Trabzon’da , Gazeteciler Cemiyeti Başkanı seçimi yapıldı geçen hafta 4 Nisan’da. Gördüklerim, hissettiklerim midemi bulandırdı,  aklımı karıştırdı ve paranoyaklığım tuttu beni…  

Bir yığın sıkıntısı olan ve birkaç tane üyesi bulunan ama koca salonda seçim için bile toplanan üyeler parmakların adedi kadar kişi vardı. Onların da yarısı, gelen üyelerin, bizim gibi eşi-dostu. Konuşanlar ve divan, koltuklara konuşuyorlardı.

Bu ayrıntıları neden belirtiyorum biliyor musunuz? Bu kadar az üyesi ve katılımı olan, Gazeteciler Cemiyeti Seçimi gibi güzide bir birliğin olduğu yerde bu kadar büyük entrikalar nasıl dönüyor, onu anlayamıyorum.   

Trabzon’un hali ne olacak böyle. Birileri, her fırsatta oynamaya devam ediyor galiba Trabzon üzerinde! Yani gördüğüm o ki;  bazı üyeleri, birileri parmağının ucuyla dansöz gibi oynatıyor da onlar da farkında değiller!

“Sen ne diye karışıyorsun bu işe” diyeceksiniz şimdi, değil mi? “Üyesi bile değilsin.”  İşte şimdi orada duralım. Burası benim ilim. Burası Trabzon ve ben de burada yaşıyorum. Buraya yapılan her haksızlık, her yanlış benim canıma dokunur.  Trabzon’u karalamaya, birbirine düşürmeye, birliğini bozmaya yönelik her tavır ve tutum bana dokunur kardeşim.  Yok öyle kelime-i kübradan konuşmak… Üstelik “bir haksızlık gördüğünde susan dilsiz şeytandır” demez mi bizim dinimiz?! Ben münafık değilim, ben ikiyüzlü değilim, ben akşamdan söz verip sabaha sözünü yutan hiç değilim. Ben; sözü namus bilen ve hayatım boyunca “insan” olmaya çalışan, “insana bezemeye” çalışan biri değil… Benim 30 yıllık kamu görevimde sicilime, bütün amirlerim tarafından “adil” ifadesi yazılıdır.   

Bazı üyeler birbiri arkasından entrikalar peşindeler. Yaa Allah aşkına, üç-beş kişisiniz şunun şurasında. Nedir alıp veremediğiniz? Şahsen tanımıyorum ama bazıları var ki herkesin listesinde, asıl üye olarak yer almış. Bunu görünce arkadaşlara sordum ve işin içinde bir bit yeniği olduğunu o zaman anladım.  Bir de istemediği birinin listesine yazılmış olduğunu gören Sn. Cemile Keskin Hanım, mikrofonu aldı, kalktı ayağa, dîvana “ beni falanca listeye yazmışlar, ben orada olmak istemiyor, benim ismimin oradan silinmesini istiyorum, çizin adımın üzerini” diye yüreklice haykırdı salonda… Gerçekten tebrik ettim, bir hanımefendi böyle bir cesaretle (hani erkekçe derler ya), dürüstçe çık ortaya. Ama o herkesin listesinde yer alanlar bundan hala ders almadılar…!

TGC başkanlığına aday olanlardan biri var ki, arkasından dönen dolapları duyunca şok oldum. Yanımdaki arkadaşımdı, dostumdu.  Bir daha döndüm, yüzüne şöyle bir baktım ve içimden dedim ki; ya sen ne tehlikeli biriymişsin birileri için…! Bir yandan İç İşleri Bakanı’mızın Güneydoğu Koordinatörü, güneydoğu için sağ kolu. Üstelik Sn. Soylu’yu çok seven Trabzon halkı Sn. Soylu’nun adamı için neden böyle yapıyorlar?! Güney Doğu Kardeşlik Projesi ile önemli bir gelişme ve değişim sağlayan güneydoğunun hatırı bu mu olmalıydı? Omuzlarda taşınması gereken kişiye arkasından döndürülen dolaplara bakar mısınız. Bazı üyeler tehdit ediliyor ki “ Sn. Ahmet Külekçi’ye oy vermeyin… ” vay vayy… Bu ne densizlik…

Sözün özü, aklıma ne geldi biliyor musunuz? Ben biraz paranoyağım bu konularda. Terör örgütü .. KK, Trabzon’a giremedi diye, Sn. Külekçi’den bu yolla öc mü alıyor dersiniz…! Onu, bakanın gözünde pasifize etmeye mi çalıştılar bu yolla acaba…! “Bu işin arakasında onlar mı var” diyorum, kendi kendime. Çünkü Sn. Külekçi, Sn. Bakan Soylu’nun talimatıyla Güneydoğu’da birilerinin ayağına basıyor. AK Partinin oyları o bölgede öneli ölçüde yükseliş sağladı. Tabii ki bütün o yükselişi Sn. Külekçi’nin payına yıkmıyorum ama onun da çok önemli katkıları, payı var. Sürekli o bölgede dolaşıyor. Hem bu proje önemli bir proje, ben de naçizane bezen gittim ve gördüm.

Çünkü emniyet, bir olayı çözerken “ sebep-sonuç” ilişkisi formülüyle yola çıkar… Ben de buradan yola çıktım ve bu yerel seçimlerde .. KK partisi, Trabzon’dan Belediye Başkanlığı’na aday gösterecek birini aramıştı ve karşılığında da 250 bin TL verecekti. Ardından 20 polis de onu koruyacaktı ama kimseyi bulamadılar.

Hani “su uyur, düşman uyumaz” derler ya.   Nice, bizim göremediğimiz “olmaz” dediğimiz olayları sonradan duyunca “ yok beee” demişizdir… Onların bir tek giremedikleri yer Trabzon’du…  ( Mümin sağlam)

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner1