Cumhuriyetin ilanından üç ay sonra TBMM’de kabul edilen ‘Çay Yetiştirilmesi Hakkında Kanun’ ile ülkemizde çay tarımı başlamıştır.
Burada amaç; Kurtuluş Savaşı sonrası bozulan bölge ekonomisinin düzeltilmesi, kalkınmayı esas alan anlayışla göçün önlenmesi, kuru çay tüketiminin ülke ihtiyacını karşılamasıdır.
Dünyada bir başka örneği olmayacak şekilde, bugüne kadar bölgenin tamamında örgütlenmiş 47 adet yaş çay fabrikası, 1 paketleme fabrikası, 2 paketleme ve üretim bölge müdürlüğü, 1 ana tamir ve bir araştırma enstitüsü ile birlikte bölgenin hayat kaynağı ÇAY-KUR yaratıldı.
Bununla birlikte; %60 pazar payı ve damak tadıyla özgüven yaratarak, sektörde yaşanan krize rağmen faaliyetlerini aksatmadan yürüten ÇAY-KUR bölgenin ekonomik ve sosyal yükünü taşımaya devam ediyor.
Fakat binlerce çay işçisi ile yüz binlerce çay üreticisinin geçim kaynağı sağladığı bu bölgede çay tarımı ile ilgili son yıllarda oldukça yoğun sıkıntılar yaşanmaktadır.
Bugün tam 89 yıl sonra, TBMM’de ‘Çay Kanunu Tasarısı’ ile ilgili hummalı bir çalışma yapılmakta.
Mustafa Kemal ve arkadaşları tarafından, bölge halkının kalkınma ve geçimini sağlaması için çıkarılan ‘Çay Kanunu’nun aksine; bugün, yaratılan ekonomik ve sosyal değerin yok edilmeye çalışılmasını, ÖZELLEŞTİRME çabaları ve yeni ‘Çay Kanunu’ tasarısında üzülerek ve kaygı duyarak izliyoruz.
ÇAY-KUR, özel sektörle eşit olmayan koşullarda yarışa sokulup, kurumun içini boşaltılmak suretiyle işlevsiz hale getirilerek prestij kaybına uğratıldıktan sonra, yeni yasayla elinin kolunu bağlayarak aldığı bu derin yaralarla ÇAY-KUR’un özelleştirilmesinin önünü açılmaktır.
Neden mi? Niçin mi? Nasıl mı?
Elli yılı aşkın süredir çay tarımının yapıldığı bu bölgede ÇAY-KUR, sahip olduğu menkul ve gayrimenkuller sayesinde büyük bir ekonomik güce sahip olmasıyla birlikte Dünya Çay Piyasasında yarattığı damak tadında önemli bir marka oluşturmuş durumdadır.
Bugüne kadar bu haliyle hiçbir şekilde gündeme gelmeyen ‘Çay Kanunu’ neden son yıllarda özellikle çay borsası niçin sadece çay üreticisi fabrika sahibi Brokerler ve özel şirketlerin temsilcilerinin konuştuğu bu alanda müstahsilin ve çay işçisinin sesi çımıyor, görüşleri alınmıyor ve temsil edilemiyor.
Haliyle, bu kişi ve kurumların hazırlayacağı Kanun Tasarısının işçinin ve müstahsilin pek lehine olmayacağı konusunda, kamuoyunda ortak bir kanaat oluşmaya başladı.
Her şeyden önce ÇAY-KUR’un da üzerinde bir Üst Kurul kurularak ÇAY-KUR’un etkinliği azaltılacak ve bu kurul; çay fiyatları, kuru çayın satışı, pazarlanması, kota ve tescil, müstahsil ve üretici ilişkilerini düzenleyecek. Kısacası, çayın ve ÇAY-KUR’un geleceğine ilişkin belirleyici kararlar bu kurul tarafından alınacak ve denetlenecek.
Çay Borsasını kurarak, çayın üretiminden tüketimine gidilecek yolda, en etkili karar verme organı olacak.
Tasarıda, müstahsil ve üretici ayrımın yaparak, müstahsilin (yaş çay yaprağı toplayan) üreticiler (fabrika, şirket, çay işvereni) ile arasında yıllık sözleşme yapma zorunluluğu getirilecek. Müstahsilden yıllık ne kadar çay alınacağı, ayrıca üreticinin ne kadar çay alabileceği Üst Kurul ve Çay Borsası tarafından belirtilen esas ve usullere uygun sözleşmelerle yapılacaktır.
Çay İhtisas Borsası kurularak, ÇAY-KUR’un yerine tüm karar ve sözleşmelerle tek yetkili kurul olacak. Borsanın tasarıyla birlikte kurulan diğer kurumlarını da(Broker-Paketçi-İmalatçı) gibi kendi bünyesinde idare edecektir.
Tasarıda ruhsatsız çay üretimi yapan ya da kaçak çay satımıyla ilgili ciddi bir müeyyide olmadığı gibi müstahsilin çay parası ödemeyenlerle ilgili de tek bir paragraf yok.
Çay Kanunu, eğer meclisten bu şekli ile geçerse, çay üretiminin sözleşmeli üretime dönüşeceği ve bu nedenle de uluslar arası şirketlerin faaliyet alanı haline geleceği aşikardır.
Tütünde, pancarda patateste vb. örneklerinde olduğu gibi tek taraflı sözleşme ile üretici-köylü, elindeki ürününü şirketlerin dayattığı fiyata vermek zorunda kaldıysa, çayda da aynı durum söz konusu olacaktır.
Bugün ÇAY-KUR’un yarı fiyatına çay alan öze şirketler, yarın ÇAY-KUR’u tasfiye ederek bu yasa sayesinde elde edecekleri güçle, daha düşük fiyatları dayatacaklar ve çay üreticisinin elindeki çayı ucuza kapatacaklardır. İşte, bugün kapalı kapılar arkasında malum kişiler tarafından çay müstahsili ve çay işçisinden gizlice hazırlanan çay kanunu tasarısı, özel şirketlere ve uluslar arası tekellere giden yol üzerindeki bölgenin gelecekteki haritasını, kapitalizm adına çiziyorlar. Yeni Neo Liberalizmin, işçi-yönetici aleyhine aldığı kararlar, bölgede yaşanacak toplumsal çalkantıların ve haliyle toplumsal muhalefetin de ayak seslerinin duyulmasına neden olacaktır.
Gelecekte çayı ve çay üreticilerini bekleyen bu tehlikenin vahametini bölgede yaşayan insanlar anlamış durumda. Tüm bu gelişmelerin altında yatan gerçek, çay piyasasının potansiyel durumunun son dönemlerde sermayenin dikkatini çekiyor olmasıdır.
Dünyada en çok çay tüketen ikinci ülke olan Türkiye de, çay pazarının çoğu ÇAY-KUR’un elinde bulunmaktadır. İki milyar dolar civarındaki bu pazarın ulusal ve uluslar arası tekellerin iştahını kabartıyor olması bu açıdan bakıldığında oldukça normal görünmektedir.
Çaylar Şirketten…
Yasa tasarısında öngörülen hükümler dikkate alındığında ÇAY-KUR, tamamen yok sayılmakta ve bu yasa ile kamuya ait çay fabrikalarının açıkça özelleştirilmesine yasal dayanak hazırlanmaktadır.
Üretici ve Çay işçisinin söz hakkı olmadığı ve temsil edilmediği bu yasa tasarısının demokratik ve hukuki olduğundan söz edebilir miyiz?
Bugüne kadar tam 12 adet Kanun çıkartılarak bu alanda bir rekora ima atılmıştır.
En son 1984 yılında çıkartılan yasa ile özel sektöre eşil ışık yakılmıştır.
Kurulan yüzlerce şirketin çay pazarına girmesinden sonra, hem çay kalitesinde damak tadı kaçtı hem de üretici ve çay işçisi mağdur oldu.
Şirketlerin bu alandaki faaliyetleri kurumsal nitelik taşımadığı için de uluslar arası bağlantılar kurulamadı. Tasarının17/4 maddesi, uluslar arası şirketlere yeşil ışık yakmıştır.
‘’Uluslar arası pazarlarda yeni markalar oluşturmak, imaj yenilemek gayeleriyle farklı ülke ürünleriyle asgari %50 oranında Türk çayı ile harman yapmak suretiyle ve sadece serbest bölgelerde paketleme ve satış yapılacak ürünler ve tesisler için ne tip ruhsatlandırmalar yapılacağı, hangi tür teşviklerin hangi kaynaklardan temin edileceği Üst Kurul tarafından çıkartılacak yönetmelikle belirlenir.’’
‘Çay Kanunu Tasarısı’nın hazırlandığı şu günlerde, dünya çay piyasasını elinde bulunduran büyük çay tekellerinin ülkemizde cirit atması tesadüf değildir.
Önümüzdeki günlerde, kapalı kapılar arkasında hazırlanmakta olan bu kirli oyunun çay üreticisinin ve işçinin örgütlü gücüyle boşa çıkacağını umut ediyorum.
Aksine bir durumda Küresel Sermaye, çayı ve ÇAY-KUR’u ele geçirecek çay işçisinin ve üreticisinin alın terini ve emeğini, sofrasında demli çay olarak içecektir.
Gidilecek tek yol, bölgenin ve ülkenin namuslu ve onurlu insanlarının, çayda ve çay üreticisin üzerine oynanan bu ahlaksız oyunu bozmak için, hazırlanmakta olan ‘Çay Kanunu Tasarısını engellemektir.
Aksi halde acı gerçek ortada, bugünden sonra içilecek.
Av.Remzi KAZMAZ
