KORONAVİRÜSE DAİR TÜM TEDBİRLERİNİ AL  

 ONU YENERİZ İNAN YETER Kİ SEN EVDE KAL

Bilindiği üzere, Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve hızla yayılan ölümcül Corona (Korona) virüsü dünyayı adeta kasıp kavuruyor. Üzerinde yaşadığımız Mavi Gezegenin, ışık yılı mesafelerine yelken açan ve uzayın akla sığmaz derinliklerinde                 farklı dünyaların arayışı içinde bulunan insanlık, coronavirüs karşısında çaresiz kalıyor (!)

Acaba sözü edilen virüs, küresel güçlerin dünya nüfusunun azaltılmasına yönelik inanmışlıklarının gereği olarak, planlı bir laboratuvar çalışmasının ürünü olabilir mi? Kim bilir belki de öyledir. Zira semavi dinimizin kutsal metinlerinde, “İnsanlık kendi sonunu, kendi elleriyle hazırlar” şeklinde ki veciz ifadelerin varlığı inkâr edilemez. Kaldı ki aynı tespit ve söylemler, ilmi manada da bariz bir şekilde ortaya konulmuştur.  

Öte yandan üzerinde hayat bulduğumuz Gezegenimize ilişkin; mütemadiyen sürdürülen teknolojik ve biyolojik anlamdaki saldırılara karşın, menfi yöndeki küçük ölçekli bazı cevapların alındığı da aşikârdır. Ancak ne var ki, uyarı niteliğindeki bu küçük cevapların, bir gün kıyamete dönüşmeyeceğinin hiçbir garantisi yoktur.

Dolayısıyla bu virüsü üreten ve daha sonra da kontrol altında tutmayı başaramadığı için kendi silahıyla kendini vuran bir üst akıldan söz edebileceğimiz gibi, üretilen zehrin panzehri elinde hazır olduğu halde, çaresizlik hezeyanları algısıyla tüm dünyayı kaosa sürükleyip ve birçok insanın ölümünün ardından  “aşıyı ben buldum” naraları atabilecek bir akıldan da söz edebiliriz.

Belki de küresel bir köy hüviyetine bürünen dünyayı kontrol altında tutarak siyasi, askeri, ekonomik ve sosyal açıdan diledikleri yöne doğru evrimini esas alan birden çok devlet veya devlet üstü aklın, ortak beyin fırtınasıyla oluşturulan yapay bir sürecin içinden geçmekteyiz.

Üst akıl olarak telakki ettiğimiz bu küresel organizasyon eliyle, evrene duçar olan bahse konu korku ve panik ortamının gizemli gerçekleri kim bilir hangi ironilerle doludur.

Acaba kurgulanan yeni dünya düzeni için, “ölümü göster sıtmaya razı et” mantığı ile insanlar bilinçli şekilde evlere hapsedilerek fiziki dünyadan, dijital dünya’ ya doğru tam bir yöneliş ve bu yönelişe dair oryantasyon sürecinin tamamlanması mı istenmektedir?

Ayrıca bu ortak akıl, Kâinatın fabrika ayarlarıyla oynayarak, dünya nüfus artış hızını balans etmeyi, Çin ve benzeri devletlerin gelişimini engellemeyi veya tüm insanlığa karşı biyolojik bir saldırının provasını test edip, sonuçlarını görmeyi istiyor da olabilir.

Ancak unutulmamalıdır ki yaşanan süreç, gerek doğal seyriyle ve gerekse insan eliyle tezahür etmiş olsa da, Metafizik dediğimiz gücün iradesi karşısında hiçbir anlam ifade etmeyecektir. 

Zira bahse konu irade, büyük bir sanatla tezyin edilen Evrenin ve içindeki varlığın dönüşümü, gelişimi veya çöküşünü tesis edecek kudretin ta kendisidir. Bir başka ifade ile doğa, bazen arzuladığınız beklentiyi size sunabileceği gibi, bazen de yerleşik kurallarını işleterek, onun karşısındaki çaresizliğinizi hatırlamanızı sağlayacaktır.

Tüm bu ifadeler ışığında, virüsle ilgili konumuza dönecek olursak, dünyanın en zengin insanlarından biri olan Microsoft'un kurucusu Bill Gates'in, 2015 yılında Batı Afrika'yı saran Ebola salgınıyla ilgili konuşmasında söylediği sözlere dikkat çekmek isterim.

