Trabzon Haber ve Trabzonspor Haber
2026-06-20 15:15:10

UTANÇ KAYNAĞISINIZ 

HÜSEYİN DEĞİRMENCİ

komodor6161@hotmail.com 20 Haziran 2026, 15:15

Türk Milli Takımı ve Abartı Kültürüyle Dünya Kupası’nda Gerçek Yüzümüz!

Dünya Kupası ve Avrupa Şampiyonası gibi büyük turnuvalarda her zaman bazı takımlar olur! 
Turnuvanın en zayıfı, en kötüsü. 

Bunlar baştan bilinir, rakipler ona göre hazırlanır, taraftarlar da beklentilerini ona göre ayarlar.

Bazı takımlar da sürpriz yaparak, büyük futbol ülkelerine karşı beklenmedik galibiyetler alır, turnuvaya damga vururlar.

En kötüsü de, en iyisi de, sürpriz yapanı da sahaya iyi oyun, mücadele, azim, ısrar ve kararlılık koyar. 
Bu kural hiç değişmedi.

Ancak bu Dünya Kupası’nda Türk Milli Takımı’nı hangi kategoriye koyacağımızı bilemiyoruz.

Ağır sıkletle sinek sıkletin maçında, sinek sıkletlinin ilk gongdan sonra ne kadar dayanabildiği başarı kabul edilir ve taraftarları da bununla gurur duyar. 

Türk Milli Takımı da sanki bu duyguya kapılmış gibi. 
İlk maçta alınan mağlubiyet, ikinci maça daha fazla stres ve baskıyla çıkmamıza sebep oldu. 
Sanki “Ne kadar dayanabilirsek o kadar başarılıyız” mantığı devreye girmiş gibi!

Peki ya baskı stres deniyor!
Hani siz kaliteli, tecrübeli oyunculardan kurulu bir takımdınız ne stresi? 

Gerçek stres ve baskı nedir bilirmisiniz?
Sabahın yedisinde evinden çıkıp, canını dişine takarak, tırnaklarıyla kazıya kazıya beş kuruş kazanıp, akşam eve dönerken “Çocuklarıma bir ekmek, bir parça yiyecek alabilecek miyim?” diye düşünen insanın yaşadığı duygudur. 

Milyonlarca Euro-Dolar kazanan futbolcuların hissettiği “stres” “baskı” bu değildir, olamazda.

Bizim Mlli Takımında asıl sorunumuz abartı kültürümüz.
Olmayan şeyi varmış gibi, vasatı mükemmel gibi, sıradanı olağanüstü gibi gösterme hastalığımızdır.

Milli Takım’da da bu zihniyet yüzünden, forma giymeyi hak etmeyen, yeterli yetenek ve performansa sahip olmayan oyuncuları izlemek zorunda kalıyoruz.

Örneğin Hakan Çalhanoğlu, kulüp takımında gösterdiği performansın %25’ini bile milli formayla bugüne kadar gösteremedi. 
Buna rağmen spikerler ve medya tarafından adeta “dünyanın en iyisi” gibi anlatılıyor.

Keza Kerem Aktürkoğlu, Abdülkerim Bardakcı, Yunus Akgün, Mert Müldür, Barış Alper Yılmaz, Çağlar Söyüncü, İrfan Can Kahveci ve maalesef teknik direktör Vincenzo Montella da aynı abartının ürünü ve bizde kurbanlarıyız.

Yaptıkları işin kalitesi ortada. Gerçekçi olmak gerekirse, abartı kültürümüzle torpil kültürünün karışımından ortaya çıkan bir Milli Takım bu.

Bari üç dakika dayanabilseydiniz…
Böyle bir maçta ilk dakikada, daha nefes almadan gol yemek nedir?

Çok kötüsünüz.
Tarihin en kötü Dünya Kupası’nın en kötü takımı olma yolunda ilerliyorsunuz. Bu insanlara yazık, çok yazık. 

Utanıyoruz.
Utanıyoruz çünkü, ilk maçta senden fersah fersah aşağıda olan takıma 2-0 yenilmenin akabinde, 
Yine senden fersah fersah aşağıda olan bir takımdan daha ikinci maçında ve ilk dakikada gol yiyip 1-0 mağlup duruma düşüp, 60 dakikaya yakın da on kişi oynayan bu rakibine bir gol bile atamadan maçı mağlup bitiren, 
abartı kültürü ürünü bu milli takımdan utanırız arkadaş.

Evet siz ve sizi buralara seçen her kimse, hepiniz bu milletin utanç kaynağısınız! 

Gelelim bundan sonrasına!
Eğer Türk futbolunun başarılı olmasını istiyorsak, ilk olarak Türk futbolunu futbolun içinden gelen, liyakatli isimlerin yöneteceği köklü bir değişim şarttır.

Ardından, hakem triosunun kalitesini yükseltmek için eyyamcı ve başarısız isimlerden futbolumuzu derhal temizlemeliyiz.

Bunun yanı sıra, tüm futbol paydaşlarını kapsayacak geniş bir yelpazede gerçekçi düşünce, söylem ve eylemler içinde olmamız gerekmektedir. Abartı olmadan! 

Kısacası, Türk futbolunun en büyük ihtiyacı liyakattir.

İnşallah ABD bize karşı acımasız davranmaz ve 4 gol attığı Paraguay’a yenilen millilerimizi, dolayısıyla bizleri ağır bir hezimete uğratmadan ülkemize uğurlar.

(2010-11 ŞAMPİYONU TRABZONSPOR)

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.