banner128
banner222

DAHA FAZLA OYALAMA DAHA FAZLA İNSANLIK SUÇUDUR!

Bir yandan sürekli mutasyon geçirerek daha saldırganlaşan, daha otoriterleşen, daha baskıcı rejimin yönelimleriyle bir yandan da covid-19 belasıyla mücadele ediyoruz. Her yeni güne yeni bir hukuksuzlukla, yeni bir keyfilik ve yeni bir sınır tanımazlıkla uyanıyoruz.

Düşünce ve ifade özgürlüğünün sadece iktidar için geçerli olduğu, daha da ötesi her türlü hakareti etmeyi, tehdidi savurmayı kendine hak gördüğü bir rejim ile yönetiliyoruz.

İçeride anayasasızlaşma süreci artık kanunların da keyfe göre uygulandığı ya da uygulanmadığı bir hal alırken “bu kararlar bizi bağlamaz” denilerek altına imza atılan uluslararası sözleşmeler ve mahkeme kararlarının da yok hükmünde sayıldığı, ülkemize özgü faşizm denilebilecek tek adam rejimi artık ülkeyi yönetememektedir. Yönetememe krizi derinleştikçe ise rejim saldırılarını artırmaktadır.

OHAL uygulamalarından biri de kadrolaşmanın aracı olarak kullanılan güvenlik soruşturmaları ve arşiv araştırmaları olmuştur. Binlerce kamu emekçisi adayı KPSS’de yüksek puan almalarına rağmen güvenlik soruşturmaları ve arşiv araştırması nedeniyle göreve başlatılmamıştır.

Diğer bir örnek ise TBMM’e ye sunulan “Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi"dir.

Bu kanun teklifiyle Türkiye’de zaten son yıllarda giderek artan bir baskının hedefi olan sivil toplum kuruluşları ve dernekler adeta tabela durumuna düşürülmek, etkisizleştirilmek ve kriminalize edilmek istenmektedir. Böylece muhalif belediyelere uygulanan kayyum politikasının derneklere de uygulanmasının yolu açılmaktadır.

23 Ocak 2017 günü 685 sayılı OHAL KHK’si ile iki yıllık süre içinde kamudan ihraç edilmiş yüz binlerce kamu emekçisinin ihraç başvurularını değerlendirmek ve karar altına almakla görevlendirilmiş olmasına rağmen aradan neredeyse 4 yıl geçmiş, Komisyon hala 16.050 dosyayı karara bağlamamıştır. Karara bağladığı dosyaların %88,5’ini ise ret etmiştir.

Komisyon, son resmi açıklamasını 2 Ekim 2020 tarihinde yapmıştır. Hala karara bağlanmayan 16.050 başvurunun 2.630’u KESK’lilere aittir.

Komisyon 2 Ekim 2020 tarihli açıklamasında tüm başvuruların %87’sini karara bağladığını ifade etmektedir. Ancak KESK’lilerin dosyalarının (4267 ihraç dosyası) sadece %38’i karara bağlanmış, %62’si ise 4 yıldır hala karara bağlanmayı beklemektedir! Komisyonun son aylarda çok bariz şekilde oldukça az sayıda dosyayı karara bağlaması ise manidardır ve iktidardan buna dair talimat aldığı şeklinde yorumlanmaktadır.

Başvurusu ret edilenlerin itiraz ettiği İdare Mahkemeleri de Komisyonun hızıyla hareket etmekte ve çok büyük oranda komisyonun ret kararlarını onaylayarak süreci yıllara yayma görevini devam ettirmektedirler. İhraçların ağırlıkta olduğu dört sendikamıza ait veriler idare mahkemelerinin yaklaşımını da gözler önüne sermektedir.

920 başvurudan şu ana kadar 62’si karara bağlanırken, 57’si başvurunun reddi şeklinde olmuştur. İdare mahkemelerinin ret kararları sendikalarımız tarafından İstinaf Mahkemelerine götürülürken oralardaki sürecin ne kadar süreceği ise bilinmemektedir.

Komisyonun defalarca uzatılan görev süresini bir kez daha uzatmıştır. Komisyonun hala karara bağlamadığı dosyalar düşünüldüğünde ve gerekse de iktidarın OHAL’i kalıcı hale getiren politikalarda ısrar ettiği gözetildiğinde komisyonun görev süresini bir kez daha uzatacağı anlaşılmaktadır.

Dolaysıyla hukuki niteliği bu kadar tartışmalı olan OHAL Komisyonu’nun, hala görevini sürdürüyor olması gerek anayasamız ve gerekse de uluslararası hukuk açısından suçtur, hukuk tanımamazlıkta ısrardır.

Bu nedenle buradan bir kez daha çağrıda bulunuyoruz:

Hukuka ve uluslararası sözleşmelere aykırı, etkin olmayan, denetlenemeyen, kendisini anayasa ve yasalar üstü gören, hükümetin noteri gibi çalışan ve idari bir mekanizma olan OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonunun görev süresi kesinlikle uzatılmamalı, aksine lağvedilerek aldığı ret kararları yok hükmünde sayılmalıdır.

Haklarında memuriyeti engelleyen herhangi bir kesinleşmiş yargı kararı bulunmayan, hukuken suç olmayan gerekçelerle ihraç edilen tüm kamu görevlileri bütün haklarıyla birlikte derhal görevlerine iade edilmelidir.

Hukuksuz ihraçlardan dolayı mağdur olan tüm kamu emekçilerinin maddi, manevi hak kayıpları karşılanmalıdır.

Mağdur olan ihraç kamu emekçilerinin mağduriyet giderilinceye ve hukuksuz ihraç edilen tüm kamu emekçileri görevlerine iade edilinceye kadar mücadele etmeye devam edeceğimizi bu vesile ile bir kez daha hatırlatıyoruz. 28.12.2020

Engin NUR

KESK Trabzon Şubeler Platformu Adına

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner220

banner133