Türkiye Emekliler Derneği 1970 yılında kurulmuştur. Trabzon Şube Başkanlığımız 1975 yılında faaliyete başlamıştır. S.S.K,Bağ-Kur ve Emekli Sandığı ‘ na mensup 8.000 (Sekiz bin) üzerinde üyesi ile ilimizin en büyük sivil toplum örgütüdür.
Kentimizde S.S.K:95.267
Bağ-kur: 29.762
ES :24.255 olmak üzere toplamda 149.284 emekli yaşamaktadır.
TÜFE ve TEFE’de en pahalı kent TRABZON. İlimiz emeklilerinin 100 bin kişisi açlık sınırının altında maaş almaktadır. Ömrünün en güzel yıllarını güzel ülkemizin imarı için harcayan bu günün emeklilerine, yaşlılarına, dul ve yetimlerine hizmet etmek için maraton koşan derneğiz.
Trabzon Şube başkanlığı olarak talep ve beklentilerimizi aşağıya maddeler halinde bir kısmını sıraladık.
.
hakkı olarak kabul edilmiş ve devletin en önemli görevleri arasında sayılmıştır. Sosyal güvenlik hakları ve emekli aylığı seviyeleri, sosyal devlet ve refah devleti olmanın da birinci koşulu olduğu gibi, her ülkenin gelişmişlik göstergesi olarak değerlendirilmektedir.
Sosyal güvenlik; evrensel sözleşmelerde temel bir insan hakkı olarak görülmüş, demokrasi ile yönetilen ülkelerin anayasalarında en temel madde olarak değerlendirilmiştir. Bu bakımdan, anayasamızda vazgeçilmez temel bir insan hakkı olarak yer alan soysal güvenliğin kapsamı genişletilmeli ve sağlanan haklar geliştirilmelidir.
2. İNTİBAK SORUNU GERÇEK ANLAMDA ÇÖZÜLEMEMİŞTİR
2000 öncesi SSK emeklilerine 6283 sayılı Kanunla intibaklar yapılmış ve 1 Ocak 2013 itibariyle intibak farkları emekli aylıklarına ilave edilmiştir.2000 öncesi emekli olanların intibak aylıkları ile 2000 sonrası intibak yapılmayan emeklilerin aylıkları, prim kazançları ve prim ödeme gün sayıları aynı olmalarına rağmen, emekli aylıklarında farklılıklar oluşmuştur. Sosyal güvenlik kuruluşlarının kendi içindeki objektif olmayan farklılıklar giderilmeli ve ortak standartlar oluşturulmadır. Taban aylıklar ve gelirler eşitlenmeli ve bu seviyenin tespitinde insan onuruna yaraşır hayat seviyesi dikkate alınmalıdır. Sosyal güvenlik kuruluşlarının standartlarındaki farklılıklar yasal düzenlemelerle intibak yapılarak giderilmelidir.
3. AYLIK HESAPLANMA PARAMETRELERİDEĞİŞTİRİLMELİ
Sosyal güvenlik sistemimizde, farklı statülere göre mevzuatın düzenlenmesi, norm ve standart birliğini bozan uygulamaya dönüşmüştür. Emekli Sandığı mevzuatında, emekliliğe esas alınacak derece/kademe ve göstergeler ile birlikte diğer hak edişleri üzerinden aylık bağlanmaktadır. SSK ve Bağ-Kur sigortalılarının aylıklarının hesaplanmasında çalışılan dönemlerde yürürlükte olan kanun hükümlerine göre, karma sistem üzerinden aylıklar hesaplanmaktadır.
5510 sayılı Kanunun aylık hesaplanma parametrelerinde dikkate alınan güncellenme katsayısı ve aylık bağlama oranı yetersiz kaldığından, prim ödeme gün sayısını yerine getirenlerin istihdamda kalmaları durumunda emekli aylıklarında kayıplar öngörüldüğünden, çalışmama eğilimi artmaktadır. İstihdamda kalmayı teşvik eden ve çalışma süresi uzadıkça, emekli aylığını artıran değişikliklere gidilmelidir. Emekli aylıklarındaki düşmenin önlenebilmesi için, güncellenme katsayısında yer alan gelişme hızının yüzde 30?u yerine yüzde 100?ü benimsenmelidir. 4447 sayılı Kanun dönemindeki gibi, ilk 10 yılın aylık bağlama oranı her bir 360 gün için yüzde 3.5, sonraki günler için her bir 360 güne yüzde 2 aylık bağlama oranı getirilmelidir. Alt sınır aylığı aylık bağlama oranı yüzde 60 olarak benimsenmelidir.
