banner128

Önce çok önemsediğim ve fakat bir türlü yazmaya fırsat bulamadığım bir konuyu aktarıp, başlığa gelmek istiyorum.

Uzun süre Memur Sendikalarında temsilcilik yaptım, Hükümetle yapılanlarına olmasa da pek çok üst düzey toplantıya katıldım. Oralardan ve araştırıp incelediklerimden edindiğim izlenimleri sizinle palaşacağım.

Özellikle zam verilecek anlarda uzun ve çetin tartışmalar yaşanır. En çok da sorun burada kendini gösterir. 3 Memur sendikası, yine 3 ana işçi sendikası vardır. Belki de başkaları da vardır ama pazarlığa oturanlar bunlardır. Toplu görüşme ve toplu sözleşmeye oturmadan önce, her sendika kendi üyelerine yönelik şirinlikler yapar ve teklifini açıklar. Burada aslolan birlikte hareket etmektir ama ne gezer. Örnek vermek gerekirse, 2 sendika, reel bir fiyat üzerinde mutabık kalıp, birbirine yakın rakamlar açıklar, birisi ise oldukça uçuk bir rakam ileri sürer.

Bir örnekle somutlaştıralım efendim! Türk-iş ve Hak-İş, asgari ücret için 2.200 TL civarında bir rakam açıkaldığı halde, DİSK, 2.800 lira istedi. Bu şartlarda 3 sendika masada nasıl bir talepte bulunbilecek? Rakamlar arasında yüzdeye vurunca uçurum vardır. Bu memur sendikalranın zam taleplerinde de böyledir. Halbuki hepsi birbirine yakın rakamlarla pazarlığa oturacak olsa, masanın karşısındakileri dize getirmek daha kolay olmaz mı? “Bunlar birlik yapmış, papuç pahalı” demezler mi? Sonunda ne oluyor biliyor musunuz? Sendikalar ayrı telden çalınca, hükümet tarafı da bunlardan tamamen bağımsız bir rakamı reva görüyor ve o birbirinden kopuk sendikacılar da ”iç yoktan iyidir” diyerek bu sözleşmenin altına imzayı çakıyor.

Olansa çalışanlara oluyor. Hafta sonu göreceksiniz asgari ücreti. 2 Bini bulur mu bulmaz mı göreceğiz. Bence ennnn çok bu olur; olmaz bile...

Memurlar ve emekliler için de aynı. Enflasyon ortada, yani yüzde 26; verilecek mi? Çok çok altında olacak, iddia ediyorum.

Şimdi gelelim başlığa... Trabzon Gazetecileri, uzun süredir güzelliğine diyecek yok ama oldukça yetersiz bir binaya sıkışmış durumda. Hoş daha geniş bir yer olsa kaç kişi daha gelecek orası da meçhul ama yine de çok daha iyisini hak ediyoruz diye düşünüyorum.

Geçen gün Trabzon’umuzun yeni Valisi İsmail Ustaoğlu, basınla tanışma toplantısı tertip etti. Orada Vali bey kendinden ve Trabzon’un sorunlarından biraz bahsettikten sonra, gazetecileri dinlemeye başladı. Bir arkadaşımız, yeni binası bittiği zaman buraya taşınacak olan Uzun Sokaktaki Ortahisar Kaymakamlık binasını Csmiyete istedi. Üstelik hiç vazifesi olmadığı halde. Zira Cemiyet Başkanı Yusuf Turgut, Valinin yanında oturuyordu ve bir şey istenecekse bu ona yakışırdı. Trabzon’da Cemiyete verilebilecek hiç değilse bir kaç tane bina bulunduğu malumdur. O koskoca bina hariçtir. Bunu Cemiyete vermezler; Cemiyetin bunu istemesi de abesle iştigaldir. Ayrıca da eğer bir yer istenecekse bu ortak bir kararla bu en uygun yer olmalıdır. Yoksa böyle ayrı telden çaldığımız müddetçe kimse bizi kaale almaz. Bunu bilir, bunu söylerim.

Bu tür çıkışlara, Cemiyet yönetimi müdahale etmelidir. Yukarıda izah etmeye çalıştığım gerekçeler dolayısıyla...

Muhabbetle Efendim!

TAHİR ORHAN

tahirorhan@hotmail.com

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner130

banner1