Türk Nöroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Murat Terzi ve MS Çalışma Grubu Moderatörü Prof. Dr. Cavit Boz’un ortak açıklamasıdır.
Türk Nöroloji Derneği, her yıl 30 Mayıs’ta kutlanan Dünya MS Günü kapsamında Trabzon Ayasofyası’nı özel renklerle ışıklandırarak Multipl Skleroz hastalığına yönelik küresel farkındalık kampanyasına güçlü bir ses katıyor. Tarih, mimari ve tıp bir kez daha buluştu; Karadeniz’den tüm dünyaya bir umut mesajı yükseldi.
30 Mayıs – Dünya MS Günü: Neden Bu Gün Önemli?
Her yıl 30 Mayıs’ta dünya genelinde yaklaşık 2,8 milyonu aşkın bireyi etkileyen Multipl Skleroz (MS) hastalığı için farkındalık etkinlikleri düzenlendi. Dünya MS Günü; hastaların sesine kulak vermek, toplum farkındalığını arttırmak ve araştırma ile tedaviye destek çağrısı yapmak amacıyla küresel ölçekte kutlanan anlamlı bir gündür. Bu dayanışma günü, yalnızca hastaların değil yakınlarının, bakım verenlerinin ve sağlık profesyonellerinin de aynı umut etrafında buluştuğu, ortak umudun tazelendiği anlam yüklü özel bir gündür.
Tarihin Işığında Bir Farkındalık: Trabzon Ayasofyası
Trabzon Ayasofyası, 13. yüzyılda inşa edilmiş; tarih boyunca cami, kilise ve müze olarak hizmet vermiş, Karadeniz’in en köklü mimari mirasları arasında yer almaktadır. Doğu Roma döneminden Osmanlı’ya, oradan cumhuriyet dönemine uzanan eşsiz tarihi yolculuğuyla Ayasofya, farklı kültürlerin, inançların ve medeniyetlerin buluşma noktası olmuştur. Süregelen varlığıyla umudun ve direnişin simgesi haline gelen bu kadim yapı; 30 Mayıs 2026’da MS hastalığıyla yaşayan bireylerin kararlılığını ve toplumun bu mücadeleye verdiği desteği simgelemek üzere renkli ışıklarla aydınlatıldı.
Ayasofya’nın geçmişin en karanlık dönemlerinde bile varlığını devam ettirmesi gibi, MS hastalığı ile yaşayan bireyler de her gün yeni bir direnişin ve umudun hikâyesini yazıyor. Bizler, Türk Nöroloji Derneği olarak bu özel tarihi yapıyı MS farkındalığının ışığında buluşturduk.
Multipl Skleroz (MS) Nedir?
MS; merkezi sinir sistemini etkileyen, genellikle genç erişkinlik döneminde başlayan, kronik seyirli, demiyelinizan, otoimmün bir hastalıktır. Bu süreçte miyelin kılıfı ve aksonlara yönelik inflamatuvar yanıt; lezyon oluşumuna, akson hasarına ve zamanla nörodejenerasyona zemin hazırlamaktadır. Kişiden kişiye büyük farklılıklar gösteren bu tabloda, hastalığın heterojen yapısı nedeniyle motor kayıp, optik nörit, serebellar bulgular, duysal değişiklikler, yorgunluk ve bilişsel işlev bozukluğu gibi çok çeşitli belirtiler gözlemlenebilmektedir.
MS, öngörülemeyen ve kişiden kişiye belirgin farklılıklar gösteren bir seyir izlemektedir. Günümüzde MS’in nedeni tam olarak bilinmese de hastalık hakkında yürütülen bilimsel çalışmalar, tedavi süreçlerinde önemli ilerlemeler sağlamakta; hastaların yaşam kalitesini artırmaya yönelik umut verici gelişmelere ışık tutmaktadır.
MS Kimlerde Görülür? Epidemiyoloji
MS, dünya genelinde yaklaşık olarak 2,8 milyon kişiyi etkilediği bilinmektedir. Türkiye’de bu sayının 50.000 ile 80.000 arasında olduğu tahmin edilmektedir. Özellikle şu özelliklere sahip bireylerde daha sık karşılaşıldığı gözlenmiştir:
• Genç erişkinler: Genellikle 20-40 yaş arasındaki bireyler
• Kadınlar: Erkeklere kıyasla 2-3 kat daha fazla etkilenim
• Coğrafi dağılım
• Genetik yatkınlık: Birinci derece akrabada MS varlığı; ancak hastalık tek başına kalıtsal değildir.
• Çevresel faktörler: D vitamini eksikliği, sigara kullanımı vb. faktörler risk artışıyla ilişkilendirilmektedir.
MS Nedir, Ne Değildir? Yaygın Yanılgılar
MS hakkında toplumda pek çok yanlış inanışın yer aldığı görülmektedir. Bu yanılgıların giderilmesi; hem erken tanı süreçleri hem de bireylere yönelik sosyal destek açısından büyük önem arz etmektedir:
• MS bulaşıcı değildir: Sosyal temas, yemek paylaşımı veya herhangi bir fiziksel ilişkiyle bir başkasına geçmez.