Anılan konuşmada;  "Önümüzdeki 10 yılda eğer bir şey 10 milyondan fazla insanın hayatına son verirse bunun müsebbibi bir savaştan çok, yüksek derecede hızla yayılan bir virüs olacaktır." diyen Gates, " Salgın hastalıkları durdurmaya yönelik az miktarda yatırım yaptık. Bir sonraki salgın için hazır değiliz." İfadelerini kullanmıştı.

Öneriler bağlamında ise; “Öncelikle yoksul ülkelerde güçlü bir sağlık sisteminin kurulmasına ihtiyacımız var. Tıbbi ekipmana, eğitimli ve yardıma hazır bir sürü insana ve bu kapsamda ordunun da desteğine ihtiyacımız var. “ demişti.

“Savaş oyunları değil,  bakteri oyunları çerçevesinde Simülasyonlar yapmamız gerekiyor.  Böylece hangi alanda zayıf olduğumuzu tespit edip, buna göre önlemler almalıyız.”  Vurgusu yapmıştı.  

Aynı konuşmanın devamında,  “Virüsün kaynağı, Ebola gibi doğal bir salgın olabileceği gibi, tam tersi şekilde yapay olarak oluşturulan bir biyoterörizm saldırısı formunda karşımıza çıkabileceği” ifadelerine de yer vermişti.

Tam bu nokta da akıllara önemli bir soru gelecektir. Kasıtlı virüs üretim senaryosu elimine edilerek, Bill Gates’in öngörülerinden biri olan, “Virüsün Ebola gibi doğal seyri ile yayılacağı” yönündeki tespiti doğru kabul edilecekse, Gates’in bu önemli uyarısına ve çözümüne yönelik açıklamalarına rağmen, aradan geçen koca 5 yıllık süre içinde dünya ülkeleri gerekli tedbirleri niçin almamıştır?

Keza aynı şekilde, Türkiye kanadından da bazı yazar ve akademisyenlerin yanı sıra bilhassa Araştırmacı yazar Abdullah Çiftçi tarafından, 2016 yılında yapılan konuşmada benzer ifadelere dikkat çekilerek, yanıtları aranmıştır.

Şayet bu sorulara açık ve tatmin edici yanıtlar verilemiyorsa, bu durumda geriye kalan seçeneklerden biri, sözü edilen Virüse dair aşı veya benzeri tedavi metotlarının geliştirildiği halde şu aşamada bilinçli şekilde insanlığın hizmetine sunulmak istenmediğidir.  

Fakat anılan virüs salgını her ne şekilde yaşam alanımıza girmiş olursa olsun, insanlık olarak bilmemiz gereken hakikat, onunla mücadeleye yönelik gerekli tedbirlerin ısrarla alınması ve yetkililerin açıklamalarına harfiyen uyulması hususudur.

Zira hem dünya ülkelerinden hem de kendi ülkemizden yansıyan görüntü ve bilimsel beyanatlar, bahsi geçen tedbirlerin derhal alınması gerektiğinin açık işaretlerini vermektedir.

İlgili bilim kurullarının tespitleri sonucu yapılan açıklamalardan anlaşılmaktadır ki tedaviden ziyade karantina, tatil, izin gibi izole yöntemlerle virüsün yayılma hızının minimize edilerek, kontrol altına alınması ve daha da önemlisi sağlık sektörüne ilişkin çökmenin önlenmesi amaçlanmaktadır.

Elbette takdir edilir ki, nereden geleceği ve sonuçlarının nasıl bir seyir izleyeceği öngörülemeyen gelişmeler, insan ve insanlık adına daima korku iklimini hâkim kılmaktadır.

Ancak neyse ki, yetkililerin yaptığı teskin edici bilgilendirmelerinin yanı sıra, dünyaca ünlü Türk Hekimi Prof. Dr. Mehmet ÖZ tarafından geçtiğimiz günlerde yapılan kapsamlı açıklamada, bu bilinmeyen denkleme yönelik muhtemel süreçler ve alınması gereken bazı pratik önlemlerin ifadesi, vatandaş nezdinde karşılık bulmuş ve nispeten yüreklere su serpmiştir.

Sonuç olarak diliyor ve inanıyoruz ki, Hükümetimiz tarafından alınacak ilave tedbirlerle vatandaşımızın ekonomik kaygılarının telafisi ve iş yerlerine gitme zorunluluğu bulunan çalışanlara ilişkin kesin kural ve sınırların tespiti ile Millet, Devlet el birliği zemininde, ülkece bu pandemik salgının üstesinden mutlaka gelinecektir.

O halde;

 “Korovirüse dair tüm tedbirlerini al, onu yeneriz inan yeter ki sen ev de kal.”  Temennisi ile esenlikler diliyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner130

banner133