4. EMEKLİ ZAMLARI EŞİTLENMELİ
İşçi ve Bağ-Kur emeklilerinin aylık artışları 6’şar aylık enflasyona bağlıdır. Memur emeklileri ise 6289 sayılı Kanunla; memurlarla yapılacak toplu sözleşmenin hükümlerine göre zam uygulanmaktadır. Bu durumda; emekliler arasında fark doğduğu takdirde bu farkı ortadan kaldıracak düzenleme yapılmalıdır.
5. GELİR VE AYLIKLARINARTIŞINDA REFAH PAYI DİKKATE ALINMALIDIR
İşçi ve Bağ-Kur emekli aylıklarının, 4447 ve 5510 sayılı Kanunlarda sağlıklı olmayan ve Derneğimizin de karşı çıktığı; aylık/altı aylık enflasyon artışlarına endekslenmesi, emekli aylıklarının artışını sınırlı tutmuştur. Bu sistemin yetersizliği görüldüğünden, bazı yıllar farklı Kanunlar ile emekli aylıklarında seyyanen veya yüzdeli artışlara gidilmiştir.
Gelir ve aylıkların artışında temel alınan Türkiye İstatistik Kurumu tarafından hesaplanan tüketici fiyat artışlarının koruyucu bir sistem değildir. Emekliyi temsil etmeyen bir çok harcama kaleminin genel enflasyon içerisinde yer alması, emeklilerin harcamalarındaki artışı aşağı çeken bir uygulamaya dönüşmüştür. Sonuç olarak,5510 sayılı Kanun'un gelir ve aylıkların artışını enflasyona endeksleyen hükmü değiştirilmeli, emeklilere refahtan pay verilmelidir.
6.2002, 2006, 2008 YILLARINDAKİ ZAM FARKLARI ÖDENMELİDİR
4447 sayılı Kanun'un geçici 4. maddesine göre memur aylıklarının artışı ile işçi ve Bağ-Kur emeklilerine yapılan artışın kıyaslamasından oluşacak farkları öngören 1 Kasım2002 Kararnamesi'nin uygulanmaması, 2007 yılında Bütçe Kanunu ile öngörülen2006 yılı enflasyon farkının eksik hesaplanması Derneğimizce yargıya götürülmüştür. Keza 2008 yılında da Bütçe Kanunu ile engellenen aylık enflasyon farklarından doğan alacaklarımız da AİHM’ e taşınmıştır. Emeklilerin, kanunlar ve kararnameler gereği alacakları yargı süreci beklenmeden ödenmeli ve emekliler daha fazla mağdur edilmemelidir.
7. VERGİ İADESİ KARŞILIĞI GETİRİLEN EK ÖDEME ORANLARI
YÜKSELTİLMELİDİR
Vergi gelirlerine bakıldığında, dolaylı vergilerin oranının yüzde 70 olduğu açıkça görülmektedir. Emekliler her türlü harcamalarında KDV, ÖTV gibi toplumda gelir eşitsizliği getiren ödemelerde bulunmaktadır. Emeklilerin ödediği dolaylı vergiler ile gelirlerin bir bölümü geri alınmaktadır. Önceki dönem uygulamalarında daha yüksek bir oranda vergi iadesi alınırken, 2006 yılından itibaren kaldırılan vergi iadesinin karşılığı olarak, emeklilere yüzde 4-5arasında bir ek ödeme yapılmaktadır. Emekliler harcamalarında yüzde 8-18arasında vergi öderken, kendilerine yüzde 4-5 arasında bir ek ödemenin yapılması yetersiz kaldığından, ek ödeme oranları en az yüzde 8-9’e yükseltilmelidir.
8. EMEKLİYE ÖDENEN PROMOSYONÖDEMELERİ İYİLEŞTİRİLMELİ
2007/21 sayılı Başbakanlık genelgesi gereğince çalışanlara yapılan promosyonun ölçülerinin aynı şekilde emeklilere verilen promosyon ödemelerinde dikkate alınmaması büyük bir eşitsizlik örneği olmuştur. Sosyal Güvenlik Kurumu, bankalarla gerekli olan sözleşmeyi yapmış ve aylık seviyelerine göre üç kademe üzerinden promosyonların ödenmesi önemli bir başlangıç olmakla birlikte, tutarlar düşük kalmıştır.
