Bizler gündelik hayatımızda birçok önemli işi ve işleyişi ya görmezden geliyoruz veya yok muş gibi davranıyoruz. Bu ilgisizlikler genelde bölgemizi, ülkemizi ve sonun da tüm dünyamızı ilgilendiren bir büyük sorun halini alıyor. Önemsemem, sorumsuzluk, kayda değer görmeme ve hafife almalar yaşadığımız yüz yılda başımıza büyük sorunlar açmıştır.
Dünyamız bu gün küresel ısınma ve çevre kirliği gibi küresel sorunların kıskacına yoğruluyor. İsraf başta olmak üzere enerjiyi, suyu tüketimimiz bilinçsiz, doğayı ve çevreyi insafsızca kirletme konusun da hunharca davranıyoruz. İnsanoğlunun sevgiye, saygıya olduğu gibi suya, havaya, doğaya ve toprağa da ihtiyacı vardır. Bu gün suyun, havanın, toprağın ve doğanın yok edilircesine kirletilesi zihniyetlerin ve fikirlerin ne durum da olduğu göstermektedir. Kirletmede yok etmede, etkisizleştirmede bir biriyle yarışır durumdayız. 
Medeniyetimizin, geleneklerimizin ve inancımızın gereği suyu, canlıyı ve doğayı korumak ve kollamakken bizler israfı, kirletmeyi, yok etme konusun da yarışır duruma geldik. Yaş kesen baş keser, diyen bizim atalarımız. Kıyametin kopacağını bilseniz bile elinizdeki fidanı dikin, diye emir ve tavsiyelerde bulunan bizim dinimiz. Maalesef bu inanış ve yaklaşımların gereğini yerine getirmeliyiz.  
 Temiz havanın, temiz suyun ve sağlığın değerini bilmediğimiz gibi bize verilen doğa nimetini bile değerini bilmeden tahrip ediyoruz. Eşyanın kıymetini bilmemesi bir anlamda hoş karşılanabilir fakat kendisinden faydalandığı, içerisinde yaşamını devam ettirdiği doğanın kıymetini bilmemesi insanoğlunun kendi ayağına vurduğu baltaların en trajikomik örneklerinden biri olsa gerek. Her geçen gün daralan yeşil alanlar, kirletilen sular, gezegenin yanağında irinli bir leke gibi duran çöp dağları, nasıl olsa kimse karşılığında para istemiyor diye tiksinç bir ikiyüzlülükle harap ettiğimiz tüm güzellikler…
Çevre bilinci denen şeyin ne denli önemli ve aslında inancımızın bir parçası olduğundan haberdar değiliz veya değilmiş gibi davranıyoruz. Oysa İslam’ın bizzat Kur’an aracılığıyla inananlarda oluşturmaya çalıştığı bir çevre ahlakı var. “Göğü O yükseltti, denge ve ölçüyü O koydu. Dengeyi doğru tutun, bozmayın” (Rahman-7/8) gibi sayılarını artırabileceğimiz ayetlerde Allah (cc) her şeyi bir denge, bir ölçüyle yarattığını ve insanoğlunun bu dengeyi muhafaza etmesi gerektiğini ısrarla vurguluyor. 
Ben bu konuyu da inancımızda ve dini geleneğimizde bulunan fakat bizim bir nedenle unuttuğumuz, önemsemediğimiz konular arasında kategorize ediyorum. Oysa Müslüman kendisiyle birlikte çevresini de imar eden, güzelleştiren, temiz tutan kişidir. 
Doğaya, kullandığı eşyaya, insana teşekkür edebilme, onları incitmeme inceliğini elimizden alan sebep ne bilmiyorum. En azından yaratana olan saygı ve sorumluluğumuzdan dolayı bize verdiği nimetlerin şükrünü yapmalı ve yaşadığımız çevreyi insan onuruna yaraşır bir titizlikle korumak, sevmeyi ve önemsemeyi görev bilmeliyiz.
Kemal Özdemir

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol



Günebakış Trabzon Haber