İDDİA İSBATI GEREKTİRİR

Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İddia sahiplerinin iddialarını isbat etmek mükellefiyeti bulunur.

İddia sahiplerinin iddialarını isbat etmek mükellefiyeti bulunur. Türk milleti olarak hareketle gazi Mustafa Kemal paşa başkumanldanlığında kazanılan zafer sonucu Anadolu’da bir cumhuriyet kurulur. Ve bu cumhuriyetin adı bilinmeyen tarihlerde ismi geçen, ancak emperyalizmin yaldızlı harfleriyle süslenen siyasi tarihte pek bahsi edilmeyen, toplumsal gerçekler ışığında Anadolu’da kurulan bu cumhuriyete, tarihinde yaşanan toplum maceraların geçtiği yerlerde bırakılan millet bilinci ile verilmiş olan ad, Türkiye cumhuriyetidir.  
    Yaratanın, bilimi ona birlik anlayışına karşı mükafat olarak, hayatı daha güzel yapmak için verdiği gerçeğinin geçen asırlarda verilen kötü toplumsal imtihanlarla, insanlık beşeri felaketlerin eşiğine getirilmiştir. Hatta büyük insanlık kayıpları sadece bu tekel çevrelerinin menfaatlerine zarar gelir korkusuyla yaşanırken, kaybolmaya yüz tutan milli derleniş ile toplum yapılanmaları için gerekli olan fenomen değerlerin arayışları garip bırakılmak istenmiştir.
      İnsanlık bununla birlikte bir kez daha tarihi materyalizmin kadrine uğrarken karşısında Anadolu’da yaşatılmaya çalışılan Türkiye cumhuriyeti gerçeği karşısında telaşa kapılanlar onu içten ve dıştan çeşitli görünümlerle bu tarihi gerçekleri altüst eden siyasi yaklaşımlarını da sergileyebilmek imkanı kısmen de olasa bulabilmiştir. Ancak kuşkusuz Milli mücadele ile İstiklal savaşında bu yanlışlığa dur demesini bilen millet iradesi ile bir kez daha dünya nufusunun büyük ekseriyetini oluşturan bu milli irade dokusunu yaşatarak insanlığın umudu henüz sönmediğini cihana arz edebilmiştir. 
        1.,2, Dünya savaşları, Kore ve Ortadoğu savaşları ve nihayet ideolojinin sınırlarını zorlayan terör ile dünya çağların en karanlık anlarına şahit olmuştur.
        Bunların her birinin nedeni bilimi amacı belli olmayan bir ortamda kullanılmasıdır. Bilim insan dehasının eseridir. O yerinde değerlendirildiğinde, tarihte uygarlık merkezleri şehirler onunla kurulmuştur.
      Bilim, yaratılmışın tek yaratıcısı kudretinin  ilk emridir. Ancak onun adının anılması ile onun anlamlı olacağı daha önceleri Anadolu’da yaşanmış olan kültürel yıkımlara onsuz tekrar edilmesi yaklaşımı asrın en büyük zilletidir.
    Bu kültür yapılanması şekillenmesi ile cihan barışı ancak ihtilafların kaynağına cesaret verilmesi ve kişi tekeliyle söz konusu olan sevgisizlik ortamında menfaat ağlarının örülmesi ile küresel oluşumlar oluşmasına ve bununla birlikte beşeri felaketler yaşanmasının yolunun açılması ile karşılaşılmış olabilir. İşte asrımızda mukaddes değerlerin sözde savunuluşu  amaçlı ortaya atılan örgütlenmelerin ardındaki küresel siyasi odakların belirlenmesi ancak bu yaklaşımlı bir kültür analizi yapılması ile mümkün olur.
        Onun adına eş herhangi bir meta veya insan ürünü bir şeyin bilimi mecrası dışında kullanılmak arzusu ise yaşanan tekel amaçlı beşeri oluşumların insanlık mizansenleri yaşanmasından başka bir  sonuç vermesi de elbette mümkün olamazdı…
      Bilimdeki gelişmeleri onun güzelliğinin bir ibret belgesi olabileceğinin bilinci ile uygarlıkların gerçekleşebileceğini aksi durumda kurandaki ifade ile sabahtan akşama kadar örülen bir çorabın akşam sökülerek dibe indirilmesinden başka bir şey yapılmış olamaz. 
