banner128

Kuşkusuz 29 Mayıs 1453 tarihi Bulunduğumuz bölge milletleri için İstanbul’un alınması ile önemlidir. Fakat gelişmekte olan olaylarla bu önemi vurgulamak daha da fazla önem arz etmiştir.

Bölge toplulukları bir merkez kontrolünden tek tek ayrılırken de yaşananların hafızalarda canlı tutulması günümüzde yaşananların anlaşılabilmesine de ipucu olacaktır.

En etkili biçimde Yunanistan, Ermenistan ve Gürcistan’ın kuruluşu ve daha sonra Osmanlı Mirası olan yeni Türkiye cumhuriyetinde yaşanan, olayları akla getiren ifadelerin ülkede halkoyu alınarak Türkiye Büyük Millet Meclisinde temsil edilenler tarafından bilinçli veya bilinçsiz söylenmesi ve bunlara karşı bir tedbir alınamayışıdır. Sırası ile yakın bölgedeki ülkeleri de ilgilendirdiği için Kürdistan hayali de bölgenin rahatsızlık kaynağı olmaktadır.

Yunanistan devleti terör üzerine kurulduktan sonra kralının kolunda poz veren devlet adamları, günümüzde de Ermenistan terörüne aldırmadan spor sahalarında korumalı pencereler arkasında birlikte maç izleyen devlet adamlar, İsrail ve Arabistan’da yapılan teröristlikleri unutarak devlet adamlarının özel karşılanışları aynı mihenk taşı ile değerlendirildiğinde devletin beka sorunu kalmadığı anlaşılmış olabilir. Bulgaristan, Karadağ ve Sırbistan aynı çıbanbaşları idi. Ve buralardaki sızlamalar halen unutulmuş değildir. Bir şekilde onların da devlet adamları ile kol kola yürünebilmiştir. Ve kısa zaman önce Kürdistan devletini kurduklarını ilan edilenler ile de kol kola pozlar verilerek bayrakları saygın sayılmıştır. Ancak bunlar terörist mantıklarından bir şey kaybetmediklerini gelişen sıcak gelişmelere karşı tutundukları vurdumduymazlıkları ile sergilemişlerdir. Macaristan’da hayata tutunmaya çalışan bir göçmene karşı bir güvenlik görevlisinin yaptığı ile merkezi hükümetin bir güvenlik görevlisinin herhangi bir göçmene, belki yakalanan bir teröriste karşı tutumu arasındaki hukuki durumu değerlendirmek de tarihe ve milletin sağduyusuna kalmıştır.

1789 Fransız ihtilali ile yaşanan bir farklı tarih anlayışı toplumları tarihleri ile kavgalı hale getirmiştir. Oysa geçmişinde yaşadığı huzuru bir daha belki yaşaması mümkün olamayacak, bilgi kirlenmesi ile karşılaşmış olmaktaydı.

Bir asker imparatorluk olan Osmanlı devletinin Viyana kuşatması sonucu fethettiği yerlerden çekilmesi ile artık tarihte terörü ideoloji yapanların tarihi birikimleri istismar ederek yeni bir dünya düzeni oluşturma dönemine girilmiş oluyordu.

Osmanlı coğrafyasında akla hayale gelmedik cinayetler ile birçok topluluklar adlarında devletçikler kurulmakta ve insanlık bir biri ardı sıra dünya savaşları ile karşı karşıya kalmış oluyordu.

Tarihte adları devlet olarak geçmeyen birçok kültürlerin yeni devletçikler kurmaya başladığı ve bunun için de kuşkusuz çakma tarihler yazdığı, birçok yerlerde masallara konu olabilecek yaklaşımlarla yurt sahibi oldukları izlenimi verecek dini yapılar inşa ettikleri gerçeği ile karşılaşılır.

Birçok yerlerde de tarihin izini silmek için insanlığın kazanımları olan yapılar yerle bir edilmiştir. İşte insanlık 18. Yüzyıldan günümüze bu belirsizlik sarmalı içerisinde yuvarlanmaya devam etmektedir.

İlk Rum İsyanı Eflak-Boğdan’da Aleksandr İpsilanti tarafından çıkarıldı. Eflak-Boğdan Rusya’ya yakın olduğundan rahatça yardım alabileceğini düşünüyordu. Ancak beklenen olmadı ne Ruslar ne de Romenler ayaklanmaya destek vermedi.

Osmanlı isyanı kısa sürede bastırdı.

1821 yılında Yanya Valisi Tepedelenli Ali Paşa ve Mora İsyanı beraber başladı. Tepedelenli Ali Paşa İsyanı kısa sürede bastırıldı.

Mora’da ki Rum isyanını bastıramayan II. Mahmut, Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’dan yardım istedi. Kavalalı, Mora ve Girit valiliklerinin kendisine verilmesi karşılığında yardım gönderdi. Mısır’dan gelen yardımla birlikte Osmanlı güçleri Mora İsyanı’nı bastırdı.

1815 Viyana Kongresi kararlarına göre; Bir ülkede milliyetçilik ayaklanması çıkarsa kongreye katılan tüm devletler isyan çıkan devlete yardım edecekti. Avrupalı devletler Osmanlı’ya karşı çifte standart uyguladı. İngiltere, Rusya ve Fransa; Yunanistan’a özerklik verilmesini istedi.

Osmanlı bu isteği reddedince Osmanlı ve Mısır donanmaları 1827’de Navarin’de yakıldı. (Navarin Baskını hakkında bilgi için tıklayınız.) Osmanlı donanmasının tazminini istese de sonuç alamadı. 1828-1829 Osmanlı Rus Savaşı başladı ve yenilen Osmanlı Edirne Antlaşmasını imzalamak zorunda kaldı.

3 Şubat 1830’da Londra’da yapılan görüşmelerde Yunanistan Krallığı resmen kuruldu.

Mora, Osmanlı Devleti’nin elinden çıktı. Yunanistan’ın bağımsız olması diğer Balkan uluslarına cesaret verdi. Yunan İsyanı, Kavalalı Mehmet Ali Paşa İsyanı‘nı tetikledi.

14 Mayıs 1833 tarihi; Mısırlılar ile Osmanlılar arasındaki bir savaşın anlaşma tarihi olurken aynı zamanda orta doğuda birçok devletçiklerin de bu terör sarmalına terk edildiği döneme rast gelmekteydi.

1878-1914 yılları arasındaki dönemi Balkanların tarihinde emperyalizm ve kapitalizm çağı olarak görmek gerekir (Castellan, 1995, 354).

1856 Kırım Savaşı ile kapitalizmin girmeye başladığı Balkanlarda 1878 Berlin Antlaşması sonrasında emperyalizm aşamasına geçilmiş, bu da Büyük Güçler’in bölge üzerindeki emellerinin daha karmaşık bir hal almasına yol açmıştır.

Balkanlar ve Ortadoğu’da birbirine rakip iki güç olan İngiltere ve Rusya, Osmanlı İmparatorluğu’nun dünya siyasetlerinin hizmetinde uysal bir araç olmasını istiyorlardı.

İngiltere, Osmanlı İmparatorluğu’nun “savunucusu” olarak hareket etmesine rağmen, aslında alttan alta Osmanlı yönetim, toplum ve kültür sistemini çökertmek ve ülkeyi yavaş yavaş kendi ekonomik ve siyasal hâkimiyeti altına almak için çalışıyordu.

Endüstri devrimini ilk gerçekleştiren bir ülke olan İngiltere, genel olarak 18. yüzyıl boyunca Osmanlı İmparatorluğuyla iyi ilişkilerini sürdürdüyse de bu yüzyılın sonlarına doğru Fransa ile olan rekabeti dolayısıyla Rusya ile bir yakınlaşma içine girerek Osmanlı İmparatorluğu’nun karşısında yer almıştır.

Bununla beraber İngiltere, 19. yüzyılda uzunca bir süre yine Osmanlı İmparatorluğu’nun toprak bütünlüğünden yana bir politika izledi. Bu politika daha çok Osmanlı İmparatorluğu’nun stratejik konumu dolayısıyla İngiltere’nin global çıkarlarına uygunluğundan kaynaklanıyordu.

Hindistan yolunun güvence altında tutulmasının yolu bundan geçiyordu.

Fransa’nın 1798’de Mısır’a saldırısı ve Rusya’nın Boğazlar üzerindeki emelleri İngiltere’yi belli bir süre Osmanlı İmparatorluğu’nun bütünlüğünden yana bir politika izlemeye zorlamış ve bu amaçla Fransa ile birlikte hareket ederek Paris Antlaşması (1856) ile bu devletin toprak bütünlüğünü garanti altına almışlardır. Ancak bu durum Berlin Antlaşması’ndan (1878) sonra yine değişmiş ve İngiltere, Osmanlı İmparatorluğu’nun kendisinin bağımsızlığını koruyamayacağına hükmederek 1878’de Kıbrıs’a ve 1882’de milliyetçi hareketleri bastırma bahanesiyle Mısır’a yerleşmiştir.

