Kâbe’de acılar “Hu” mu diyormuş? Peki ya binlerce kilometre ötede, İran’da çocuklar ölüyor, şehirler harap oluyor? Kaç Müslüman buna sessiz kalıyor, buna bir şey diyor? Sessizlik, insan aklına durmaksızın çarpan bir utanç duvarı gibi yükseliyor.

Ortadoğu, bir kez daha alevlerin gölgesinde titriyor; tarih, aynı acımasız senaryoyu tekrar sahneliyor gibi. Yıllardır bölgeyi “yeniden şekillendirme” iddiasıyla kana bulayan planlar, bugün İran üzerinden yeni bir felakete kapı aralıyor. Irak’ın 2003’teki işgaliyle başlayan yıkım zinciri –yüz binlerce sivilin ölümü, milyonlarca insanın yerinden edilmesi, terör örgütlerinin güç kazanması– Suriye’ye ve tüm bölgeye sıçradı. Şimdi yangın, İran’ın kapısına dayandı ve Müslüman dünyanın büyük kısmı sessiz bir izleyici konumunda.

ABD ve İsrail’in politik söylemleri, bölgeyi istikrarsızlaştırmayı sürdürüyor. Saldırılar, “güvenlik politikası” kılıfıyla meşrulaştırılıyor. Türkiye’den gelen açıklamalar ise temkinli ve sınırlı; Dışişleri yetkilileri, “diplomatik yollar” diyerek sınırlı tepki veriyor. Oysa Ortadoğu’daki her kriz, Türkiye’yi doğrudan etkiliyor. Irak işgali PKK’nın güçlenmesine yol açtı; Suriye savaşı milyonlarca mültecinin kapımıza dayanmasına neden oldu. Şimdi İran’daki istikrarsızlık, zaten milyonlarca Afgan göçmenin bulunduğu ülkede yeni bir göç dalgası yaratabilir.

Ve bütün bu gerçekler yaşanırken, toplum hâlâ saçma şarkılara, sosyal medyada dolaşan “Hu” çılgınlığına takılmış durumda. Kâbe’de “Hu” diyenler, okullarda çalan bu saçmalık, halkın dikkatini trajediden uzaklaştırıyor. Bu bir ritüel değil, ciddi bir toplumsal uyutulmuşluk göstergesi. Dünyanın dört bir yanında çocuklar ölüyor, şehirler enkaz altında; fakat milyonlarca insanın dili hâlâ boş bir modaya takılı.

Ortadoğu’nun geleceği artık ritüellerle değil, bilinçli ve etkili tepkiyle şekillenecek. Sessiz kalanlar, tarih önünde sorumlu olacaktır. İran’daki her trajedi, sınırlarımızda da bir gölge bırakabilir. Artık sessizlik lüks değil; eyleme geçmeyen her Müslüman, gözleri önündeki trajedinin ortağıdır.

Dualar çocukları kurtarmıyor. Sessizliğiniz onların ölümüne ortak olmanızı sağlıyor. Uyandığınızda iş işten geçmiş olacak.
Ve tüm bu tüm bu kaosun, bu acıların ortasında, Türkiye hâlâ ayakta. Bugün modern, güçlü ve bağımsız bir devlet olarak, Ortadoğu’nun içine sürüklenmemişsek; bugün hâlâ sınırlarımızı koruyabiliyor, halkımızı güven içinde tutabiliyorsak, bunu bir kişinin vizyonuna borçluyuz: Mustafa Kemal Atatürk. Onun “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesi, bugün de yolumuzu aydınlatıyor. Atatürk’ün izinden yürüyenlere daima minnettar kalacağız. Allah’ın selamı ve rahmeti Atatürk’ün üzerinde olsun.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol



Günebakış Trabzon Haber