Yaptıklarımızın hesabını vermek bir yana, yapamadıklarımızın ve hatta yapmadıklarımızın hesabını nasıl vereceğiz. Gözümüzün önünde olup ta müdahale etmediğimiz, edemediğimiz pişmanlıklarımız ne olacak?
Bayramlar hatalarımızın, pişmanlıklarımızın ya da yapamadıklarımızın telafisi değil midir? Anılarımızdaki, hayalimizdeki yer alan bayramları bugün yaşamak zor gözüküyor. Hayallerimizde ki bayramları yaşamamıza ne dünyada yaşananlar müsaade ediyor ne dünya konjonktürü nede günümüzün çevre koşulları müsaade ediyor.
Şehir hayatı, ekonomik krizler, baskılı iş ortamı, savaşlar, siyasi krizler, metropollerde zorlu yaşam, ve insanların gelenek ve göreneklerinden uzaklaşması ve değer algısının değiştiği bir ortamda bayramı karışlamak, yaşamak nasıl olur?
Her ne kadar olursa olsun bayramı bayram gibi yaşamayı bilmemiz gerekir. Gün gelecek bizlerde yaşlanacağız ya da bu dünyadan göç edeceğiz, yeni nesillere bayramları yaşatmalıyız ki bayramlar anlamlarını, ruhunu yitirmesin.
Bayramda birbirimizle kucaklaşmayı, birbirimize sarılmayı unutmayalım. Çünkü dünyada, çevremizde yaşananları hepimiz görmekteyiz. Her gün birileri ölüyor ya da sakat kalıyor. Her gün sayısızca insan yerlerinde ediliyor. Nice güller solmakta, nice çocuklar ağlamakta. Bu bayramla bizler için, hepimiz için bir fırsat daha çok, daha sıkı birbirimize sarılmalıyız. Kalabalık içinde yalnız yaşamayalım. Bayramın her güzelliğini paylaşarak yaşamayı bilmeliyiz.
Bayramın ruhuna göre hareket etmemiz, hatalarımızla birbirimizi kucaklamalıyız. Hepimiz için, tüm dünya çocuklarının ve insanlığın güldüğü ve yüzlerindeki tebessümün düşmediği, hepimizin ruhunun ferahladığı bir bayram olun.
Bayramınız kutlu olsun




