EMİROĞLU
ÇAPKINOĞLU
SALİH CENGİZ AYDEMİR
SALİH CENGİZ AYDEMİR

15 TEMMUZ 2016 VE HUKUKUN ANADOLU’DAki DERİNLİKLERİ

Beşeriyetin her türlü rahatsızlıklarının başındaki neden olarak ancak çözümleri bulunamayan hukuki sorunlar durur.

7 Aralık 2017 Saat: 08:24
YORUM YAPTavsiye EtYazdır

Bu yazı 22 kez okunmuştur

  Beşeriyetin her türlü rahatsızlıklarının başındaki neden olarak ancak çözümleri bulunamayan hukuki sorunlar durur.   

  15 TEMMUZ 2016 VE HUKUKUN ANADOLU’DAki DERİNLİKLERİ 
        Anadolu ve Mezepotomya bu yönüyle, insan merkezli toplum yapılarında daima dünyanın en şanslı yerleridir. 
            Burada kurulan Babil hükümdarlığı ve en uzun ömürlü devlet olarak Hititler aile hukuku konusunda bir toplumu geleceğe yönelten en önemli fenomeni keşfederek çağımızda toplumsal sorunlara neden olan terör ve terörist yaklaşımına en baştan basit ifdesi ile bir çözüm bulmuşlardır. 
            Bu nedenle dünyanın her neresinde bir eserleri bulunursa orada bir mutluluk işaretinin ifadesi olan gönül dostluklarını bulunması mümkündür. Bu nedenle bu merkezlerin tarihi toplumlarda hukuk yapılanmasının da değerlendirilmesinde önemlidir.
          İşte çağımızda bu nedenle devlet hukuku ile bütünleşen insanlık anlayışları konusunun daha derinden tarih araştırması ile değerlendirilmesi ve toplumların bu kökten devlete hangi tarihte bağlı oldukları ve bunun bağlılığını engellemeye yönelik nasıl şer tutumlar küreselleşmesi söz konusudur?
          Bugün toplumların önemli ölçüde yaşamak için daha farklı yollar arayışlarının içerisinde bulunduklaını belirlemek bu nedenle birinci sorun olarak durmaktadır. 
          Bu zaman kadar bu konuların belirlenmesindeki engeller devletin en önemli organlarına kadar ilerleyebilmiş ise bunun 19 Mayıs 1919 tarihinde başlayan milli mücadelenin kazanımı, Türkiye cumhuriyetinin suçu olarak değerlendirilmesi yanlışlığına da düşülmesinden kaçılılmalıdır.
          Çünkü bu cumhuriyet şayet insan ile muhatap olunuyor ise gerçekten kan dökülerek kazanılan bir ülke üzerinde kuruldu. 
          Kökü tarihin derinliklerinde fakat aynı zamanda bir o kadar da eskiye giden, Habil Kabil’i öldürmesiyle başlayan farklı bir doktrin anlayışıyla küreselleşmiş bulunan, menfaat bağları güçlendikçe zülmü perçinlenen dünya görüşünün geniş tabanlı örgütlerle cihan, ağ gibi örülürken belirli çevrelerin varlığı her zaman bilindiği gibi yeniden hedeftedir.
        Bu çevreler öncelikli hedeflerinde cihan barışı fikri yattığı kanaatiyle gün yüzüne çıkmak istemeleri yanıltıcıdir. Bunu din adına yapmak isterken şerde buluşan Hindusu, yamyamı, Hıristiyanı, musevisi henüz daha Çamakkale ve Kutül amareyi unutmadıkları ve bunun rovanşı için Anadoluda yeni tezgahlar hazırladıkları açıklıkla bilinmektedir.
        Bu çevreler insanlık geleceği için en küçük bir umut vermemektedirler.
        Sadece günü birlik politik avutma yöntemleri uygulamakla vakit geçirilmiştir.
        Millet enerjisiyle kazanılanlar, tabirleri gereğince nabıza şerbet verme anlamındaki ideolojik yaklaşımlarla farklı politik amaşlara hizmet edebilecek duruma getirilmek istenmiştir.
          Türk milletinin milli ideolojisi olan cihan barışına alternatif olarak bu yaklaşımlı bir dünya hayatı ideali tutulması önderliği peygamberde olduğu için tanrılık vasfı onda aranan hatta mucizeler göstermesi ve ancak ona uyulması mucizeleri gerçekleştirdiğinde mümkün olabileceği şeklindeki bir yol belirlenmeye çalışılması ve beklentisi de vardır.
        Ancak kişi kalp yolundan uzaklaştırdıkça bunun ruha yansımalar, katmerleşerek devam eden umursamazlıkla onu hayattan kopabilecek olaylar devreye sokulmaya çalışılmış olabilir. 
        İslam dininin gereği olarak “Bir elin verdiğini dğer el görmez” nasılsa uygarlık nimetlerinden yararlanılması anlamında, daha çok taşraların fakirlerinden devşirilen ve ihanete zorlanan bir nesil yeştirilerek devlete içinden saldırılır.Ancak başarılamayacağından endişelenler ülke yönetimlerinde etkili olan politik yapılanmalara ülke sorunlarını aşmak için değil milli duyarlılıkları alenen bozmaya tahrik anlamında devlet erkine müdehalede bulunabildiler. 
        İşte bu tarih 19 Mayıs 1919 da başlayan milli mücadelenin 15 Temmuz 2016’da millet vicdanında onlara karşı zaten var olan kuşku ve endişenin artık sınırları zorlayan bir karşı koyma ile tarih milli mücadelede ciddi beklenen aşamanında geride kaldığına şahit olmuştur. 
        Ancak bu başlayan mücadelede yenileri daha gelebileceğinden de kuşku yoktur. Çünkü hukuktan rahatsız olan ve buna karşı bin beşyüz yıldan beri diş bileyen de çok vardır. 
        Hatta onlar bu söz konu saldırılarda anjiyolar olarak görev yapan bir değişik politik yaklaşımın da en sert taraftarlarıydılar. Ve şimdi bu iki yaklaşım arasında nasıl bir ilişki kurulabildiği de gelişen olaylarla daha yakından izlenebilecektir. 
        Şu halde milli mücadeleye İstiklal harbi denmiş oluyorsa, bu harbin de aşamaları vardır. 15 Temmuz 2016 bu şamaların en ciddi engelinin aşıldığı tarihtir. 
      Bu tarih devlet erkini silahlı kuvvetlerin dahil olduğu uluslar arsı kuruluşlardaki yönetim anlayışlarındaki güvensizliğe işaret eder.
        Bunun bir sonucu olarak ülke içerisindeki cereyan eden olaylar hakkındaki yanlış anlaşılmalara da daha doğru yaklaşım getirilmesi, buna göre bütün milletleri huzura kavuşturabilecek hukuk anlayışında ne kadar derin tarih izleri bulunduğunun belirlenmesinde önemli bir katkı yapılabileceğini akla getirir. Tabii ki doğal olarak doğru hukuk ile yaşayanlar için.

