumlarında bulunanların sayısında % 401 artış gerçekleştiğini göstermektedir.
Yıllara göre madde bağımlılığı tedavi merkezlerindeki ayaktan ve yatarak tedavi gören hasta sayıları.
Son 10 yılda; Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi ve Eğitim Merkezlerinin sayı ve yatak kapasitelerinin artırılmasına rağmen artan hasta talebini karşılayamamaktadır. Ayakta başvuruda %674, yatan hasta sayısında ise %381 artış meydana gelmiştir.
Peki ama madde kullanımı ve madde kullanımına bağlı sorunlar son yıllarda neden bu kadar artmaktadır?
Düşük eğitim seviyesi, işsizlik, borçlanma, göç, fuhuş ve şiddet madde kullanımını tetikleyen faktörler arasında yer almakta ve son yıllarda bu faktörler hızla artmaktadır.
Madde kullanım sorunu toplumun tüm kesimini etkilemekle birlikte işsiz/yoksul kesimini daha çok etkilemektedir. 
Tedavi gören hastaların  %53,9’unun işsiz, %10,4’ünün düzenli işinin olmadığı, % 28,9’unun düzenli işi olduğu ve %2,7’sinin ise öğrenci olduğu görülmektedir.
Eğitim ve öğretim düzeyi düştükçe madde kullanım/bağımlılık sorunu artmaktadır.
Tedavi gören hastaların; %70,7’si ’ ilk ve ortaöğretim mezunu,  %24,4’ü lise mezunu, %3,3’ü yüksekokul mezunu,  %1,7’si hiç okula gitmemiş olduğu görülmektedir.
Nüfus artışı ve göç madde kullanım sorununu beraberinde getirmektedir.
Son yıllarda göç ve nüfus artışı beraberinde ekonomik ve sosyal sorunlara neden olmaktadır.  Bu durum ailelerin özellikle gençlerini ve çocuklarını etkilemekte ve madde kullanım sorununu da beraberinde getirmektedir.
Uyuşturucu ile mücadele sadece ‘asayiş’ sorununa indirgenerek çözülür mü?
Yapılan bilimsel çalışmalarda son yıllarda madde kullanımı ile ilişkili sorunlar hızla artarak devam ederken, uyuşturucu ile mücadele konusunun salt bir asayiş sorununa indirgenmeden bütüncül ve toplumsal yaklaşım ile ele alınması gerektiğini göstermektedir. 


ÖZETLERSEK;
•    Eğitim seviyesinin düşmesi, İşsizliğin artması, vatandaşların yaşamlarını borçla döndürmeye çalışması, ülkemize gelen göçmen sayısının hızla artması, fuhuş ve şiddet olaylarında meydana gelen artışlar madde kullanımını tetiklemektedir.
•    Madde kullanmaya başlama yaşının giderek düştüğü ve gençlerde madde kullanma sıklığının giderek arttığı,
•    Madde kullanımı ve bağımlılığı toplumun tüm kesimlerini etkilemekle birlikte işsiz/yoksulları daha çok etkilediği, eğitim ve öğretim düzeyi düştükçe madde kullanım sorunu olanların sayısının arttığı,
•    Toplumsal sahiplenme olmaksızın bağımlılık sorunu ve sonuçları büyük ölçüde bağımlıların ve ailelerinin yaşadıkları ve katlandıkları bir sorun haline gelmektedir.
•    Madde bağımlıları, tedavi sonrası sosyal rehabilitasyon aşaması takip edilmediğinden tekrar kısa sürede madde kullanmaya başladıkları belirtilmektedir.
SONUÇ OLARAK;


Bu alana ilişkin yapılan bilimsel çalışmalarda belirtilen önerileri dikkate almadan, ergen ve genç erişkinlere yönelik bir planlama yapmadan, eğitim sistemini bilimsel ve nitelikli hale getirmeden, yoksulluk ve işsizliğe karşı mücadele edilmeden olumlu bir sonuç alınamaz.
Esasen bir halk sağlığı sorunu olan madde kullanımı/bağımlılığı, yetkililer tarafından salt bir ‘asayiş’ sorununa indirgediği sürece, hangi ‘’polisiye tedbir’’ alınırsa alınsın önümüzdeki yıllarda madde kullanımı ve bağımlılığı toplumun tüm kesimini etkilemeye devam edecek ve madde bağlantılı ölümler giderek artacaktır.
Unutulmamalıdır ki madde kullanımı/bağımlılığı bir suç değil tedavi edilebilen ciddi bir halk sağlığı sorunudur! 
Seçim atmosferinin ülke gündemini tamamen tuttuğu bir dönemde bu yakıcı konuyu hatırlatarak tekrar gündeme getirmeyi bir borç ve ödev bildik. 
    Muhammet İKİNCİ
                                                                                 VELİ-DER TRABZON ŞUBE BAŞKANI

Kaynaklar;
•    EMG Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi, Türkiye Uyuşturucu Raporları 2006 - 2016 TUBİM,
•    Devlet Denetleme Kurulunun ‘’Madde ve diğer bağımlılıklar ile mücadele kapasitesinin değerlendirilmesi’’     Araştırma ve inceleme raporu, 30.01.2014.
•    Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü 2006 -2016 istatistik yıllığı,
•    Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü 2015.
•    OECD Eğitim Endeksi ’’2016 Tek Başına Eğitim’’ yıllık rapor.
•    PİSA, Uluslararası Eğitim Değerlendirme Testi Sonuçları 2015.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner1