İnsanlığın koca gezegene sığamaması, insanın kabına sığamaması sığamadığı yeri doğal olarak çatlatması ve bunun akabinde doğan yığınla sorunlar. Daha fazla toprak, daha fazla para, daha fazla nüfuz, daha fazla taraftar, daha fazla hayran, daha fazla ün, daha fazla güç, iktidar, zevk ve sonu gelmez bir liste. Bir türlü yetmeyen bir hal.. Ebedi doyumsuzluk. Ve gerek çevreyi gerek kendimizi incelediğimizde şunu görüyoruz herkeste bir parça açgözlülük var. Tabi açgözlü deyince insanlar genelde tedirgin oluyor. Olumlu bir mesaj değil. Kimse açgözlüsün diye bir şey duymak istemez. Ama kendinizi gözlemleyin. Sabah uyanıyorsunuz ve diyorsunuz ki biraz daha uyuyayım biraz daha. Biraz daha kestireyim. Biraz daha ve biraz daha kalkmak istemiyorsunuz. Veya yemek yiyorsunuz ve bir his geliyor biraz daha yiyeyim. Biraz daha ve biraz daha. Böyle bakınca insanda her zaman “biraz daha” isteği var. İşte bunlar açgözlülüğün belirtileridir. Peki, bu yetmeme hali nereden kaynaklanıyor? Dünyevi isteklerden, gerçekleşmemiş arzulardan ve hayallerden. İnsan bir türlü tatmin olamıyor. Doyuma ulaşamıyor. Çünkü dünyevi istekler hep doyumsuzluğa neden olacak. Peki, nedir dünyevi istek denen ve alternatifi nedir dünyevi isteğin. Madem bu iş bir çıkmaz o zaman dünyevi isteklerin yerine ne koymalıyız? Dünyevi derken burada kastedilmek istenen nesnel ve geçici isteklerdir. Nesnel tabanlı ve kalıcılığı olmayan şeyler. Nesnel olmayan ve kalıcı olan bir şey mi var hayatta diye zihinden bir soru fırlayabilir şuanda. Bu zihne göre mantıksızdır. Zaten bu dünyada yaşamda dâhil her şey geçici iken kalıcılıktan nasıl bahsedilebilir? İşte burada devreye varoluşun maddi olmayan tarafı devreye girer. Genelde hiçbir zaman düşünülmeyen, bilinmeyen ve orada duruyor olmasına ve var olmasına rağmen kimsenin haberi olmayan yön. Tıpkı günlük yaşam içinde koskoca evrende olan biten sayısız şeyden bir haber olunuşu ve hatta kendi bedeninin içinde bile neler olup bittiğinden bir haber olunuşu gibi. Oysaki evrende de, bedende de her gün sayısız şeyler oluyor ama onlar varolmasına rağmen yaşamın dışındadır çoğu insan için. Çünkü insan neye odaklanırsa o olur ve onu yaşar. İnsan işte sözde bahsi geçen “dünyevi” yani günlük yaşama başka bir ifade ile para kazanmak bu parayla da yemek, barınak ve eğlence satın almaktan ibaret olan maddi hayata o kadar odaklanmıştır ki çoğu insanın bunlardan başka bir şeyin olabileceğine dair en ufak bir fikri bile yoktur. Peki, bunların dışında bir şey varsa o nedir? İşte o varoluşun şuana kadar göz ardı edilmiş olan metafizik boyutudur. İşte orası doyumun, huzurun ve aranan her şeyin olduğu noktadır. Çünkü maddi ve ruhi düzeyler zıt özellikler taşır. Maddi geçici ruhi ise kalıcıdır. Maddi olan her zaman eksik ve bozulma doğasında, ruhsal olan ise her zaman kendinden tam ve bozulmazdır doğası gereği. Ve aslında hepimizin aradığı da bir anlamda budur. Hiçbirimiz biten solan bir sevgi, güzellik, yaşam, mutluluk, huzur istemeyiz. O bir nebze de olsa iyi hissettiğimiz anlarda o anları ölümsüz kılmaktır aslında istenen. Ama bu maddi yaşam içinde değil ruhsal düzeyde mümkün olabilecek bir şeydir. Doğaları gereği madde kalıcı olamaz ve ruh ölemez. Güneşin donduramayacağı gibi maddi yaşamın maddenin bozulmazlığını sağlamak imkânsızdır. Binalar, eşyalar, doğa ve insan bedenleri fizik yasaları gereği zamanla bozulmaya ve çökmeye mahkûmdur. Peki, o zaman biz burada ne yapıyoruz. Olmayacak duaya âmin demenin bir anlamı var mıdır? Bu düzeyde maddi formları kalıcı yapma çabaları ateşi sıcaktan ayırmak, aynı eli aynı elle tutmak gibi boş ve anlamsız çabalardır. Ve o açgözlülük ve tatmin edilememe hissi de tam da buradan gelir. Çünkü ateş ve sıcağı ayırma hayalinde asla başarılı olunmayacak ve dolayısıyla tatminlik olmayacak ve açgözlülük bitmeyecektir. Ama bile bile neden bu gereksiz çaba içindeyiz? Sorun aslında bunu “bile bile” yani bilinçle ve farkındalıkla yapmıyor oluşumuzdur. Çünkü aynı deneyi yapıp aynı sonucu alıp her sefer farklı sonuç çıkacakmışçasına beklemek bilinç ve zekâ sonucu değil, pasif zekâ ve farkındalıksız yaşam sonucudur. Asıl anlamak gereken bu umuttan veya bu illüzyondan kurtulmaktır.