Bu nedenle, SGK ve bankalar arasında yapılan sözleşmeler revize edilmeli, 2007/21 sayılı Başbakanlık Genelgesi esaslarına göre promosyon ödemelerinde iyileştirmelere gidilmelidir.
9. EMEKLİDEN KATILIM PAYI ALINMAMALIDIR
Sağlık hizmetlerinin tek elden yürütülmesi doğru bir uygulamadır. Emeklilerin, istedikleri kamu ve özel sağlık kuruluşlarına gitmesi olumlu olmakla birlikte katkı payı, reçete payı ve ilaç fark ücretinin emeklilerden alınmaması sağlanmalıdır. Çalıştıkları dönemlerde vergi ve sağlık sigorta primini uzun yıllar ödeyen emeklilerin içinde bulundukları koşullar ve yaşları dikkate alınmalı ve katkı paylarından muaf tutulmalıdırlar.
10. SOSYAL GÜVENCESİOLMAYAN KIZ ÇOCUKLARI KORUNMALIDIR
6111 sayılı Torba Kanunu ile 1 Ekim 2008 öncesi dönemlerde çalışmayan ve evli olmayan kız çocuklarının durumunda değişiklikler olması durumunda kesilen sağlık yardımlarını kaybediyordu. Torba Kanunu ile bu hak kaybı giderilmiş ve durumlarında değişiklik olan kız çocuklarının; iş bulması ve yeniden işsiz kalması, evlenmeleri sonrasında boşanmaları durumlarında anne ve babalarından aldıkları sağlık yardımlarına yeniden kavuşmaları olumlu bir değişiklik oldu.
1 Ekim 2008 öncesinde anne ve babalarından aldıkları sağlık yardımlarının 1 Ekim 2008 sonrası sürece yeni dahil olan kız çocuklarının eğitimleri ve 25 yaş sınırı ile sınırlı tutulması, eşitlik ilkesine aykırı bir uygulama olmuştur. Bu nedenle, tarih ayrımı yapılmadan kız çocuklarının sağlık yardımlarında eşitlik sağlanmalıdır.
11. EMEKLİYE DESENDİKA HAKKI TANINMALIDIR
Ülkemiz tarafından onaylanmış olan Uluslararası sözleşmelere uygun biçimde ve Anayasa'nın 90. Maddesi'ne eklenen son fıkra gereği; emeklilere de sendika hakkı tanınmalıdır. Çağdaş demokrasilerde öngörüldüğü şekliyle, emeklilere de toplu sözleşme yapabilme hakkı sağlanmalıdır.
12. EKONOMİK VE SOSYAL KONSEY'DEEMEKLİLERE DE TEMSİL HAKKI TANINMALIDIR
Demokrasinin vazgeçilmez yapılanmaları arasında yer alan Ekonomik ve Sosyal Konsey'in hayata geçirilmesi olumlu bir gelişmedir. Ancak bu demokratik yapılanma içerisinde sosyal grupların temsilcisi konumundaki sivil örgütlenmelere yer verirken emeklilerin bu platformda temsilinin gerçekleştirilmemiş olması doğru bir yaklaşım değildir. Konseyin yapısı yeniden düzenlenmeli ve temsil kapsamı genişletilerek emeklilerin de bu yapıda yer alabilmeleri sağlanmalıdır.
- SOSYALGÜVENLİK DESTEK PRİMİ EMEKLİ AYLIKLARINA YANSITILMALIDIR
İş sözleşmesiyle çalışan emeklilerin prime esas kazançlarından kesilen ve sosyal güvenlik sisteminde karşılığı bulunmayan, sosyal güvenlik destek primi uygulamasıyla ödenen pirimler her yılsonunda emekli aylıklarına yansıtılmalıdır. Böylelikle, çalışan emeklilerin aylıklarında bir iyileştirme sağlanacak, ödenen primler karşılığını bulacaktır.
14. MEMURLUKTAN AYRILMIŞ EMEKLİLERİN İKRAMİYELERİ ÖDENMELİDİR
Memuriyet görevinden herhangi bir sebeple ayrılarak bir başka sigorta kolundan emekliye ayrılmış olan kişilere, memuriyette geçen görev süreleri için Anayasa Mahkemesi’nce uygun görülen ikramiyelerinin ödenebilmesi için gerekli yasal düzenlemeler en kısa sürede yapılmalıdır. Mevcut halde yapılmış olan düzenleme Anayasa Mahkemesi kararlarına aykırıdır.