Trabzon Haber ve Trabzonspor Haber
2026-03-31 20:57:51

Karayemişler Çiçeğe Durdu Bahar, yine usulca kapımızı çaldı…

KEMAL ÖZDEMİR

kemal_emice_61@hotmail.com 31 Mart 2026, 20:57

Dağların eteklerinde, köy yollarının kıyısında, çocukluğumuzun izlerini taşıyan patikalarda karayemişler çiçeğe durdu. Beyaz çiçekleriyle doğa adeta yeniden dirildiğini fısıldıyor. Her bir dal, umutla yoğrulmuş bir başlangıcın habercisi gibi…
Karayemiş çiçeği, sadece bir mevsimin değil; bir hatıranın, bir özlemin adıdır. Onu görenin aklına şehirlerin gürültüsü değil, memleketin sessizliği düşer. Toprak kokusu gelir burnuna, eski günler gelir, kaybolmayan çocukluk gelir…
Ve karayemiş…
Sadece bir ağaç değil, bir şifadır aslında. Meyvesi, insan vücuduna zarar vermeyen, aksine sayısız fayda barındıran bir nimettir. Tıpkı memleket gibi… İnsanı yormayan, aksine dinlendiren, iyileştiren… Belki de bu yüzden karayemişin gölgesine oturan sadece serinlemez; biraz da iyileşir.
İbn-i Sina der ki: “Doğa, en büyük eczanedir.”
İşte o eczanenin en saf, en temiz köşelerinden biridir karayemiş… Dalında şifa, gölgesinde huzur saklıdır.
Farabi ise insanın huzurunu anlatırken, “Mutluluk, insanın kendi doğasına uygun yaşamasıdır” der.
Belki de bu yüzden memleketten uzak kalan her yürek, doğasından kopmuş bir dal gibi eksik hisseder kendini…
Karayemiş çiçeklerinin o ince, ferah kokusu rüzgâra karışırken; bir köşe başında yanan semaverin dumanı da ağır ağır göğe yükselir. O an var ya… İşte tam o an, hayatın en sade ama en gerçek hâlidir.
Çiçeğin kokusuyla semaver çayının dumanı birbirine karışır… Ve insan, memleketin tam ortasında olduğunu hisseder.
Karayemişin o hafif buruk tadı, ağzımızı usulca buruşturur. Tıpkı iyi demlenmiş bir çayın ilk yudumunda olduğu gibi… Önce hafif bir burukluk, ardından derin bir tat bırakır. Hayat da böyledir belki; biraz hasret, biraz sızı… ama sonunda huzur…
Gurbetin yükü ağırdır…
İnsan nereye giderse gitsin, kalbinin bir yanı hep memlekette kalır. Bir dere kenarında, bir bahçe başında ya da bir karayemiş ağacının altında… Bahar geldiğinde sadece doğa değil, hasret de çiçek açar. İçimizde büyüyen o ince sızı, aslında kavuşmanın duasıdır.
Dua…
En saf, en sessiz sığınaktır. Uzakta olanın memlekete uzanan eli, yakında olanın şükrünü hatırlatan bir bağdır. Karayemiş çiçekleri rüzgârla savrulurken, sanki her biri göğe yükselen birer niyaz olur:
“Allah’ım, bu toprakları koru… İnsanını huzurdan, bereketten ayırma…”
Hasret büyür, ama umut da onunla birlikte filizlenir. Çünkü biliriz ki her bahar, bir kavuşmanın müjdecisidir. Belki yarın, belki bir başka mevsimde… Ama mutlaka…
Karayemişler yine çiçeğe durdu…
Ve biz yine aynı duayı ettik.
Memleketimiz huzurlu olsun, insanımız sağlıklı olsun, yollar ayrılığa değil kavuşmaya çıksın…
Çünkü bazı ağaçlar sadece meyve vermez…
İnsana geçmişini hatırlatır, kalbine dokunur ve en çok da dua ettirir… 
Kemal Özdemir

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.