FITRATIN KANVASINDA ÇİZİLEN PİŞMANLIK:
Nesli İfsad Eden Estetik Yanılgı, Piercing ve Dövme...
Ne yazık ki eski ilkel toplumlarda yapılan bir tuhaf adet şeytani bir sirayetle moda ve kültür adı altında insanımıza benimsetilmeye başlandı...
Bedene bin bir eziyet ile çizilen dövme, yüzün safiyetini yok eden delikler ve metal tuhaflıkları...
Oysa!!!
Beden Bir Emanettir, Reklam Panosu Değil!
Erdemli birey kimliğinin inşası, ne modernizm ne de sosyal basının geçici hevesleriyle yapılabilecek basit bir iş değildir; asırlar süren bir edep ve tevazu mirasından beslenir.
Bugün, bu mirasın tam kalbinden bir sarsıntı yaşıyoruz.
Sokaklarda, ekranlarda her an karşımıza çıkan dövme ve piercing salgını, sadece fıkhi bir yasak olmanın ötesinde, kadim medeniyetimizin bedene yüklediği kutsallık ve emanet mefhumundan açık bir kopuştur.
BEDENİ, geçici benlik arayışlarının bir "REKLAM PANOSU" veya anlık bir modanın "TUVALİ" olarak görmek, nefsin terbiye edilmesi sınavında sınıfta kalmanın dışsal bir göstergesidir.
Oysa İslam ahlak felsefesine göre beden, Allah'ın bize bahşettiği Fıtratın korunması gereken en değerli mekândır.
Dövmenin haram kılınmasının temel dayanağı olan Tağyir-i Halkullah (Allah'ın yaratılışını değiştirme) prensibi, bir estetik tercihi yasaklamaktan ziyade, insanın kendi doğasına ve yaratılışındaki mükemmelliğe karşı çıkışını kınar.
Peygamber Efendimiz’in (s.a.s.), bu eylemi yapan ve yaptıranları rahmetten uzak sayması, meselenin salt bir cilt modifikasyonu değil, ahlaki ağırlığı olan bir isyan hali olduğunu gösterir.
Nesli İfsad Eden Popüler Kültür Zehri...
Bu uygulamaların yaygınlaşması, maalesef nesli ifsad eden (bozan, yoldan çıkaran) bir sosyal sapmanın işareti olarak okunmalıdır. Zira arkasındaki motivasyon, incelik, görgü ve terbiye (edep) ile süslenmesi gereken genç ruhu, dışa dönüklük, dikkat çekicilik ve kalıcı markalama arzusuyla zehirlemektedir.
Bunun ne kadar büyük bir yanılgı olduğunu gösteren ilginç haberler de yok değil...
Bitmeyen Pişmanlık Vakaları
Amerikan Dermatoloji Akademisi verilerine göre, dövme sildirme talepleri son on yılda rekor seviyelere ulaştı. İnsanların %75’inden fazlası, yaptırdığı dövmeden ilerleyen yaşlarda pişmanlık duyuyor. Gençlik heyecanıyla alınan kalıcı kararların, ileride hem psikolojik yük hem de ciddi maliyet getirdiği somut bir gerçek.
Kariyer Engelleri
Bazı kurumsal sektörler, özellikle özel güvenlik, bankacılık ve hukuk gibi 'CİDDİYET' gerektiren alanlar, görünür dövme ve piercingi hala bir reddedilme sebebi olarak görüyor.
Bir anlık heves, bireyin gelecekteki kariyer yolculuğunun önüne kurumsal bir engel olarak çıkıyor. Gençleri gelecekteki bu somut risklerden koruma sorumluluğumuz yok mu?
Tıbbi Riskler Geri Dönüyor
En ilginci, son dönemde dövme mürekkebi kaynaklı alerjik reaksiyonlar ve hatta enfeksiyonlar haberlere daha sık konu olmaya başladı. Gündelik hijyen kaygılarının bile arttığı bu dönemde, bedene kalıcı ve yabancı maddeler zerk etmenin tıbbi riskleri görmezden gelinemez.
Gençlerin nefs terbiyesi yerine nefsin tatmini yolunu seçmesine neden olan bu kültürel akım, aslında bir özgüven eksikliğinin dışavurumudur.
Kişiliğini içindeki değerlerle değil, dışındaki figürlerle tanımlamaya çalışan bir nesil, geleceğin nizamını nasıl kuracaktır?
Sadeliğin Zarafeti: Osmanlı Mirasından Bir Ders
Bizim medeniyet mirasımız, zarafeti ve sadeliği temel almıştır. Osmanlı'nın o ince estetiği, gösterişte değil, edepteki derinlikte saklıydı. Dışarıya haykırarak kendini ispatlama telaşı yerine, içteki erdemleri yeşertme çabası vardı.
Bugün, geçici bir sosyal kabul veya bireysellik arayışı uğruna bedeni kalıcı olarak markalamak; o ince, zarif ve ilahi etiketi kasten yıpratmaktır.
Mesele salt bir estetik tartışması değil, bütüncül bir ahlaki sorumluluk meselesidir.
Gençlerimizi, bu kalıcı pişmanlık ve kurumsal engeller tuzağından çekip çıkarmak, onlara bedenin bir emanet olduğunu ve asıl güzelliğin güzel ahlak ile elde edileceğini öğretmek, hepimizin boynunun borcudur.
Fıtratı bozmak, sadece dinen değil, medeniyet ahlakı açısından da en büyük sapmadır. Bu sapmanın önüne geçmek, gençliği bilinçlendirmek, nesli ve geleceğimizi korumaktır. (D. Dağ’dan alıntı)