Şunu net bir şekilde görmektir ki ne yaparsan yap ne kadar uğraşırsan uğraş ister çatla ister patla maddi yaşam ne kalıcı kılınabilir ne de bozulmaz kılınabilir. O yüzden bunun için çabalamak gereksizdir. Ama tüm yaşam bunun üzerine kurulmuş. Peki, bu olmazsa ne yapacağız? Bazıları düz mantığa sığınıyor diyorlar ki açgözlü olmayın. Bunu kötü bir şey olarak görüyorlar. Ve bu isteklerden kurtulun diyorlar. İsteksiz olun. Dünyevi istekler olmasın. Bunun için çabalayanlar var. Ama bu çabalar boşuna. İnsanlar hayat boyu bununla mücadele etseler bile ölüm döşeğinde tekrar bir şeyler arzuluyor. Yani ölüm döşeğine varmış ve ölüm döşeğinde hiçbir arzusu olmayan bir insan bulamazsınız. Diyorlar ya son arzun nedir? Mutlaka bir arzu daha var. Doyurulmamış bir istek daha var. Oysa insan isteksiz olunca hiçbir arzusu olmayacak. İşte o doyuma ulaşınca o zaman gerçekten mutlu olabilir. İşte bunu aşmak için diyorlar ki isteklerinden vazgeç. Ama kimse onlardan vazgeçemez. Bu suni bir çabadır. O doyuma ulaşmak için tekamül etmek gerekiyor. İlerlemek gerekiyor gerilemek değil. İstekleri bırakmak gerilemek demek. İstediğiniz kadar isteyebilirsiniz. Konu istememek değil doğru şeyi istemektir. Ve eğer siz tekamülü isterseniz o tekamül isteği sizi doyuma ulaştıracak. Çünkü isteksiz kalamazsınız. Burada anahtar ise farkındalıktır. Eylemleri artık bilinçsizce uyurgezer gibi değil bilinçli yapmaya başlamak. Yani eylemin kendisini nedenini sonuçlarını göz ardı etmeden. Bunu yapmak ise uyanık zekâ eğitimli bir zihin gerektirir buda bir eğitim bir yöntem ve teknik gerektirir. İşte o yöntem Orijinal Yoga Sistemidir. Bunun için Yoga Academy hizmetinizdedir. Eğitimler, kitaplar, DVDler, videolar ve en önemlisi her ay eşi benzeri olmayan ve dünyada bir ilk ve tek olma özelliğini taşıyan eşsiz Farkındalık Festivalleri aracılığıyla. Özellikle de tüm dünyadan herkese açık olan uluslararası Farkındalık Festivalleri çok daha hızlı bir gelişme sağlayan çok özel çalışmalardır. Her ay Türkiye'nin eşsiz doğasında gerçekleştirilen bu festivallerde uygulanan çok özel teknikler sayesinde beden çok hızlı bir iyileşme ve gelişme göstermekte şifalanmakta ve her türlü sorundan çok hızlı şekilde özgürleşmektedir. Sizde Orijinal Yoga Sistemi ile farkındalığınızı uyandırın ve her anın farkında olup doyum ve tatminlik dolu bir yaşama ulaşın. Bunun içinde konuyla ilgili Dünya literatürde başka bir benzeri olmayan derin ve etraflı pratik uygulama ve teorik bilgilerden süzülmüş Büyük Yoga Üstadı Akif Manaf’ın “Farkındalık Nedir ve Nasıl Farkında Olunur” adlı şaheserini tavsiye ederek yazımızı bitirelim
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner2

banner1