Ankara ziyaretleri diye anlatılan süreç, Trabzon adına bir başarı değil; boş bir PR çalışmasıdır. Ortada ne ihalesi kesinleşmiş bir proje var, ne tarihi belli bir yatırım, ne de vatandaşa dokunacak tek bir somut sonuç. Sadece fotoğraflar, ziyaretler ve içi boş cümleler. Trabzon halkı artık kandırılmıyor.
Genel Başkanımız Özgür Özel öncülüğünde, başta Ekrem İmamoğlu olmak üzere CHP’li belediyeler; dar gelirli ailelere düzenli destek, öğrencilere burs ve barınma imkânı, ucuz ve sağlıklı gıdaya erişim ve kadınlara ve gençlere yönelik sosyal projeleri hayata geçirmektedir.
Bu, sosyal devlet anlayışının yerel yönetimlerdeki somut karşılığıdır. AKP’nin unuttuğu “halk” kavramını CHP sahada yeniden inşa etmektedir.
Sayın Mumcu; iktidarın tüm gücü elinizdeyken hâlâ muhalefete saldırıyorsanız, bu bir siyasi tercih değil, açık bir başarısızlık itirafıdır.
Adalet konusuna gelelim…
Bugün Adalet Bakanlığı koltuğunda oturan Akın Gürlek ismi, toplumun geniş kesimlerinde tarafsızlık tartışmalarıyla anılmaktadır. Özellikle Ekrem İmamoğlu hakkında yürütülen süreçler hâlâ hafızalardayken, bu isme Trabzonspor forması vermek ne nezakettir, ne jesttir, ne de iyi niyettir. Bu, siyasetin yargıya gölge düşürdüğü bir fotoğraftır.
Sizin Yaptığınız Dış Politikada İki Yüzlülüktür!
Yanı başımızda bir ülke bombalanırken, çocuklar ve kadınlar katledilirken; iktidar ne bir kınama yaptı ne de konuyu açtı. Bu artık bir çelişki değil, aleni bir iki yüzlülük ve vicdansızlıktır. Müslüman bir komşu ülkede insanlar ölürken sessiz kalmak, siyasi tercih değil, ahlaki çöküştür. Türkiye gibi güçlü bir ülkenin yönetimi, bu kadar ağır bir tablo karşısında susarak tarafını belli etmiştir.
Bugün Pedro Sánchez kadar bile net bir duruş sergileyemeyen bir iktidar ile karşı karşıyayız. Konuşmaktan kaçınmak, mazlumun gözyaşına kayıtsız kalmaktır.
Açık söylüyoruz: halkın değil, kendi çıkarlarının peşindesiniz. Mazlumun yanında olmak lafla değil, tavırla olur. Siz ise iki yüzlülüğünüzle bunu kanıtlıyorsunuz.
Trabzonspor üzerinden siyaset yapmanıza gelince…
Buna kimsenin hakkı yok. Trabzonspor sizin siyasi vitrin süsünüz değildir; başarısızlığınızı örtmek için kullanacağınız bir araç hiç değildir. Trabzonspor’u tartışmaların içine çekmek, bu şehrin ortak değerine açık bir saygısızlıktır.
Gerçekler ortada.
Trabzon’da gençler işsiz, esnaf borç içinde, emekliler yaşam mücadelesi veriyor. Ekonomi çökmüş, geçim derdi büyümüş, umut tükenmiş. Ama siz ne yapıyorsunuz? Trabzonspor üzerinden polemik üretip muhalefete saldırıyorsunuz. Bu, sorun çözemeyen bir anlayışın panik halidir.
Cumhuriyet Halk Partisi’ne dil uzatmadan önce ülkenin haline bakın: Bu ülkeyi yöneten sizsiniz, ekonomiyi bu hâle getiren sizsiniz, gençleri umutsuzluğa sürükleyen sizsiniz, adalete güveni zedeleyen sizsiniz. Sonra çıkıp muhalefeti suçluyorsunuz. Bu millet artık bu hikâyeye inanmıyor.
Şehir hastanesi alımlarıyla ilgili söyledikleriniz de inandırıcı değil.
“KPSS, İŞKUR” diyorsunuz ama kimse güvenmiyor. Çünkü bu ülkede gençler artık biliyor: Liyakat yoksa, emek tek başına yetmiyor. Bu güvensizliği yaratan da sizsiniz.
Açık ve net söylüyoruz:
Sayın Mumcu; algı yapmayı bırakın, sorumluluktan kaçmayı bırakın, Trabzonspor’u siyasete alet etmeyi bırakın. Çıkın ve şu sorulara cevap verin: Trabzon’a ne kazandırdınız? Hangi projeyi bitirdiniz? Kaç kişiye iş sağladınız? Cevap veremiyorsanız, sorun muhalefette değil, sizin yönetim anlayışınızdadır.
Trabzonspor sizin siyasetinize malzeme olmayacak. Bu şehir sizin PR çalışmalarınıza teslim olmayacak. Ve hiç kimse bu halkın aklıyla alay etmeye devam edemeyecek. Biz susmayacağız, geri adım atmayacağız. Çünkü gerçek ortada: Sizin siyasetiniz konuşur, bizim siyasetimiz hesap sorar.
Sayın Mumcu’nun, Ekrem İmamoğlu hakkında dile getirdiği “yabancılara veri satma”, “İngilizlere çağrı yapma” gibi içi boş idealar ise;
Ciddiyetten uzak, somut hiçbir delile dayanmayan ve tamamen algı üretmeye yönelik söylemlerdir.
İmamoğlu’na yönelik bu iddialar tamamen uydurmadır. Amaç, halkı yanıltmak ve kendi yönetim beceriksizliklerini örtmektir. Oysa ülke çok daha ciddi bir krizle karşı karşıyadır. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun açıkladığı üzere, 85 milyon vatandaşın kimlik bilgileri çalınmıştır. 108 milyonun üzerinde T.C. kimlik numarası, 82 milyon ikamet adresi ve 134 milyon cep telefonu numarası bilgisayar korsanlarının eline geçmiştir. Sağlık Bakanlığı’nın Ocak 2025’te ortaya çıkan “e-Nabız verilerinin sızdırılması” olayı, bu felaketin boyutunu göstermektedir.
Böylesi devasa bir güvenlik ihlali varken Ekrem İmamoğlu’na dil uzatmaya çalışmak, kendi yaptığınız büyük hataları kapamaya çalışmaktan başka bir şey değildir. CHP üzerinden algı yaparak gündem değiştirmeye çalışmak, siyasi zihniyetinizin açık göstergesidir. Bu sadece siyasi bir gafilliktir ve halkın güvenini hiçe saymaktır. İftira siyasetiyle gerçekleri perdelemeye çalışmak, liyakatsizliğin ve sorumsuzluğun ilanıdır. Ülkenin temel güvenlik sorunları varken, boş laf ve algıyla zaman kaybetmek kabul edilemez.
Ekrem İmamoğlu’nun Başarıları boş laf değil, somut hizmettir!
Ekrem İmamoğlu, milyonların oyuyla seçilmiş, sosyal belediyecilik anlayışıyla halkın hayatına doğrudan dokunan bir yöneticidir. Kent lokantalarından öğrenci desteklerine, dar gelirli ailelere sağlanan yardımlardan şeffaf belediyecilik uygulamalarına kadar ortaya konan icraatlar ortadadır. Bu somut hizmetler karşısında üretilecek siyaset, iftira değil proje olmalıdır.
“Türkiye güvenli liman” söylemiyle gerçekleri perdelemeye çalışanlar, halkın yaşadığı ekonomik tabloyu görmezden gelmektedir. Bugün vatandaş geçim derdiyle mücadele ederken, gençler gelecek kaygısı yaşarken, bu sorunlara çözüm üretmek yerine muhalefeti hedef almak sorumluluktan kaçmaktır. Güçlü devlet söylemi ancak güçlü ekonomi, bağımsız yargı ve liyakatli yönetimle anlam kazanır.
Gerçek dışı ithamlarla ne Ekrem İmamoğlu’nu ne de Cumhuriyet Halk Partisi’ni yıpratabilirsiniz. Ama şunu herkes bilsin: İftira siyasetinin ömrü kısadır. Gerçekler er ya da geç ortaya çıkar ve o gün geldiğinde, bugün söylediklerinizin hesabını bu millete eninde sonunda verirsiniz.




