Dolmuşlar ve bazı dolmuşçular Trabzonun kanayan yarası olmaya devam ediyorlar. 

Uyanık dolmuşçu, yolcusunu doldurup duraktan hareket ederken aracın klimasını açıyor ve üç dakika geçmeden klimayı kapatıyor fakat, fanı kapatmayıp dördüncü evre olan son devrede fanı üfleterek, kulağa gelen üfleme sesi ile insanlara klima çalışıyormuş havası verip aklınca kandırıyorlar.

Hava sıcaklarının çok yüksek olduğu bu günlerde yolcular araçta sauna edasında yolculuk yapmak zorunda bırakılıyor. 

Durak yada hat ayırmaksızın bir çok dolmuşçu bu uyanıklıklığı yapıp bundan kâr elde ettiğini, yada zarar etmediğini sanıyor. Halbuki dolmuş ücretinin 14 TL olduğu bu sıcak günlerde, müşterisini bu sıkıntıyla baş başa bırakan dolmuşçu bence kul hakkı yemektedir.

Eskiden dolmuşların tamamına yakını, çok eski model araçlarla, klimasız, mazot kokusu eşliğinde ve kirlenmiş, yıpranmış, demir tellerinin kumaştan fırtladığı, koltuk süngerlerinin erimiş olduğu ve beşik gibi sallanan koltuklar üzerinde sağlıksız koşullardaki araçlarıyla bu insanları taşıdılar, buna milleti mecbur bıraktılar, kimseninde sesi çıkmadı. 

Şimdi o günler geçti, geride kaldı dediler, araçlar tek tip ve yeni model olacak, temiz olacak, klimalı olacak, konforlu olacak ve geçmişte Trabzonun vizyonuna yakışmayan araçlardan kurtulup yeni bir vizyona kavuşacağız dediler fakat;

Yenilelen araçlara rağmen, çalışanın ahlakı, zihniyeti ve anlayışı yenilenemedi yani değişmedi. 
Her şey değişti ama, klima kültürü, hizmet kültürü ve saygı kültürü değişmedi.

Çünkü; klimasını açmayıp fan sesi ile insanları kandıran uyanık şoföre (bizzat ben bir çok kez yaşadım) kardeş bir klima açmadın yandık şu arkada dediğimde, açıkya abi diyor, birde utanmadan görmüyor musun diyor! 

Tabi nebilecek o doğmadan ben şöförlük yapıyor olduğumu! Arabaların üzerinde büyüdüğümü, sanayilerde yetişip çalıştığımı! 
Oradan bana baktığında salak falan mı gözüküyorum, klima açık mı, kapalı mı ben anlamıyor muyum? 
Klima açık olması için şu düğmenin açık olması gerek, sen benle dalga mı geçiyorsun dediğimde, hiç ses etmeden yoluna devam ediyor. 

Yada, kardeş klimayı açar mısın dediğimde, açıkya! Daha ne kadar açayım diye yüksek oktavdan oradan cevap veriyor. Bende öncekilere verdiğim ders niteliğindeki cevapla onuda tersliyorum, söyleyecek bişi bulamıyor fakat halen klimayı açmayıp, seyir halinde aracın camlarını ve sürgü kapısını açıyor. 

Ulan kardeşim, size bu akılı kim verdi? Klima açık olduğunda araç çok yakar diye? 
O akılı veren sivri zekalı! camların ve kapın açık olduğunda da aracın yakıt miktarı artar! Hatta kapı açık olduğunda ölüme davetiye çıkarırsın çok tehlikeli ve yasaktır demedi mi? 

Aracın kliması açık olduğunda  mazot yakmaz, sadece motora bir miktar güç bindirdiğinden normal yakıt yakma seviyesinin bir tık üzerine çıkabilir, buda bir rut süresince klima açık olduğunda, normalde yakacak olduğun mazotun varsayalımki 100 TL ise! Klima ile yakacak olduğu takriben 105 TL dir.

Bu hesap üç aşağı beş yukarı araçtan araca, şoförden şoföre değişebilir fakat bu epi topu kadardır. 

Üzerinden para kazandığınız, yıllarca çürük, kırık, pis  arabalarınızla taşıdığınız ama sesini çıkarmayan bu insanların sizin gözünüzde beş liralıkta mı değeri yok, size yazıklar olsun. 

Peki size soruyorum! Ayakta yolcu almak yasak olduğu halde, bu sıcaklara aldırış etmeden sırf daha çok kazanayım diye mecbur kalmış yolcuları, aracında yer olmamasına rağmen balık istifi şeklinde ayakta alarak, üzerine birde klimayı açmayarak bu insanları sauna havasında taşımak, klima açarmısın diye ricada bulunan yolcunu ise sırf daha çok kazanacaksın diye, kapalı olan klimaya, açık olan fanı işaret ederek açıkya diye azarlamak hangi ahlaka sığar.

Bu dolmuşçuları, özellikle ayakta yolcu alan, ayrıca klima açmayıp insanlara sıcak işkencesi eden, üzerine birde salak yerine koyan bu ahlaksızları denetleyen kimse yok mu? Bu insanların haklarını, adaleti, kaliteyi, şehrin vizyonunu arayan, savunan yönetici yok mu? Daha ne kadar bu insanlar bu çileye maruz kalmak zorunda bırakılacaklar? 

Hemen hemen her sene, halk eğitim, esnaf odaları, milli eğitim ve ulaştırma bakanlığı gibi kurum ve kuruluşlar personel Servisciliği, öğrenci Servisciliği ve turizm taşımacılığı yapan şoförleri eğitime davet ediyor, az çok, iyi kötü bir eğitimden geçirip sertifika veriyor. 

Peki bu dolmuşçuluk sektöründe çalışan şoförler bu tip eğitimlere neden tabi tutulmuyorlar. 
Şimdi merak ettim! Dolmuş şöförlerinin SRC, Psikoteknik, Mesleki Yeterlilik ve kurs bitirme belgeleri, evrakları ve ehliyetleri var mı? yok mu? Bu konuda yetkililer hiç denetleme yaptımı? 
Bu belgeleri olmadan personel, öğrenci ve turizm taşımacılığı yapamayan şoför, dolmuşçulukta nasıl insan taşıyabiliyor? 

Ayrıca sadece şoförlerin yukarda belirttiğim eğitime tabi tutulmasıylada kalınmamalı! Bütün taşımacılık sektöründe çalışan personel ve iş verenlerinde bu tip eğitimlere girmesi mecburi tutulmalıdır. Bu eğitimlerin çok ciddi bir şekilde yapılması, eğitime katılmayıp kendi yerine imza attıran, atanlarında denetlenip buna müsaade edilmemesi gerekmektedir.

Bu tip eğitimlerin sıkı denetim altında sürekli yapılması hem şehrimizin vizyonu açısından, hem de kaliteyi artırmak yönünden çok faydalı olacağını düşünmekteyim. Umarım yetkililer bu konuyu artık kulak arkası etmeyip gerekeni yaparlar. 

Not: Bu sorunları çıkarmayan, müşterisine saygısı olan ve işini düzgün yapan şoförlerimizde muhakkak var ve onları bu konudan tenzih ediyorum. 

(2010-11 ŞAMPİYONU TRABZONSPOR)

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol



Günebakış Trabzon Haber