Öncelikle altını çizmek isteriz ki adli yıl açılışlarının, yargı mensuplarının temsil edildiği salonlar yerine yürütme erkinin belirlediği salonlarda yapılmasının alışkanlık hâline gelmesi dahi yargı bağımsızlığının ne ölçüde zedelendiğinin açık bir göstergesidir.
Değerli Basın Emekçileri,
Gündelik hayatın ayrılmaz bir parçası hâline gelen ve giderek toplumsal bir histeriye dönüşen şiddet sarmalına eşlik eden haksızlığa uğrama duygusu, toplumun birlikte yaşama iradesini zayıflatmakta ve başta yargı kurumu olmak üzere her türlü kamu kurumuna ve yapıya duyulan güveni ciddi biçimde zedelemektedir.
Gelişmiş demokrasilerde kazanılmış bütün hakların güvencesi olarak görülen yargının bu denli yoğun biçimde tartışılır hâle gelmesi, toplumda yaşanan şiddet sarmalının önemli nedenlerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır.
Değerli Basın Emekçileri,
Esas itibarıyla, her türlü iktidar tasarrufuna karşı toplumsal mücadelenin temel kazanımlarından biri olan yargı güvencesi ve bağımsızlığının, demokrasinin temel güvencesi olarak titizlikle korunması gerekirken; yargı kurumunun iktidarın etkisi ve tasarrufu doğrultusunda hüküm verdiği, karar oluşturduğu yönündeki algının güçlendiği bu süreç, kimsenin yararına değildir ve olmayacaktır.
Bir kez daha altını kalın çizgilerle çizerek belirtmek isteriz ki yargının evrensel hukuk ilkeleri çerçevesinde hareket etmesi ve iktidarları değil, demokrasiyi ve demokratik değerleri koruması; başta yargı kurumu olmak üzere bütün toplumun yararınadır. Bunun için yargı kurumlarının tamamını bir kez daha evrensel hukuk normlarına ve demokratik değerlere uygun hareket etmeye davet ediyoruz.
Yargı Yılı Açılıyor, Yargı Emekçilerinin Sorunları Devam Ediyor!
Değerli Basın Emekçileri,
İktidarın uzun bir süredir toplumun geniş kesimlerini daha da yoksullaştıran, buna karşılık bir avuç varsılın zenginliğine zenginlik kattığı ekonomik politikaları, en çok yargı emekçilerini mağdur etmeye devam etmektedir.
- Artan yoksulluk, toplumsal şiddeti artırmakta; artan şiddet ise yargı emekçileri açısından daha fazla dava dosyası, daha fazla duruşma ve artık mobbing boyutuna ulaşan ağır bir iş yükü anlamına gelmektedir.
- Artan yoksulluk; ödenemeyen borçları, aile içi şiddeti, boşanma davalarını ve iflasları beraberinde getirmekte, ortaya çıkan bu yoğun iş yükü yargı emekçilerini mağdur etmektedir.
- Artan yoksulluk, adliye koridorlarında, duruşma salonlarında ve mahkeme kalemlerinde yargı emekçilerinin çeşitli şiddet biçimleriyle baş başa bırakılması anlamına gelmektedir.
Değerli Basın Emekçileri,
İktidarın artık bir rutin hâline getirdiği ve neredeyse altı ayda bir çıkardığı yargı reformu paketlerinde, yargı emekçilerinin kangren hâline gelmiş sorunları sürekli görmezden gelinirken, periyodik olarak çıkarılan bu yargı paketleri yeni dava süreçlerine yol açmakta; dava sayılarındaki artış ve yıllarca süren yargılamalar, yargı emekçilerinin çalışma hayatını kâbusa çevirmektedir.
Yargı emekçileri bir yandan keyfî biçimde açılan davalarla uğraşırken, diğer yandan zamanında tamamlanamayan işlerden kaynaklanan baskı ve ağır iş yükü nedeniyle keyfî soruşturmalarla mağdur edilmektedir.
Bir an önce yargı emekçilerinin uğradıkları bu haksız uygulamalara son verilmeli; yargı emekçileri, yargı kurumunun üvey evlatları olmaktan çıkarılarak hak ettikleri ekonomik ve özlük haklarına kavuşturulmalıdır.
Değerli Basın Emekçileri,
23 Temmuz 2009 tarihinde yasalaşan 6009 sayılı Kanun kapsamında 3717 sayılı Kanun’da yapılan değişiklikler, yargı emekçileri aleyhine sonuçlar doğurmuş ve yargı emekçilerinin kazanılmış hakkı olan havuz parasının ortadan kaldırılmasına yol açmıştır.
Yargı emekçileri bugün açlık sınırı ile yoksulluk sınırı arasında bir ücret almakta; 2009 yılından bu yana ekonomik ve özlük haklarında kayda değer bir iyileşme sağlanmadığı gibi, yaşanan ekonomik kayıplar da her geçen gün katlanarak artmaktadır.
Artık Yeter! Sorunlarımıza Çözüm İstiyoruz!
- Görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarında öncelikle kurum içinden atamalar yapılmalı; yapılacak sınavlarda haksız mülakat uygulamalarına son verilmeli, yazılı sınav sonuçları esas alınarak liyakat ilkesine göre atamalar gerçekleştirilmelidir.
- Havuz paralarının bütün yargı emekçilerine adil bir şekilde verilmesi için acil yasal düzenleme yapılmalıdır.
- Yargı emekçilerinin ücretsiz olarak faydalanabileceği kreş ve bebek bakım odaları bir an önce açılmalıdır.
- Bütün yargı emekçilerine, ayrım yapılmaksızın ulaşım ücreti verilmelidir.
- Yargı emekçilerinin kâbusu hâline gelen aşırı iş yükünün ortadan kaldırılması için acilen yeterli sayıda personel alımı yapılmalıdır.
- Mobbinge maruz kalan personelin durumunun değerlendirilmesi, mobbingin önlenmesi amacıyla gerekli kurulların oluşturulması ve mobbing uygulayan amirlere yaptırım uygulanması için düzenleme yapılmalıdır.
- Yargı hizmetleri sınıfı oluşturulmalı, kadro ve unvanlar yeniden tanımlanmalıdır.
Büro Emekçileri Sendikası olarak, yargı emekçilerinin taleplerinin karşılanması, ekonomik ve özlük haklarının iyileştirilmesi ve bağımsız bir yargı sisteminin tesis edilmesi için mücadele etmeye devam ediyoruz.01.09.2026
Ayhan KANBER
Büro Emekçileri Sendikası
Trabzon Şube Başkanı