SEVİLEN OYUNCU VE ÜNLÜ SENARİST TRABZON DA BULUŞTU

Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Trabzon 6. Kitap ve Kültür Fuarı vesilesiyle bir araya gelen Çukur dizisinin sevilen isimlerinden Ercan Kesal ve ödüllü yönetmen-yazar Tayfun Pirselimoğlu sevenlerine muhteşem bir söyleşiye imza attı. Merak edilen soruları yanıtlayan ikili sevenleriyle keyifli ve hoş zaman geçirdiler.

‘Sinema edebiyat ilişkisi hep baş başa gidiyor ama gönlünde yüreğinde hangisi yatıyor?’ sorusuyla ile birlikte ilk soruyu yanıtlayan Tayfun Pirselimoğlu “öncelikle bu samimi ortamda olmaktan dolayı çok mutlu ve gururluyum” diyerek konuşmasına devam etti. “İki tane şapkam olunca bu sorula çok karşılaşıyorum. Sinema çok meşakkatli bir iş, çok cebelleşiyorsunuz. Çok da ağır yaralar alabiliyorsunuz. Bir süre sonra fark ettim ki edebiyat biraz bu yaraları tedavi edebiliyor. Edebiyatı kendi başıma kaldığım, kendimle kavga ettiğim alan olarak görüyorum. Çünkü sinema kişisel bir sanat değil. Sizin dışısınız da yüzlerce hatta binlerce kişinin de bu filmin içerisinde yer almasını gerektiren uzun bir işlem. Dolayısıyla sizle başlayıp sizle bitmiyor. Sinema gerçekten bir savaş alanı. Biraz oradan kayıp kendimle kalma hali edebiyat.

Ayrıca takıntılı olduğunu söyleyen Pirselimoğlu romanlarında ve hikayelerin de bulunan hatta filmlerine de yansıyan takıntıları hakkında açıklamalarda bulundu. Pirselimoğlu açıklamasında; “bazı takıntılarım var ama niye var onu bilmiyorum. Takıntılı olduğum bazı konular bazı mevzular bazı işler var. Mesela otel takıntım var, aşağı yukarı İstanbul’un bütün salaş otellerini biliyorum. Benim her filmimde otel vardır. Dolayısıyla çok dolanıp İstanbul’un bütün otellerini gezdiğimi söyleyebilirim. Mermer takıntım da var. Bunun üzerine kitap yazdım. Fakat şuna inanıyorum ki bir insan ne kadar takıntılı olursa, yaptığı işte o kadar başarılı olur. Bu edebiyatta da öyle sinemada da. Hatta iyi yönetmenlerin daha çok takıntıları olması gerektiğine inanıyorum. Bu anlamda zannediyorum ki takıntılarım yaptığım işte deli gibi yardım ediyor.

Uzun yıllar hekimlik yapan Ercan Kesal ise kendisini yazmaya iten şeyin ne olduğunu ve okumaya ve yazmaya nasıl başladığını anlattı. Kesal ‘yazmak okumakla başlayan bir eylemdir. Okumaya başlamışsanız azlında bir süre sonra da yazıyorsunuz Ama yeterince okumak, okumaya doymak’ diyerek yazmaya iten esas nedeni açıklardı ve devem etti. “Okumanın yazmayı dayattığı bir yer var sanki. Ondan sonra yazmazsanız olmuyor, yazmaya başlıyorsunuz. Ve okuyacağınız, okumaktan zevk aldığınız şeylere benzeyen metinler yazmaya çalışıyorsunuz. Bir süre sonra içinizdeki birikmiş tortuların temizlendiğini fark ediyorsunuz ve yazmaktan vazgeçmiyorsunuz artık. Bundan sonra daha iyi yazmak, onun zanaatını daha da geliştirmek istiyorsunuz. Enteresan bir yolculuk bu ama bunu başlatan şey okumak. Ben okumazsam yazamazdım.

Orta okulda da yazıyordum, lisede de yazıyordum. Belki çok acemi şiirlerdi ama yazıyordum.” Peri Gazozu” kitabımdaki hikayeler biraz hüzünlüdür. 2013 yılı babamı kaybettiğim yıldı. Biraz babamın yas duygusuyla yazılmış, babaya yazılmış metinlerdi. Baba vardı hep içerisinde. Sanki biraz babama olan hasretimi, onunla olan hesaplaşmamı, acımı, yasımı da oradaki metinlerin içerisinde aradım ve buldum. O günleri öyle geçirdim. Çünkü edebiyat çok iyi geliyordu her koşulda. 1987 yılı da çok trajikti benim için. Çok erken bir yaşta yeğenimi kaybetmiştim. 10 yaşındaki yeğenim balkondan düşmüştü ve kendisini kaybetmiştik. O dönemi hiç atlatamayacağımı düşündüğüm. Ama dönemi Edip Cansever okuyarak atlatmıştım. Atlatmak kötü bir deyim belki ama en azından tahammül etmiştim o günlere.

SEVİLEN OYUNCU VE ÜNLÜ SENARİST TRABZON DA BULUŞTU
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Trabzon Manset ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Sohbet Et

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.