Türkiye’de özgür ve bağımsız basın olmadığı için felaketin boyutlarını görmemiz mümkün olmamaktadır. Her geçen gün daha da fakirleştiğimiz, ekonomik olarak sıkıştığımız ortadadır. İnşaat sektörü başta olmak üzere birçok sektör batmıştır. İşten çıkartmalar başlamıştır. Parti olarak bize gelen rakamlar yaklaşan felaketin habercisidir. İflas, intihar ve infaz ekonomik krizlerin en önemli belirtileridir. Son günlerde çok vahim toplumsal olaylarla karşılaşmaktayız. Parti olarak kaygılıyız.
Bu ekonomik felaketten ancak milletçe birlik ve beraberlik içerisinde çıkabiliriz. Milli birlik ve beraberliğimizi sağlamak zorundayız. Bu konuda esas sorumluluk Sayın Cumhurbaşkanı ve hükümetinindir. Bu güne kadar kullanılan ayrıştıran, ötekileştiren dilin ve üslubun tedavülden kaldırılması lazımdır. Demokratik parlamenter sisteme, bağımsız yargıya, özgür basına ve tarafsız bir cumhurbaşkanına ne kadar ihtiyacımız olduğu ortadadır. Her ne kadar getirilen ucube başkanlık sistemiyle bu değerlerin sağlanması mümkün olmasa da Sayın Cumhurbaşkanın ve hükümetinin özel gayretleriyle belli ölçüde sonuç alınacağını düşünüyoruz.
Türk milleti olarak üreten, katma değer oluşturan bir ekonomiyi ısrarla talep etmeliyiz. Başta AKP’ye oy vermiş seçmenimiz olmak üzere bütün milletimiz çocuklarının geleceğini düşünerek milli bir ekonomi modelinden, üreten ekonomiden yana görüş belirtmeli, tavır koymalıdır. Seçim, seçmek, oy vermek, desteklemek ayrı bir iştir, seçtiğin iktidarı denetlemek, yönlendirmek, ülkeye yararlı hizmetler talep etmek ayrı şeylerdir. AK partili yöneticiler ve seçmenler 16 yıldır yürütülen ekonomik modelin çöktüğünü, sonuç vermediğini, ülkenin felakete sürüklendiğini artık görmeleri lazım. Çözüm için hükümeti zorlamalıdırlar. Yeni sistemde muhalefetin bir etkisi kalmamıştır. O nedenle bütün yetki sizdedir, AK Parti hükümetindedir. Ülkeyi bu felaketten AK Parti çıkarmalıdır. Yetki ondadır. Onu bunu suçlamanın, suçlu aramanın zamanı değildir. Zaman çözüm zamanıdır.
Parti olarak ekonomik gidişattan büyük kaygı duyuyoruz. Oyunu kuralına göre oynamak gerekir. Dünyada ve bizde geçmişte yaşanan ekonomik istikrar sorunları için zamanında alınan ciddi önlemlere bugün daha fazla ihtiyaç vardır. Akşam sabah Trump'a küfrederek, beddua ederek bu krizden çıkmamız mümkün değildir. Popülizm söylemlerle, Bitlis Ahlat'ta Otağ sarayı yaptırmakla bu sorunu çözemeyiz.
İktidar maalesef olayın nereye gideceğini kestiremiyor. İktidar gelecek adına güven vermiyor. Olayın vahametini gizliyor, büyük bir karartma uyguluyor. Krizi yönetemiyor.
Bu noktada AK Partili yöneticilere ve seçmenlere büyük görevler düşmektedir. Her ortamda yanlışlar söylenmeli, eleştiriler yapılmalıdır. Hükümet çözüme zorlanmalıdır. “Seviyorum işte var mı diyeceğin” mantığı ülkemizi felakete sürüklüyor. AK partili yöneticilerimiz ve seçmenlerimiz durumun vahametini anlamalıdır. Yandaş basının yalan yanlış her şeyi güllük gülistanlık gösteren haberlerine itibar edilmemelidir. Çok ciddi bir sorgulama yapılmalıdır. Çözüm aranmalıdır. İktidar maalesef kriz yönetiminin çok uzağında konumlanmıştır.
İyi Parti olarak biz milletimizin yanındayız. Bu felaketten ancak ve ancak milletimizin birlik ve beraberliğiyle çıkabiliriz. İyi Parti olarak bu krizden en az zararla çıkmak için her türlü fedakarlığı yapmağa hazırız. İyi Parti Türkiye’yi yönetmeye hazırdır. Milletimiz asla ümitsiz olmasın. Çünkü biz varız. Türkiye’nin artık merkezde herkesi kucaklayan, bütün vatanseverlerin rahatlıkla oy verebileceği bir partisi var. İyi Parti milletimiz için büyük bir nimettir. Milletimizin yetki vereceği günü sabırsızlıkla bekliyoruz.




