Hayat akışımız içerisinde en büyük şehrimizden en küçük şehrimize, en alt düzey gelir grubundan en üst düzey gelir grubuna kadar çeşitli insan profillerinden mutsuz bireyler ile karşı karşıya kalıyoruz. Bu mutsuzluğun çeşitli sebepleriyle alakadar olan sosyoloji ve psikoloji ilimlerinin yanı sıra aleni olarak gördüğümüz bir gerçek de şudur ki: Mecburi çalışılan işler.

Evet, son on yıllık zaman diliminde aşırı derecede karşılaştığımız, kişinin mezun olduğu okul veya yetkinlik alanlarıyla çalıştığı işin taban tabana zıt olması durumunun sebebi:Global dünya düzeni içerisinde genç nüfus politikasını iş yaşamında eritme konusunu planlayamamaktır.Bu elemden ötürü; pazarlamacı öğretmen, işletme mezunu kasiyer, garson mühendis ve binlercesiyle hemen her gün karşılaşmaktayız.Böyle grupların içerisinde idealist, liyakat sahibi,projeleri olan bir çok vatansever insanımız mevcut. Fakat belli başlı sınavlar ile hemhal olmaya vakti olmayıp çalışmak durumunda olan veyahut bu sınavların kendi bilgi ve becerilerini ölçme konusunda yetersiz kalmasından ya da referansı olmadığı için mutsuz insanlar grubuna bir yenisini daha ekliyoruz.Birey bazında belli bir dönem kendi işini yapmak arzusuyla direnen hatta çırpınan insanların, muhtelif duvarları aşamayınca pes ederek ya ilk bulduğu işe girerek hayatın ona emrettiği çalış ve yaşa söylemini yerine getiriyor ya da intihara sürükleniyor. Her iki ihtimali de kayıp olarak nitelendirmemize rağmen ilk yaşanılan durma baktığımızda bir de ne görelim suratı bir karış kasiyer çocuk! Bir hışımla çayı önümüze koyan garson! Sevdikleri işi mi yapıyorlar? Bunun eğitimini aldılar? Yetenekleri bunlar mı? Hayır. Geçindirmeleri gereken bir evleri var.

Maalesef ki ülkeyi tek başına sırtlayıp her anlamda dünya devi ülkelerin önüne geçirebilecek insanlardan kendi ellerimizle mutsuz kalabalıklar oluşturuyoruz ve bu kalabalıkları çok hızlı büyütüyoruz. Az zaman ise sonra yaşayan eğitimli kadavralara dönüşmeye başlayacağız.Elimizdeki bunca kadavrayla nereye, hangi menzile varabileceğimiz meçhul. Fakat görülen odur ki; bir milletin en büyük kangreni nadasa çekilmiş ruhların çokluğu olacaktır.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner1

banner133