TÖRE

         İnsanların yaşayışlarını düzenleyen hukuksuz bir davranış kurallarıdır. Doğuştan itibaren eşit yaratıldıkları söylenegelmekle birlikte kadınlar aleyhine bozulduğu şeklindedir. Doğu ve güneydoğu illerimizde kadına cinsel bir obje ve potansiyel suçlu olarak görülmektedir.

            Töre ve namus cinayetlerinin gerçekleşmesinde geleneksel geniş aile yapısının etkisi vardır. Bu aile yapısında medeni açıdan kadına biçilen rol kısıtlıdır. Ailenin karar verme süreçlerine etkisi olan aile büyükleri bulunmaktadır. İşte buna aile meclisi denir, bu meclis üyeleri arasında ne yazıktır ki kadınlar yani anne, babaanne, baba ve diğer namuslu erkekler bulunmaktadır. Cinayetlerin işlenmesinde en önemli nedenlerden biri toplumsal, çevresel baskıdır. Nasıl bir anlayışsa meselenin özünden uzak konulan bir anlayıştır.

Bu bölgelerde töre gereği öldürülen sözde namussuz kız ve kadınların dışındaki namus anlayışı ve ahlaksızlığın boyutları incelemeye değerdir. Erzurum da Ukrayna pasaportlu hayat kadınıyla cinsel ilişkiye girenlerin sayısı binlerce iken, son dönemde Mardin ilinde 13 yaşındaki kız çocuğunu tecavüz edenlerin sayısı 26 kişidir. Bu iki olay ahlak ve namus anlayışını anlatmaya yeter de artar bile…

Ya bilinmeyenler.

Çocukluğumuz ve gençliğinizde batı toplumlarının ahlaksızlık anlayışı çarpıtılarak anlatılmış kadın erkek eşitliği demeye yanaşmamışlardır. Batı toplumlarında açıklık, eşitlik ve aleniyet söz konusu iken, Müslüman toplumlarında cinsellik bir tabudur ve de gizlidir. Kadın ve kızlar cinsel meta görüldüğünden saldırıların ardı arkası kesilmeyerek artacaktır. İşte tam bu noktada doğu bölgeleri hatta tüm ülkemizde çocuk yaşta akrabalarınca tecavüze maruz kalan kız çocuğunda cinsellikle ilgili bilgi eksikliğinden dolayı da istemeden hamile kalmaktadır.

Sonuçta bellidir.

Namuslu aile namussuz kızı öldürerek sözde temizlenmektedir, bu kısır döngü sürgit devam ederek daha çok canlar yanacaktır.

Yapılan bazı araştırmalar küçük yaşlarda uygunsuz deneyim yaşayan çocuk gençlerin hayatlarında ilk defa değerli oldukları duygusunu yaşadıklarını göstermektedir. Evliliklerde eş seçimi konusunda da özgürlüğü elinden alınan kız çocuklarının bazen de aile bireyleri tarafından kendisinden çok yaşlı bireylerle evlendirilmektedir. Bu durumda kız çocuğu ya durumunu kabullenip fiziksel, duygusal, sosyal açıdan gelişimi ya da kişiliği tam oturmadan çocuk yaşlarda anne, eş olma gibi büyük sorumluluk altına girecek ya da hazır olmadığı ve istemediği bu dayatmalardan kurtulmak için evini terk ederek kaçacaktır.

Aşiret aile meclisi de ceza yasalarındaki boşluktan yararlanarak bu olaylarda suçu genelde çocuklara yaptırdığı ya ada onların üzerine yıktığı görülür. Olayların hukuki boyutuna da bakıldığında genelde azmettiricilerinin olayın dışında kaldığı görülür.

İşte burası vahşice ve ahlaksızcadır.

Nasıl oluyor da bu ahlak düşkünü aile meclisi anne, baba, babaanne 13 yaşındaki kız çocuklarını 70 yaşında hem de 4 eşi olan ihtiyarlara hiç çekince görmeden peşkeş çekiyorlar, pazarlıyorlar anlamak ta olanaklı değildir. Ahlak anlayışı bu ise başka söze de gerek yoktur.

Tecavüz ettikten sonra kıza kendini as diyerek baskı yapanlarda, öldürenlerde çoğu zaman amcaoğlu, dayıoğludur. Görülüyor ki bu bölgede tam bir ilkellik soysuzluk, hayvani duygu ile hareket ve kokuşmuşluk söz konusudur. Tüm bu pislikler içerisinde ezilen ve yok olan ise genç kızlarımızdır.

Bu insanlık dışı olay karşısında Kürt milletvekilleri, aydınları, siyasetçiler, hukukçular ve devlet kadını koruma adına neler üretmişlerdir irdelemede yarar vardır. Süregelen zamanda kanayan yaraya neşter vurulmadığı gibi, son on yıldır ülkeyi yönetenler yüzlerce kanun yapmışlar, anayasanın büyük çoğunluğunu değiştirmelerine karşın tatmin olamamışlardır. Sivil anayasaydı, yeni, anayasaydı gibi söylemlerle toplumu kandırmaktadırlar.

Devlet kadınını kızını koruyamamaktadır.

Siyasetçilerin ve ülkeyi yönetenlerin kadına bakış açısı yanlıştır. Genç kadın savcılığa beni koruyun demesine rağmen hunharca katledilmektedir.

Kürtçe anadilde konuşmak istiyoruz söylemleri bir palavra ve aldatmacadır hiçbir sorunu çözmeye yönelik değildir.

Öncelikli olarak feodal yapıyı besleyen bataklık kurutulmalıdır.

Ağalık düzeni ve yapısına son verilmelidir

Bu bölge insanları toprak sahibi olmalıdırlar

Doğu bölgesi insanı özgürce ve çağdaş bir yaşama kavuşturulmalıdır

Töre cinayetlerinden birinci derecede aşiret reisleri, şeyler ve aile meclisleri sorumlu tutulmalı, cezalandırılmalı ve bu yapıda sonlandırılmalıdır. Zaten Avrupa ya giriş kapısı da bu önlemleri almaktan geçmektedir.

Trakyalı, Egeli, Karadenizli, Marmaralı kızlarımız ve insanların yaşadığı güzellik, hoşgörü, sevgiyi ve özgürce yaşamı neden doğulu kızlarımız yaşamasınlar ki doğulu kızlarımızın da bunlara ihtiyacı vardır. İnsanı insan yapan erdemlilik, iyilik, acıma duygusu, sevgi ve hoşgörüden yoksun başkalarının malına namusuna saygı duymayan ve hakseverlikten uzak yaşam sürenlerin edep ve namustan bahsetmeye hakları olamaz. İşte doğu illerimizde yaşanan kadınlara yönelik şiddet ve öldürme olayında tam bir trajedi ve kadını yok saymaktan öteye bir şey değildir.

Utanın

Hayatta en değerli şeylerden biri de utanmaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner1