banner128
banner222

Trabzon da postanenin aşağısında  Cafer abinin radyocu dükkanı vardı.. Teyzem 27 mayıs ilkokulun da yenicuma da ki okulda aile birliği başkanıydı orada  görev yapan öğretmenin CEVDET hocanın arkadaşıydı Cafer usta.. Usta  orada gelir bir taraftan sigarasını  tüttürürken bir şeyler kendi kendine yapardı. Bende burada  lambalı radyo gelince tamirini yapardım. Cafer usta  lambalı radyolardan anlamazdı, tamirlerini ben gelir yapardım, o yıllarda transistor yeni cıkmaya başlamıstı , bende orada bunları inceledim kendimi geliştirdim  CAFER USTANIN  DÜKKANININ ÖNÜ

küçük bas frekans amfileri yaptım  9 voltluk  ve pikap çalan  cihazlara  uyguladım ,icersi bozulanı sökerdim benim yaptığımı dizdiğimi icersine takardım hatta  daha net ve daha fazla ses verirdi,buraya  hergün  uğruyordum artık uğrak yerim orasıydı. Tamirlerimi burada yapıyordum, hatta  saray sineması  uzun sokağın köşesinde ki dükkanında  Şevket amca vardı, babama dediki niye oğlun bende gelip  boş zamanlarında tamir yapmıyor, gelsin buradada  çalışsın. Babamda bana deyince bende olur dedim. Halamın oğlu  Vedat  Çiçek 'te orada oturuyordu. Arkadaşının bir emekli, biri daha vardı beraberce üç kişinin mekanı burasıydı.  hatta bir gün geldim baktımki halamın oğlu orada bir at arabası vardı  dükkanın önünde, atın üzerine çıkmış  bu gırattır diyordu, etrafındakilerde ona in aşağı Vedat diyordular,  bir taraftanda gülüyordular. gıratı çok seviyordu hastasıydı  Sonra indi oradaki simitciden simit aldı ata verdi gırat yesin diye. Bende  geldim dükkana  üstte  yarım kat vardı orada  tamir yapardım, ayrıca  birde yine tamir işiyle uğraşan arkadaş Hüseyin vardı.Peki  bu arada benim burada ne karım oldu diyeceksiniz? söyle ki şimdi ben amfi tamiri yapıyordum ve artık Şevket amca tamir işini bana bırakmıştı.. Kısacası ben onarıyordum  Hüseyin yapamıyordu , hatta   babamada oğlun bu işte uzman gelsin, biz tamir işiyle çok para kazanırız demişti babama.  Çünkü arızalan tüm lambalı  amfilerin uğrak yeri burasıydı,

elinde dolapta da bunun lambaları bol miktarda bulunuyordu. Amfilerin  tadiye ( giriş )  ve puşpul  çıkış trafoları, kondansatörleri  çalışmaktan patlıyordu. Bu şekilde çok arızalar oluşuyordu ayrıca trafoların yenisi  çok pahalı olduğundan, USTA  trafoları söker telini başka yere sarar, patlayan yeri bulur atar ve aynı teli üzerine sarar tamiri hallederdi. Tabi ne kadar dayanacak o malzeme bir defa  haşlandı, daha sonra  tekrar gelirlerdi.Ben burada bu trafoların  hesabını nasıl sarıldığını prensibini olduğu kavramıştım. Ne demiştim gördüğümün aynısını yaparım,