• MS tek tip bir hastalık değildir: Her hastanın semptomları, hastalık seyri ve tedaviye yanıtı birbirinden farklıdır.
• MS doğrudan ölüme yol açmaz: Günümüzde MS ile yaşayan bireyler, uygun tedavi ve takiple uzun ve aktif yaşamlar sürdürebilmektedir.
• MS yalnızca fiziksel bir hastalık değildir: Bilişsel etkilenme, yorgunluk ve duygusal dalgalanmalar da hastalığın önemli boyutlarıdır.
• MS, engellilikle eş anlamlı değildir: Erken tanı ve tedaviyle pek çok hasta normal ya da normale yakın işlevselliğini koruyabilir.
Tanı: Erken ve Doğru Teşhisin Önemi
MS tanısı; klinik değerlendirme, manyetik rezonans görüntüleme (MRI), beyin omurilik sıvısı (BOS) analizi gibi testlerin bir arada kullanılmasıyla konulmaktadır. Uluslararası tanı kılavuzu olan McDonald Kriterleri, 2017 yılında güncellenerek daha erken ve daha kesin tanıya olanak sağlamaktadır.
Erken tanının hastalığın seyrinde belirleyici bir rol oynadığı bilinmektedir. Atakların daha az ve hafif atlatılması, engelliliğin önlenmesi ve bireyin aktif yaşamını sürdürebilmesi büyük ölçüde zamanında başlanan tedavi ile ilişkilendirilmektedir. Bu nedenle yorgunluk, uyuşma ve denge sorunları gibi şikâyetlerde gecikmeksizin bir nörolog tarafından değerlendirilmek kritik önem taşımaktadır.
Klinik Seyir: MS Nasıl İlerler?
MS’in birden fazla klinik formu olduğu bilinmektedir:
• Relapsing-Remitting MS (RRMS): En yaygın form olup hastaların yaklaşık %85'ini oluşturmaktadır. Ataklar (relapslar) ile semptomların kısmen ya da tamamen gerilediği iyileşme dönemleri (remisyonlar) ile karakterizedir.
• Sekonder Progresif MS (SPMS): Başlangıçta RRMS olan hastaların bir bölümünde yıllar içinde gelişmektedir; atakların azalmasıyla birlikte kademeli bir kötüleşme gözlemlenir.
• Primer Progresif MS (PPMS): Hastaların yaklaşık %10-15'ini etkiler; başlangıçtan itibaren atak olmaksızın sürekli bir işlev kaybı izlenebilmektedir.
• Klinik İzole Sendrom (KIS): MS'e özgü, tek bir demiyelinizan atakla başlayan ve ilerleyen süreçte MS'e dönüşme potansiyeli taşıyan klinik bir tablo olarak gözlemlenmiştir.
Tedavide Güncel Durum: Umut Yolculuğu
MS tedavisinde amaç, yalnızca hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak değil; bireylerin yaşam kalitesini koruyarak günlük yaşamlarını daha bağımsız ve güçlü bir şekilde sürdürebilmelerini desteklemektir. Son yıllarda MS tedavisi alanında yürütülen çalışmalar, hastalık modifiye edici tedavilerin hem etkinliğinde hem de hastaların yaşam kalitesine katkısında önemli ilerlemeler olduğunu göstermektedir. Günümüzde bu tedaviler arasında teriflunomid, fingolimod, kladribin, glatiramer asetat, dimetil fumarat, natalizumab, okrelizumab, siponimod ve ofatumumab gibi birçok etkili seçenek yer almaktadır. Buna tedavilere ek olarak; semptom yönetimi, fizyoterapi, psikolojik destek ve rehabilitasyon, MS bakımının ayrılmaz parçaları olmaya devam etmektedir.
Geleceğe Bakış: MS'te Araştırmanın Ufkunda Neler Var?
MS kapsamında yapılan çalışmalar hız kesmeden ilerlemeye devam ediyor. Bilim dünyasının yoğunlaştığı başlıca alanlar şunlar oldu:
• Remyelinizasyon tedavileri
• Kök hücre tedavileri
• Biyobelirteçler
• Kişiselleştirilmiş tıp
• Dijital sağlık araçları
Türk Nöroloji Derneği olarak, MS alanındaki bilimsel gelişmeleri yakından takip etmeye ve
araştırma süreçlerine katkı sağlamaya devam ediyoruz.
30 Mayıs 2026’da Trabzon Ayasofyası’nın farkındalık ışıklarıyla aydınlanması, salt bir sembolik jest değil; hastalara verilen güçlü bir sözdür. Türk Nöroloji Derneği olarak MS ile yaşayan her bireyin yanında olmaya, farkındalığı her köşeye taşımaya ve bilimi umuda dönüştürmeye kararlıyız. Karadeniz’den yükselen bu ışık, dünyanın dört bir yanındaki MS’li bireylere ulaştı; karanlıkta yürüyenlere yol gösterdi.