Başkan Bak, Rakam Müjde Değil Sefalet Belgesi

İl Başkanı Bak, “Bugün burada sadece rakamları değil, bir ülkenin nasıl bilinçli bir şekilde uçuruma sürüklendiğini, çocuklarımızın geleceğinin nasıl karartıldığını ve AKP’nin kötü ekonomi politikalarıyla ülkeyi nasıl açlık ve sefalet sınırına getirdiğini nasıl görmezden gelindiğini konuşmak için toplandık” dedi.

Basın toplantısında ilk olarak eğitim konusuna değinen Bak, “Çocuklarımız sınıflarda olması gerekirken; şantiyelerde, fabrikalarda can vermektedir. Sadece 2024–2025 döneminde en az 72 çocuğumuz iş cinayetlerine kurban gitmiştir.
TÜİK rakamlarına göre 869 bin çocuk işçi sayısı, kayıt dışı ve MESEM kapsamındakilerle birlikte 4 milyona ulaşmıştır Bu bir istatistik değil, bu bir toplumsal cinayettir!

2013’ten bu yana 770 çocuğumuz iş cinayetlerine kurban edilmiştir.
Bu ölümler asla kader değil; örgütlü ve sistemli ve siyasi bir ihmaldir. AKP iktidarı “eğitim adı altında bu ülkenin evlatlarını sermayeye ‘Uçuz iş gücü olarak’ peşkeş çekmektedir. Bu veriler AKP iktidarının karnesidir.
şimdide mili maarif modeli adı altında gözlerini Cumhuriyet’in sembollerine diktiler. İlkokul karnelerinden Atatürk’ün fotoğrafını, İstiklal Marşı’nı ve Gençliğe Hitabeyi kaldırmak hangi pedagojinin gereğidir?
AKP’nin eğitim anlayışı itaat eden ve tebaa eden bir eğitim anlayışıdır. Yapılan bu düzenleme eğitimsel değil, ideolojik bir intikam operasyonudur.

Asgari Ücretle ilgili de konuşan Bak, rakamın müjde değil sefalet belgesi olduğunu söyledi.

Bak, “2026 yılına 28.075 TL asgari ücretle girdik. Ama bu rakam bir "müjde" değil, bir "sefalet belgesidir. TÜRK-İŞ verilerine göre açlık sınırı 30 bin TL’yi geçmişken, yoksulluk sınırı 98 bin TL iken, 28 bin lira ile bir aileyi geçindirmeye çalışmak halkın aklıyla alay etmektir.
CHP, asgari ücretin açlık sınırının altında kalmasına karşı çıkarak, 2026 yılı için asgari ücretin en az 39 bin TL olması gerektiğini açıkça ifade etmektedir.
Bu talep bir lütuf değil; artan yaşam maliyetleri, enflasyon ve geçim şartları dikkate alındığında insanca yaşamın asgari koşuludur.
Ayrıca artan maliyetler ile sigorta pirimi ve vergilerde işverenin korunması amacıyla da mutlak suretle işverene devlet desteğinin sağlanması gerektiğini de açıkça talep etmiştir.
Maalesef iktidar kanadı bu taleplerimizi görmezden gelerek işçi ve işvereni yalnız bırakmışlardır.
Asgari ücret yoksulluğa değil, emeğin onuruna yakışır bir düzeye çıkarılmalıdır. Hükümet, bütçe gelirlerinin %87’sini doğrudan vergilerle halkın cebinden toplamayı planlarken; Saray’ın bir aylık harcaması 63 bin asgari ücretlinin maaşına denk gelmektedir. Halkın alın teri, Saray’ın lüksüne akaryakıt yapılmaktadır! Halktan aldığınızı kendi yandaşlarınıza dağıtmaktan vazgeçin sosyal devlet olma yönünde halkın yanında olmaya gayret edin” dedi.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol



Günebakış Trabzon Haber