Trabzon Haber ve Trabzonspor Haber
2021-01-20 16:22:39

AB -TÜRKİYE - CUMHUR İTTİFAKI – İYİ PARTİ

CEMAL YILDIZ

yildiz.cemal@hotmail.com 20 Ocak 2021, 16:22

Türkiye ile Avrupa Birliği'nin ilişkileri 31 Temmuz 1959'da Türkiye'nin Avrupa Ekonomik Topluluğu'na yaptığı ortaklık başvurusu ile başlar.

AET Bakanlar Konseyi'nin başvuruyu kabul etmesi sonrasında 12 Eylül 1963 tarihinde Ankara Anlaşması imzalanmıştır.

Hemen, hemen benim yaşım kadar olan bu süreçte neler yaşandı, neler.

Bu yaşanmışlıkların birçoğuna bizler şahit olduk. Şahit olamayanlar da oldu, takip etti, bu günlere kadar geldik.

Peki, bu süreç bize ne kazandırdı, ne kayıp ettirdi.

Kimize göre keşke AB ye girebilseydik.

Kimimize göre de bu süreç hiç başlamasaydı AB’nin bize ne faydası var.

Diye iki cevap karşımıza çıkabilir.

Bendeniz şahsi kanaatim. AB. liğine üye olarak kabul edilme yönün dedir.

Ama diğer görüşe de saygım vrdır.

Devleti yönetenlerin, Devletin geleceği noktasında alacak oldukları kararlar çok önemlidir.

Bu AB süreci başaladı başlayalı Avrupanın her ülkesi Türkiye’nin iç işlerine karışmayı kendilerine bir görev adlettiler.

Aslında Türkiye Avrupadan önce Avrupalıdır.

Daha bizim, izlerimiz halen Balkanlarda, Bosna dan tutıunda Macaristan’a kadar içinde dokuz ülkeyi barındıran bu çoğrafya da Türklerin izleri maddi ve manevi yönden, halen devam etmektedir.

Çok önemli bir gerçek de şu; AB. liği bir Hırıstiyan birliğidir.

Bunu kendileri de söylemektedirler. Hatta en son papa Türkiye’ye çağrıda bulunarak şöyle demişti.

“Biz hırıstiyan birliğiiz siz de gidin islam birliğini kurun.”

Yani taraflar belli olsun.

Haçlılar ve Müslümanlar.

Avrupa Birliği her fırsatta Türkiye’yi köşeye sıkıştırmaya hevesli bir birliktir.

Bunu Ekonomik, Siyasal, Hukuksal ve Sosyal alanda devam ettirmektedir.

Bizim iç işlerimize karışmaktan geri durmamaktadır.

En son AİHM’nin Demirtaş’ın hakkında vermiş olduğu karar. Bizim bu karara uymanmız asla söz konusu değildir.

İşin üzücü tarafı bazı siyasi partilerin de bu kararı benimsemesi ve uygulanması yönünde ki tutumlarıdır.

Selahattin Demirtaş denilen kişi, öyle zannedildiği gibi temiz bir insan değil. Geçmişi karanlık, dosyaları kabarıktır. Bakınız, kaç davadan ve neden yargılanıyor.

Ülkemizde bir boşanma davasının sonuçlanması yıllar alırken, bu kadar suç’a ismi karışan bir şahsın davalarının nasıl kısa bir zamanda sonuçlnamsı beklenilebilir. Bunu anlayamıyorum.

Edirne F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda yatan Demirtaş hakkında Ankara, İstanbul, Şanlıurfa, Kayseri ve Mersin olmak üzere 5 ilde görülen 12 dava bulunuyor.

Açılan davalarda Demirtaş,

"silahlı terör örgütü kurma ya da yönetme", "terör örgütü propagandası yapmak", "suçu ve suçluyu övme", "halkın kin ve düşmanlığa alenen tahrik", "halkı kanunlara uymamaya tahrik etme", "suç işlemeye alenen tahrik", "kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret", "Cumhurbaşkanına hakaret", "terör örgütü propagandası yapma", "Kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenleme, yönetme ve bunların hareketlerine katılma", "halkı kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne kışkırtma", "kamu görevlisi aleyhine iftira", "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini alenen aşağılama", "Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve devletin kurum ve organlarını alenen aşağılama", "yargı organlarını, askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılama" suçlarından yargılanıyor.