YORUMLAR Üye Girişi

Bu Yazıya Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Manşet 61 Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları

TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ İLE BİR FENOMENDİR8 Aralık 2017 Saat: 19:54
Bir ülkenin tarih ve ekonomik politikalarının belirginliği onu aynı zamanda diğer toplumlarla da nasıl sosyal ve siyasi ilişkisinin olabileceğini belirler.
SOSYAL BİLİMLERDE GEREK DUYULAN ÖNDERLİĞE FARKLI BİR YAKLAŞIM3 Aralık 2017 Saat: 20:55
İstanbul şehri Stanbolık adıyla tarihte Turaniler tarafından kurulduğu, 6000 yıl önce de bir hayat görüşünün ifadesi olarak haç işareti ulusal bir sembolü olduğu arkeoloji kayıtlarında vardır.
AKREP YELKOVANLA KADRAN ÜSTÜNDE BİR DAHA ...2 Aralık 2017 Saat: 20:59
Saat kadranı üzerindeki akrep, yelkovan dünyayı doğallık içinde dönerlerken, geçen zamanda yapılanlar insan oğluna, onur mu yoksa bir kara kitap sayfası mı oluşturmakta olduğu kuşkusuz hemen her düşünebilenin, aklından geçirebildiği
GÜÇ DENGELERİ OLUŞUMUNDA LİSAN BİR FENOMENDİR1 Aralık 2017 Saat: 23:17
Lisan birliği, bilimin türlü alanlarında, devlet yönetimlerinde daima fenomendir. Tarih boyunca Asya’da kurulan güçlü devlet yönetimlerinde daima devletin kurucusu olan milletin lisanı etkilidir.
TARİHİN DERİNLİKLERİNDE DEVLET İZLERİ ARAMAK27 Kasım 2017 Saat: 21:42
Bilinen kadarıyla insanlığın teşkilatlı yaşama tarihinin derinliklerinde bu günkü uygarlık ile adı anılanların atalarının Çin’de Asyalıla0r olarak kurdukları bir devlet vardır.
Tüm Yazıları