        Bu ortam gerçekleşebilmesinde ancak eğitim politikalarında öncelikli olarak, dış dünya ile kültür bağları kurulurken, peygamberin Medine vesikasında belirtildiği üzere bir çalışmanın milli birliğin zehiri olan pagan anlayışlı tekelleşmelere karşı fenomen olduğu bilincinden uzaklaşılması insanlık için yeni beşeri barış arayışları bulunulabileceği sapkınlığının nedeni sayılabilir.
        Küresel barışın gerçekleşmesine karşı, tarih öncesi başlatılmış olan toplumları milli değrelerinden uzaklaştırma girişimlerine hizmet edilmiş olabilir. Bunun karşısında etkili girişimlerde bulunulamayış ancak dünyanın her tarafında her türlü fitnenin yaşanabileceğine verilmiş bir onaydır.
        İşte bu savaşlara çok yabancı kalan, merkez doktrin yaklaşımında bir devlet yönetiminden cumhuriyet devrinde özenle taviz vermeden yaşatılan bir millet yaklaşımı vardır. Bunun örneği Anadoluda verilmiş bir Türk varlığıdır. Bu da Anadolu’daki bir inklap kazanımıdır.
      Bu kültür çarpıklığına karşı en büyük inklab, kökü tarin derinlerinde bulunan, küresel sermayelerin egemen çevrelerine manevi merkezlik yapan pagan anlayışlarının tarih öncesi kültür ve ekonomi siyasetlerine karşı İslam devleti kurularak cevap verilmiştir.
      Bu yaklaşımlarda yapılan küresel ticari, siyasi, ve kültürel yapılanma içinde, çağımıza kadar gelişimi ile alınan şekillenme içinde Türkiye cumhuriyeti milli kültür yapılanması adı altında geçerli olabilecek yeni bir cevap verilmesi mümkündür.
      Bu inklabın konusunun işlendiği yerleri mukaddes yapan şey bu insanlık ayıbına karşı Hz mUhammet öncülüğünde Atası Hz. İbrahimin Anadolu’dan kalkarak geldiği ve bu merkeze yaptığı ziyaretle başlar.     
      Bu kazanımların tarihi stratejik gelişimi incelendiğinde, farklı toplumsal unsurların, nufuz alanlarında savaşan güçler arasında tutunma şansı olmadığı da bir önemli gerçektir. Şu halde bu toplumların bir arada bulunmaları ve kavgasız şekilde binlerce yıl bölgede yaşayabilmiş olmasının bir başka anlamı da yoktur. 
      Hemen bu bölgelerde adı geçen ve günümüzde de Türk alfabesi ile bilimsel çalışmalarına Anadolu ve Asyanın batısında, Amerika’da devam eden insanların ortak tarih izleri bulunur.
    Bu izlerden hareketle bir iddia makamında bulunanların da başkalarından bir isbat beklemeye hakları yoktur. Çünkü yaklaşım Kurandaki dinamik tahlil metodudur. Ancak geçmişi Kuranla kavgalı olanların Kuran inklabı hakkında araştırmaya tahammülü de yoktur.
      İstediğinde kulunun kazanımlarını geri alabilen yüce kudret, nasıl ki küresel sermayenin edep tanımayan yaklaşımlı edinimlerini, ona bütünlük sağlayıcı değerlerden önemli bir kısmını kaybettiren fikir ve maddi çıkar sağlamak yaklaşımlı sosyal ilişkilerinin sonuçlarının Allah tarafından verilmiş belki de mücazat olduğu bilinci İslami bir yaklaşımdır.
      İşte her şeyi yaratan ve bilimi insanın sadece bir meşguliyeti olabileceğini ona duyuran yüce yaratanın bu çileleri önceden hisseden, acısını yaşayan ve miraçta bu değerlerin ardında bir millet olmayı yüce Allha’tan dileyen büyük peygamberi çağımızda tanıyamayanlara en gerçekçi şekilde tanıtmak da bu çerçeve içerisinde bir zorunluluktur.

İDDİA İSBATI GEREKTİRİR
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Trabzon Manset ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Sohbet Et

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.