Aydın, teklifin idari bir kolaylık gibi sunulduğunu ancak gerçekte Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına hanelerin gelirinden giderine, sağlık bilgisinden sosyal güvenlik kaydına kadar uzanan geniş bir veri alanında toplama, işleme, kaydetme ve arşivleme yetkisi verdiğini söyledi.
Düzenlemedeki “her türlü veri ve bilgi” ifadesinin hukuk tekniği bakımından sakıncalı, temel hak ve özgürlükler açısından ise tehlikeli olduğunu belirten Aydın, “Sosyal devlet, vatandaşı topyekûn veri nesnesine çevirmek değildir.” dedi. Yetki tanımının açık, dar ve denetlenebilir olmadığını vurgulayan Aydın, vatandaşın mahremiyetinin sosyal yardım gerekçesiyle sınırsız bir veri düzenine teslim edilmek istendiğini ifade etti.
Konuşmasında iktidarın veri güvenliği konusundaki siciline de dikkat çeken Aydın, “2022’de e-Devlet’te sızıntı yok denildi, 2024’te 85 milyon kişinin kimlik bilgilerinin çalındığı kabul edildi” hatırlatmasında bulundu. “Vatandaşın kimlik verisini koruyamamışsınız, adres bilgisini koruyamamışsınız; şimdi kalkıp yeni veri toplama yetkisi istiyorsunuz. Neye dayanarak, hangi güvenceyle, hangi denetimle?” diye soran Aydın, asıl meselenin veriyi toplamak değil, koruyabilmek olduğunu söyledi.
Yavuz Aydın, ülkede gençlerin artık yalnızca ekonomik sorunlardan değil, devlete duydukları güvensizlikten de yorulduğunu belirterek, “Gençler iş bulamamaktadır, ev bulamamaktadır, yuva kuramamaktadır. Şimdi bir de devlete başvurduğunda hayatının her ayrıntısının devasa bir veri havuzunda toplanacağını düşünecektir” dedi. İYİ Parti olarak sosyal yardımın suistimal edilmesine de ihtiyaç sahibinin hakkının yenmesine de karşı olduklarını vurgulayan Aydın, bunun yolunun bütün toplumu “dijital şüpheli” gibi görmek olmadığını ifade etti.
Konuşmasının sonunda düzenlemeye itirazlarını net sözlerle özetleyen Aydın, “Sosyal yardım adı altında bilgi toplama düzeni kurulamaz. Veri güvenliği zaafı yaşayan bir iktidara vatandaşın bütün hayatını elektronik arşivlere doldurma yetkisi verilemez” diyerek Genel Kurula seslendi.