Demirtaş hakkında Diyarbakır'da açılan davalar, dosyaların İstanbul ve Ankara'ya nakledilmesi nedeniyle bu illerde görülüyor.

Hal böyleyken, bu kadar kabarık bir dosyaya sahip şahsın beratine karar veren AB. liğine bağlı AİHM sinin taraflı karar verdiği aşikârdır.

Onlara “empati” yapmalatrını tavsiye ederim.

Kendi ülkelerinde aynı şeyler olsa nasıl karar verirlerdi.

Ama Teröristleri besleyen ülkelerden daha ne beklenebilir ki.

Yakında HDPKK nın kapatılma davası başlarsa, buna da kapanmaması yönünde karar verirse hiç şaşmayın.

İş Bilenin Kılıç Kuşananın.

Bütün bunların farkına varan Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Sayın Devlet Bahçeli, Sayın Mustafa Destici (Cumhur İttifakı)Türkiyenin ayaklarının üzerinde durması için çabaladı durdu. Nihayetinde başardı da.

Dünya beşten büyüktür dedi.

Avrupa türkiyeyi kıskaca almaya çalıştı.

Bu durum karşısında;

Sayın Binali Yıldırım Şöyle dedi;

“Avrupanın Güvenliği Türkiye den geçer. “

Bu söz ne cesaretli söylenmiş ne güzel bir sözdür.

Fransanın, Horlandanın, Almanyanın, Danimarkanın çıkışları işe yaramadı.

Türkiye, kartlarına karşı rest gösterdikçe, çıldırdılar.

Nihayet 2021 de İngiltere Avrupa birliğinden bağımsız olarak Türkiye ile ilişkileri geliştirmek için kolları sıvadı.

İngiltere AB ye girmemekle aslında akıllılık etti bunu zaman daha iyi gösterecek.

Çıkar yol bulamayan Macron da “Değerli Tayyip” diye mektup yazdı.

Rusya ile ilişkiler gayet iyi durumda

Merkel’in yerine gelecek olan Armin Laschet le de ilişkilerin daha üst seviyeye çekileceği malum.

Kendisi PKK yı Terör örgütü olarak görüyor.

PKK’nın kökü kazındı Allah’ın izni ile.

Ortadoğuda, Türkiye kendini hissettirdi. Artık onlar da Türkiye’siz yola çıkmanın yanlış olduğunu fark ettiler.

Türkiye;

aleyhinde oyun kuranların oyunlarını bozdu.

Avrupa Türkiye’siz yapamaz. Ortadoğu Türkiye’siz yapamaz, Amerika Türkiye’siz yapamaz. Rusya Türkiye’siz yapamaz.

Türkiye Mazlumların, Garibanları, Muhacirlerin, Ezilmişlerin, Hakkı gasp edilenlerin yanında olduğu müddetçe Allah’ın yardımı gelecektir. Bi İznillah.

Varsın AB liği küçük, küçük ülkeleri birliğine katmaya devam etsin. Ortada TÜRKİYE gibi bir gerçek var.

Türkiye, artık gücünün farkında.

Bu farkındalılığı Cumhur ittifakı ihya etti.

Bunu devam ettirmek tüm siyasi partilerin görevidir.

Öyle “Kafama Silah dayasalar da Cumhur’la aynı masaya orurmam” demek kolay değil.

Sayın Akşener oturacaksınız, bu vatan için, bu millet için oturmalısınız.

Eğer; Vatanseverim, Milliyetçiyim diyorsanız, PKK terör örgütüdür diyorsanız.

(Ki diyorsunuz.)Bu vatan için varım diyorsanız.

Ekonomiye katkıda bulunmak istiyorsanız, yanlış gördüğünüz şeyleri düzeltmek istiyorsanız masaya oturmalısınız dışarıda kalıb da ne yapacaksınız, kime ne faydanız olacak.

Cumhur ittifakına katılmanız “Milli bir Meseledir”. Kendi nefsinizle ilgili bir olay değildir.

Ama muhalefette dururum, durmadan da eleştiririm bir şey de yapmaya gerek yok diyorsanız kardeşim o kadar Milletvekili var onlar sizi uyarır herhalde.

Her zaman söyledim İYİ Parti İyi gittiği müddetçe iyi parti olur.

Kalın sağlıcakla.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.