Trabzon kimdir? Neresidir? Köy!
Birinci ligde ne işi var?
Büyük takımmış… Ne büyük takımı?
Atsınlar kümeye!
Bursaspor bile ondan büyük!
Bu sözlere cevaben binlerce sayfalık kitap yazılır. Yazarım.
Hatta bütün Trabzonlular yazar.
Bu sözleri söyleyen o cahil, ya sarhoştu, ya ruh hastası bir müptezeldi ya da zibidinin tekiydi ki böyle bir cümle kurdu.
Neden böyle bir cümle kurduğuna dair tahminim şu!
Beşiktaş’ın Mohamed Salah’ı alamayıp Trabzonspor’un alması…
İşte bütün bu kin ve nefretin asıl kaynağı büyük ihtimalle budur.
Eyüpspor maçı sonrası Beşiktaş taraftarlarının büyük çoğunluğu, açık açık hakaret etmeseler de Trabzonspor’a yönelik kin dolu söylemlerde bulundular.
Beşiktaş taraftarı şunu iyi bilsin!
Bizim düşman eksiğimiz yok.
Bir de siz olun, fark etmez.
Yönetiminiz Salah ile görüştü, almak istedi, şartlar uygun olmayınca vazgeçti. Bu gayet normaldir.
Beşiktaş vazgeçince Trabzonspor devreye girdi, şartları uygun buldu, pazarlıkla asgari müşterekte buluştu ve transferi bitirdi. Bu da normal bir süreçtir.
Ne var ki bazı Beşiktaş taraftarları bunu idrak edemeyip ağızlarını köpürterek, salyalarını akıtarak Trabzonspor’a ve camiasına düşmanlık etmektedir.
Biz de diyoruz ki!
Kabahat ve düşman arıyorsanız kendi içinize, yönetenlerinize bakın.
Gelelim en başta Trabzonspor’a, Trabzon’a ve insanına alenen kin, nefret ve düşmanlık içeren,
Trabzonluları galeyana getirip sinir uçlarıyla oynayan sözleri söyleyen ve onun gibi düşünen müptezellere…
Trabzon’un neresi olduğunu, Trabzonlu’nun kim olduğunu, Trabzon’un köy mü değil mi olduğunu dilimiz döndüğünce anlatayım da sen ve senin gibi müptezeller öğrensin, kimlere sözde hakaret ettiklerini.
İlk olarak şunu söyleyeyim!
Trabzon’un neresi olduğunu bilmeyen Türk yoktur. Varsa o da Türk değildir, Türk düşmanıdır.
Yine de anlatayım, hafızalar tazelensin.
Trabzon, beş bin yıllık tarihe sahip bir şehirdir. Zamanında Samsun’dan Erzurum’a, oradan Artvin’e kadar birçok ilin bağlı olduğu, Anadolu’nun kuzeyindeki en önemli merkezlerden biridir.
Bu tarihi şehir nice hikâyeler biriktirdiği gibi, nice devlet adamı, bilim insanı, siyasetçi, sanatçı, sporcu ve vatansever de yetiştirmiştir.
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) övgüsüne mazhar olmuş, Cihan Padişahı Fatih Sultan Mehmet’in fethettiği, Yavuz Sultan Selim’in yönettiği, Kanuni Sultan Süleyman’ın doğduğu, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün üç kez ziyaret ettiği ve Kurtuluş Savaşı sırasında “Yanı başımda durup bana en büyük desteği verenlerin Trabzonlu olduklarını asla unutmayacağım” dediği, ülkesi, bayrağı ve dini için savaşarak binlerce şehit veren, bürokraside, siyasette, sanatta ve iş dünyasında başı çeken insanlar yetiştiren…
Türkiye Cumhuriyeti’nin 61 plakalı şehridir Trabzon.
Bu şehre öyle kolay kolay dil uzatamaz, hakaret edemezsiniz.
İleri geri konuşamazsınız.
Bu şehir hakkında ileri geri konuşmak her babayiğidin harcı değildir.
Senin gibi zibidiler bu şehirden bahsetmek için önce bir abdest alacak!
Sözde hakaret ettiğin o Trabzonspor ise 1967’de kurulmuş, 1974-75 sezonunda Süper Lig’e çıkmış, bu ligde onuruyla, şerefiyle mücadele edip İstanbul hegemonyasına karşı dik durmuş, futbolda Anadolu devrimini yapmış bir kulüptür.
8 Süper Lig şampiyonluğu,
10 Türkiye Kupası,
10 Süper Kupa,
5 Başbakanlık Kupası… Müzesinde toplamda bini aşkın kupa bulunan, bütün dünya üzerinde, kendi şehrinin takımını yüzde 98 oranında tutan taraftara sahip en büyük şehir kulübüdür.
“Köy” diyerek aşağıladığın bu şehir, her şeyiyle gurur duyulacak bir şehirdir.
Ulu Önder Atatürk’ün “Köylü, milletin efendisidir” sözünü hatırlatarak, köylü olmasa aç kalacağından habersiz yaşayan bu müptezeli bütün Trabzon ve Trabzonspor camiasından özür dilemeye davet ediyorum.
Tabii eğer bu erdemi gösterebilecek azıcık şeref ve haysiyeti varsa…