Trabzon’da şehir yönetimi, dolmuşların işleyişiyle ilgili çok kritik bir karar aldı.
Bu kararı verirken defalarca muhataplarla görüşüldü, müzakere edildi.
Ne var ki görüşmelerde, engelli, yaşlı, hasta, hamile, küçük çocuklu yolcuları muhtemelen unuttular!
Çünkü, aldıkları kararın ilk uygulanabilirliği önlerine geldiğinde yaşanan kaos, bunu düşündürdü.
Halkın tepkisi sert olunca da meydanlara inip eylem yapmaya kalktılar.
Çünkü halk, dolmuşçuları bu şartlarda dolmuşa binmemekle tehditde bulununca!
İş kaybı kaygısı bu eyleme itti beyefendileri!
Karar vericiler şaşkınlık içinde kaldı.
Şimdi asıl soru şu:
Bu şehirde kimin sözü geçecek?
Şehri yönetenlerin mi, dolmuşçuların mı, yoksa en çok mağdur olan muhtaç yolcuların mı?
Eğer amaç gerçekten şehir trafiğini rahatlatmaksa ki, alınan kararda öyle görünüyordu!
Fakat,
Bu iş emrivakiyle, boykotla, hakaretle, “yaptım oldu” mantığıyla çözülmez.
Yıllardır kendilerine tahsis edilen durak ve bekleme alanlarını babalarının çiftliği gibi enine boyuna işgal edip, diğer araçlara ve yayalara zerre saygı göstermeyenlerin bugün “hakkımız gaspediliyor” diye veryansın etme hakkı da pek kalmamıştır.
Yetkililerle mutabık kalınan, ortak akılla alınan bir kararı halkı kullanarak, insanları gaza getirip, gösterilen alanda, bir dizi gerçekliği olmayan eleştirici laflarla araçlardan indirmeye çalışarak boşa çıkarmaya uğraşmak, ucuz kabadayılıktan başka bir şey değildir.
Madem dolmuş müşterisini bu kadar çok düşünüyorsunuz, o zaman müşteriyi meydana yakın, belirlenen alanlarda uygun ve güvenli bir yerde indirin, sonra depolama için gösterilen alana gidin!
İşinize gelmez dimi bunu yapmak?
Fazladan mazot yakmak!
Ama belli ki mesele o değil;
mesele gösteri ve rest çekmek.
Ucuz kabadayılık yapmak.
Biz de izleyip göreceğiz:
Bu şehirde son sözü kim söyleyecek? Yönetenler mi, dolmuşçular mı?
Bakalım, maksat üzüm yemek mi, bağcıyı dövmek mi?
(TRABZON CADDE61’i BEKLİYOR)