İngiltere’nin bu tutumu genel olarak Rusya ekseninde 1908’e kadar devam etmiş ve Rusya’ya karşı bir dengeleyici unsur olarak Balkanlarda çıkan isyan hareketlerini desteklemiştir.

Osmanlı İmparatorluğu’nun Fransa ile olan ilişkileri ise çok eskilere dayanmakta olup, Fransa için Osmanlı diplomasisinde “kadim dost” tabiri kullanılmaktaydı. Ancak Fransa ile de her şey Napolyon’un Mısır’ı işgalinden itibaren değişmeye başlamıştı.

İngiltere ile olduğu gibi Fransa açısından da Osmanlı İmparatorluğu üzerinde Rus baskısının artması bu ülkeyi de denge politikasına yaklaştırmış ve İngiltere ile paralel hareket etmeye zorlamıştır. İmparatorluk topaklarının paylaşılması konusunda da İngiltere’yi örnek alan Fransa, Berlin Antlaşması’ndan sonra daha önce işgal ettiği Cezayir’in ardından 1881 yılında Tunus’u işgal etti.

Büyük Güçler içinde Osmanlı İmparatorluğu’nun çok uzun bir dönemden beri mücadele ettiği ülkelerden biri de Rusya olmuştur.

18. yüzyıl başlarında Çar I. Petro tarafından belirlenen Rusya’nın değişmez politikası sıcak denizlere inmeyi ön görüyor, bu da Osmanlı İmparatorluğu’nu kendisi için rakip konuma getiriyordu. Bu politikada 1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı ve sonunda yapılan Küçük Kaynarca Antlaşması bir dönüm noktası olmuş ve bir süre sonra Rusya Kırım’a yerleşerek Karadeniz’in kontrolünü ele geçirmiştir.

Osmanlı-Rus ilişkileri esas itibarıyla 19. yüzyılda tepe noktasına çıkarak bu yüzyıl içinde iki ülke arasında dört büyük savaş cereyan etmiştir. Bu savaşlardan 1828-29 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda Yunanistan bağımsızlığını elde etmiş ve böylelikle Doğu Sorunu fiilen uygulamaya konulmuştur.

Rusya’nın Osmanlı İmparatorluğu üzerinde tek taraflı üstünlük kurma düşüncesi Batı’lı devletleri Osmanlı İmparatorluğu’ndan yana dengeleyici pozisyon almağa zorlamış ve 1853-56 Kırım Savaşı ile bu alandaki Rus ilerleyişinin önüne set çekilmiştir.

Bir başka dönüm noktası olan 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda imzalanan Ayastefanos ve Berlin Antlaşmaları (1878) ile İmparatorluğun paylaşılması projelerinde Doğu Sorunu’nun birinci aşaması tamamlanmış ve bunun sonucunda Osmanlı İmparatorluğu’nun Balkanlardaki hâkimiyeti büyük ölçüde sona ermiştir.

Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa’daki hâkimiyeti boyunca en büyük rakiplerinden biri olan Avusturya ise, 1683’teki II. Viyana kuşatmasından itibaren özellikle Balkanlar üzerinde üstünlük sahibi bir politika izlemeye çalışmıştır.

Bu yüzden Avusturya, Rusya ile sık sık karşı karşıya gelmiştir. Avusturya, Osmanlı “toprak bütünlüğü” Balkanlarda büyük bir Slav devletinin kurulmasını önlediği ve Rusya’nın Slavlar üzerindeki etkinliğini zayıflattığı sürece İngiltere ile Osmanlı “toprak bütünlüğünün” korunması için anlaşmaya varmıştı.

1871’de milli birliğini kurarak Avrupa’da yeni bir güç şeklinde ortaya çıkan Almanya ise, 1880’lerden itibaren izlediği farklı strateji ile Osmanlı İmparatorluğu için mevcut Büyük Güçler karşısında yeni bir denge unsuru oluşturmuştur.

Milli birliğini Almanya gibi 19. yüzyılın ikinci yarısında kuran İtalya da sömürgeci devletlerle benzer bir politikayı benimseyerek 20 yüzyılda Osmanlı topraklarına yönelmiş ve 1911’de Trablusgarb’ı, ardından da 12 Ada’yı işgal etmiştir.

(Osmanlı İmparatorluğu’nun Dağılma Döneminde Balkan Milliyetçiliği ve Büyük Güçler Selçuk Üniversitesi yayınları

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner1