banner240
banner237
banner238

NEYİ AKLAMAYA ÇALIŞIYORSUNUZ  KAMU VİCDANI HİÇDE RAHAT DEĞİL!...

Ancak son dönemde yaşanan gelişmeler, bu temel ilkelerin ciddi şekilde zedelendiğine dair güçlü emareler ortaya koymaktadır.
Bu kapsamda yaşananlar artık bir “idari tartışma” olmaktan çıkmış; hukuki sorumluluk, idari denetim ve kamu vicdanı boyutuna taşınmıştır.
Mahkeme Kararının Uygulanmaması Ve İdarenin Sorumluluğu
Mahkeme kararına rağmen göreve başlatılmayan bir kamu görevlisinin, ancak müfettiş yazısıyla görevine dönebilmesi; Anayasa’nın hukuk devleti ilkesine, İdarenin yargı kararlarına uyma zorunluluğuna, Ve açıkça idari işlem ve eylemlerin hukuka bağlılığına aykırılık teşkil edebilecek niteliktedir.
Devamında yaşanan ve sağlık krizine kadar varan süreç ise, idarenin hizmet kusuru ve görevi kötüye kullanma iddialarını gündeme getirmektedir.
Mobbing Ve Görev Yeri Değişikliklerine İlişkin İddialar
Kamuoyuna yansıyan iddialar çerçevesinde; mesleki tercihler nedeniyle personelin yer değiştirmesi, tarafsız kalan personele yönelik idari yaptırımlar, objektif kriterlerden yoksun, kişiye özel şartlarla yapılan görevlendirmeler, kurum içinde sistematik baskı ve yıldırma uygulamaları “psikolojik taciz (mobbing)” kapsamında değerlendirilmesi gereken ciddi iddialardır.
Bu tür uygulamalar;657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, Anayasa’nın eşitlik ilkesi, ve çalışma barışını koruma yükümlülüğü ile bağdaşmamaktadır.
Teftiş Sürecinin Amacından Saptırıldığı İddiası
Teftişin temel amacı; maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Ancak mevcut süreçte; Mobbing iddialarının kapsamlı şekilde ele alınmadığı, Mağdur beyanlarının yeterince değerlendirilmediği, Olayın sebep-sonuç ilişkisi yerine, tali unsurların (görüntü kaydı vb.) ön plana çıkarıldığı yönünde ciddi bir algı oluşmuştur.
Özellikle; sağlık krizine giren bir kamu görevlisinin o noktaya nasıl geldiğinin araştırılmaması, buna karşılık olayın kayıt altına alınma biçimine odaklanılması; teftişin amacından sapmış olabileceği yönünde kuvvetli şüphe doğurmaktadır.
Hizmet Kusuru ve İdari Sorumluluk
Bir kamu görevlisinin görev ortamında sağlık açısından kritik bir noktaya gelmesi; İş sağlığı ve güvenliği yükümlülükleri, İdarenin gözetim sorumluluğu, ve insan onuruna yakışır çalışma ortamı sağlama yükümlülüğü kapsamında değerlendirilmelidir.
Bu noktada asıl soru şudur: İdare, bu sonucun doğmasına sebep olan süreçte kusurlu mudur, değil midir? Bu soru cevaplandırılmadan yapılacak her değerlendirme, eksik ve tartışmalı kalacaktır.
Kamuoyu Algısı ve “Aklama Operasyonu” Endişesi
Soruşturma sürecinin; Şeffaf yürütülmemesi, İddiaların bütüncül ele alınmaması, Sonucun önceden belirlenmiş olduğu yönünde oluşan kanaat kamuoyunda şu algıyı güçlendirmektedir: “Gerçekler araştırılmıyor, sorumlular korunuyor.” Bu durum, yalnızca ilgili kişileri değil; kurumun tamamını ve idarenin güvenilirliğini zedelemektedir.

Atayan ve Atanmış Sorumluluğu
İdari yapı içerisinde; Atananların işlemleri, ve bu atamaları yapan iradenin sorumluluğu birlikte değerlendirilmek zorundadır.
Unutulmamalıdır ki; atanmışlar görevden ayrılabilir, ancak atayan irade, kamuoyu nezdinde hesap vermeye devam eder.
Asıl Soru Görmezden Geliniyor
Bir personel sedyede…                                                    

 Bu sıradan bir olay değildir.
Asıl soru şudur: O insan neden o sedyede? Ama bu soruya bakılmıyor!...
Ne yapılıyor? 
Kamera açısı araştırılıyor…Kapıdan kim girdi inceleniyor…Ama memurun  neden kriz geçirdiği araştırılmıyor. Yada ambulansla hastaneye kaldırılan personele doktorun verdiği raporu araştırma gereği duyulmuyor. Varsa yoksa resim hangi kattan hangi açıyla çekildi. kamuoyu merak ediyor; ölümcül yada felç gibi bir sonuç gerçekleşseydi yine resmin çekildiği açı mı araştırılacaktı!...
Bu, sadece bir eksiklik değildir. Bu, bilinçli bir yön sapmasıdır.
Sonuç
Gelinen noktada yapılması gereken açıktır: Bağımsız ve tarafsız bir inceleme komisyonu kurulmalı, Mobbing ve baskı iddiaları ayrıntılı şekilde soruşturulmalı, Tüm süreç şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşılmalı, Sorumluluğu bulunan kişiler hakkında idari ve hukuki işlemler gecikmeksizin uygulanmalıdır.
Aksi halde yürütülen süreç; hukuki denetim değil, idari bir “aklama faaliyeti” olarak değerlendirilecektir.
Gerçekler Fotoğraf Kareleriyle Değil, Delillerle Ortaya Çıkar
“Yanındayız” ziyaretleri…
Kalabalık fotoğraflar…
Destek açıklamaları…
Bunlar haklılık üretmez. Aksine; Ciddi iddialar varken bu görüntüler, soru işaretlerini büyütür. Çünkü kamuoyu şunu çok iyi bilir: Gerçek, destekle değil; delille ortaya çıkar.
Unutulmamalıdır ki; bugün cevaplanmayan sorular, yarın daha yüksek sesle sorulur.

Şu Unutulmasınki Bir Araştırmacı  Gazeteci Olarak Bu işin Peşini Bırakmayacagım 

Fotoğraf çekeni arıyorsanız servis edeni arıyorsanız bana sorun ben oradan emekli birisi olarak ordayım devamlı

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol



Günebakış Trabzon Haber