İstikrar, destek ve bir anda yapılan ani fren!
İstikrar ve başarı için, moral ve motivasyon adına yönetim ile teknik ekibe ne kadar destek verirsen ver, ne kadar olumlu konuşursan konuş, bir noktada öyle bir iş, hareket, söylem ve eylem içine giriyorlar ki verdiğin bütün desteği, harcadığın onca emeği pişmanlığa çeviriyorlar.
Geçtiğimiz sezon onca sıkıntıya ve kısıtlı kadroya rağmen kupa kazanan, Trabzonspor’u oldukça başarılı bir noktaya taşıyan hocayı eleştirenler vardı.
Buna rağmen yönetim ve büyük bir kitle taraftar hocanın arkasında durdu, Başkan Ertuğrul Doğan kulüp tarihinde görülmemiş ölçüde kadroya yatırım yaptı, güçlü bir takım kuruldu ve hocadan başarı beklediğini açıkça ortaya konuldu.
Hedef şampiyonluk denildi.
Lig henüz başlamış, daha iki maç oynanmıştı.
Avrupa’da UEFA Ligi ön elemesinde ilk maçta kötü oyun ve yanlış oyuncu tercihleriyle elenilmişti.
Hoca, kimseye haber
vermeden ekran karşısına çıkıp “Bunun sorumlusu benim, bu onurlu görevden istifa ediyorum” dedi.
Gelen tepkiler ve yönetimin ısrarı üzerine kararından vazgeçti, görevine devam kararı alındı.
Peki bu oldu mu şimdi?
Sen! Daha park yerinden yeni çıkmış, hızla yol alan bir araca ani bir fren yaptın.
İçerideki ve dışarıdaki herkesi savurdun, sarstın!
Bütün umutları ve hayalleri sekteye uğrattın.
Kimse kusura bakmasın, bunlar tecrübesizlikten, bencillikten ve egodan oluyor.
Bunu kimse inkâr edemez.
Mesela,
Yönetimin yeterince tecrübeli olmadığı uzun süredir konuşuluyor. “Başkan, yönetimini revize et” denmesine rağmen bu yönde somut bir adım atılmadı.
Asbaşkan dediğin kişi en az başkan kadar ağırlığı ve saygınlığı olan, kulüp içinde sürekli duran, sözü ve yaptırımı karşılık bulan biri olmalı.
Mevcut asbaşkan bu ağırlığı ortaya koyamadığı gibi, görev sorumlulugunu da taşıyamadı!
Eylem ve söylemleriyle oyuncular tarafında kafa karışıklığı yarattı.
Bu kaotik etki sahaya da olumsuz yansıdı.
Teknik ekipte de aynı sorun var.
Birinci yardımcı, en az hoca kadar teknik bilgiye, birikime ve donanıma sahip olmalı!
Ağırlığı bulunmalı.
Maalesef bu konuda da eksiklik büyük.
Örnekleyecek olursak,
Şenol Güneş’in milli takımda Dünya üçüncüsü olduğu dönemde yardımcısı Ünal Karaman’dı.
Abdullah Avcı’nın Trabzonspor’da şampiyon olduğu dönemde yardımcısı Egemen Korkmaz’dı.
Hocaya yanlış karar aldığında bunu söyleyebilecek, maç içinde verilen kararı değiştirebilecek bir yardımcıdan bahsediyorum.
Yönetimler bu konuda inisiyatif almalı.
Yardımcı hoca, bir Abdullah Ercan, bir Bosingwa ya da bir Hamsik olsa kim “yok” der? Faydası olmaz mı?
Fatih Hoca istifa kararında aceleci davrandı. Duygusal bir düşünceyi anında, canlı yayında kamuoyuna açıkladı. Bunun yanlış olduğunu sonradan anladı, yönetimin istifayı kabul etmemesi üzerine hoca, göreve geri döndü.
İstifa açıklaması da, yönetimin bu istifayı kabul etmeyişi de, hocanın geri dönüşü de yanlıştır.
Ben olsam kapıdan çıkanı bir daha içeri almam.
Çünkü bunun ilerleyen haftalarda geri dönülmez sorunlar yaratacağı geçmişteki örneklerle sabittir.
Geri dönenin başarılı olduğu tarihte henüz görülmemiştir. (İnşallah bu kez farklı olur) Burada nasıl bir başarı bekleniyor, anlamak mümkün değil.
Fatih Hoca’nın yaşadığı olumlu olumsuz her şey kendi eseridir.
İnsanız, yanlış yapabiliriz.
Ama Fatih Hoca gibi bir adamın, yanlış yapmamak için işini ve konumunu düşünmesi gerekir.
Geçen sezon Galatasaray deplasmanında Okan Buruk’la basın önünde yapılan o röportajı hepimiz hatırlıyoruz.
Birincisi, Okan Hoca’ya “Okan abi” diye hitap etmesi yanlıştır. Abi diyebilirsin, bu senin hakkındır. Ama Trabzonspor teknik direktörü, basın önünde kişisel duygularını öne koyamaz.
İkincisi, Fatih Hoca “Bu iş çok stresli, çok kilo verdim” deyince Okan Hoca “Yoo ben kilo aldım” dedi.
Fatih Hoca’nın “Sen tabii alırsın, sendeki bu kadro bende olsa ben de kilo alırdım” demesi espri kabul edilebilir.
Ama Trabzonspor bu yıl sana benzer güçte bir kadro verdi. Sen her fırsatta ne diyorsun? “Bu kadro hoca kovdurur.
Tam kovulmalık kadro.”
Baktın kimse seni kovmuyor, ortada henüz kovulmalık bir şey yokken, kendin “istifa ediyorum” dedin, ne oldu edemedin.
Hayırdır hocam, siz bizimle maytap mı geçiyorsunuz?
Bazı şeyler kolay unutulmaz. Unutulmayacak iz bırakacaksan bunlar zafer olsun, sevenlerini, sevdiklerini terk etmek değil.
Mesela Amedspor deplasmanı çok önemli.
Çıkıp beş atacaksın, her şeyi unutturacaksın.
Sen Trabzonspor’sun.
Bunu yapacaksın.
Ve
Bize yaşattığın her olumsuz unsuru bu maç ve skordan sonra unutulmaya meyledeceksin.
(2010-11 ŞAMPİYONU TRABZONSPOR)