 daha sonra  bende trafoları sarmaya başladım ve hesaplamalarını yapıyordum. Fakat ben eski malzeme kullanmıyordum, benimkiler daha çok dayanıyordu.Ortahisarda amfi tamişri yapan ENVER abide vardı onada trafo sarardım devamlı , Birde o tellerin ben  gurubunuda incelemiştim  trafolar için izalosyon F tipi dır.    Bense H tipi  yüksek izalosyon tel  yani elektrik motorları için kullanılan telden yapıyordum. Hatta burada çalışan Hüseyin de  elektrik motoru sarıyordu. Şevket amca, Rus Ahmet varmış ondan öğrenmişti bu işi.. Rus Ahmet'in eşide fizik öğretmeniymiş, ben sonra  Şevket amcanın  asıl işinin sinema  makinisliği olduğunu bende ondan  öğrenmiştim. Gelen   16 mm lik makineleride ve ayrıca 35 lik makinelerin çalışma prensipleri ve parca değişiminide  iyice kavradım. Beraberce Hopa tarafına gider  o taraftaki sinemaların cihazlarını onarımını  yapmaya gidince, o oturur  bende makinelerin tamirini yapardım. Bu işte bayağı uzmanlaşmıştım,hatta   sinemacılar  yine mi diye Şevket amcaya  söylevde bulunurlardı, seni  hiç  ayık görmiyecekmiyiz demiştiler. Birde  Şevket  amca Burhaniye'yi bana sürekli  anlatırdı orası için hasret çekerdi. Gemiyle Trabzon'da yaşayan annesine gelmiş annesine sebep Trabzon'da kalmış annesi MENŞURE   TEKELDE  çaliştığı yıllarda annem ve babam memurdu tekelde  hatta Şevket amca  bir gün evine gittim hanımına bak bu kim dedi   benim  tekelde annemi ve babamı söyledi çok memnun oldu  babam ve annemin  çok yardımları oldu o yıllarda çalışanlara çok sevilirdiler , bir zaman sonra bu yerdende ayrıldım,   benim tekrar gelmemi istedi ve benim için hırsız dedi babamda gitti sen nasıl oğlum için hırsız dersin dedi oda  GÖZLERİYLE BENİM MESLEĞİMİ  ÇALDI DEDİ, gördüğümün aynısını yapma özelliğimden bahsetmiştim  ,onu anlatmak istemiş , devamında   kale parka giderken MEHMET CÜCEN abimiz ısrar etti gel benle çalış diye ufkun gelişir buraya sürekli ALMANCILAR radyo getiriyor dedi onlar üzerinde uzman olursun dedi ve orada artık çalışmaya başladım  , yaptığımın masraf  cıktıktan sonra üçte birini alıyordum,  artık  düğünlere MEHMET abimizide getiriyordum orkestra arkadaşlarımla alttaki foto beyaz gömlekli ben yanımdaki  Mehmet abim , bu gurup RİTİM 74 ,

MEHMET abi göreleli olduğu için bize göreleden çok  orkestramıza çok düğün işleri  ayarlardı , o yıllarda sağcılar ve solcular diye  bir durum sürekli düğünlerde bunlarla karşılaşıyorduk, sağcılar cırpınırdı KARADENİZ isterdi diyer ,solcular  , her yerde her zaman yine sen sen  ni şarkısını kendilerine duyarlamıştılar sözlerini değiştirerek , isterdiler

mutlak her düşünde bunlarla karşılaşırdık çalması bir şey değil önce bizimkini caldı yok  sonra çaldın her an bir kavga ve bir bombanın üzerinde oturuyorsun o durum , yine böyle bir  durumda düğünde artık arkadaşlara gınağ gelmişti  gitarcım MUHAMMER İSYAN ETTİ YETER ARTIK DEDİ sizlemi uğraşacağız her düğünde sizmisiniz düğün sahibi yoksa bunlarmı   içlerinden biri geldi MUHAMMERİN  burnuna bir yumruk vurdu ,  EYVAH DEDİK BURNU KIRILDI DİYE AMA  İLERKİ ZAMANLARDA  BİR ŞEYİ  OLMADIĞI ORTAYA CIKTI o yıllardada müzisyenliğin zorlukları vardı, düğünü çaldırıp kacanlarımı ,  düğünde olay cıkıp  dağılan düğün parasını alamamayamı yanarsın , ben sonra gelip sizi bulurum diyenlerimi arasın her türlü durumlarla karşılaştık  orkestranın şefi bendim, o yüzden başta bir seans yapıp  hemen  düğün sahibiyle daha önceden konuştuğum gibi  sahneden inince paramızı ver diyordum çok para alamadıklarımız oldu  olaylı kavgalı bittiği için cünkü   bir gurup vardı onlar her düğünü mutlaka karıştırırdılar ,insanların bir mutlu gününü zehir ederdiler o yüzden düğün sahibine bir polisin görevlendirilmesini ve bunların salona alınmaması için  tavsiyelerde bulunurdum  rahat bir düğün olurdu.DEVAM EDECEK

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Saeed dabiri 2 ay önce

İş anıları çok güzel. Hafızan mükemmel

banner130

banner133

banner220