Anadolu’nun bir köyünde Cuma namazı kılınırken camiye bir hırsız dadanmış ayakkabı çalıyormuş.

Bir, iki derken

Köylüler önlem alıp sonunda ayakkabı çalan hırsızı yakalamışlar,

Ne yapalım

Nasıl ceza verelim tartışmasına başlamışlar, jandarmaya teslim edelim, adliyeye şikâyet edelim fikirleri tartışılırken, biri çıkıp hayır bu hırsıza verilecek en büyük ceza biz bunu imam yapalım fikrini ortaya atmış,

Bu sayede hırsızlıkta önlenmiş olur,

Hırsızı imam yapmaya karar vermişler.

Başka bir köye tayin ettirilerek göreve başlatmışlar.

Belli bir zaman sonra da bizim imam ne haldedir diye imamlık yaptığı köyün insanlarına soralım demişler.

İmam olarak atandığı köyde de ayakkabılar çifter olarak çalınıyormuş…

Yahu nereden gönderdiniz bu imamı Cuma namazı kıldırırken iki hırsız tutarak her hafta iki çift ayakkabı çaldırtıyor köy halkında ayakkabı bıraktırmadı demişler.

Sorduklarına mı şaşırsınlar

İmam yaptıklarına pişman mı olsunlar…

İşte memleketimizin insan manzaraları ne acıdır ki böyledir.

Başlangıçta siyasette sahne alanlar doğru, dürüst olduklarına dair söylemleriyle insanları kandırmaktadır.

Oysa doğruluk zaten olması gereken bir yaşam biçimi değil midir?

İnsanların büyük bir bölümü yoksullukla mücadele ederken siyaset yapanların yolsuzluk ve rüşvet gibi çirkin işlere bulaşmalarını ne ile ifade etmek mümkündür, bizler bu insanları ne ile suçlandırabiliriz ki.

Önce

İnsanda hayâ

Vicdan

Sonrasında

Birde tanrı korkusu olmalıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner130

banner220

banner133