İnternet medyası hakkını talep ediyor

İlk çağlarda taşlara resmedilen "hiyeroglif " yazı türüyle oluşturulan tabletler belki de ilk basılı eserlerdi. Sonraları Mezopotamya'nın Dicle-Fırat kıyılarındaki mağara kayalıklarına çivilerle kazınan yazının gelişmesiyle birlikte "papirüs " ve "parşömen" üzerine yazılı metinler ortaya çıktı. Orta Çağ dediğimiz dünyanın biraz daha medenileştiği dönemlerde, Kralların kararlarını halka aktaran "tellallar" ortaya çıktı. Böylece ilk resmi duyurular yapıldı. Bunlara bir tür resmi haber bültenleri de denebilir. Doğal olarak teknoloji geliştikçe haberleşme de evrildi.

1600'lü yıllarda tüccarlar ve gezginler duydukları ve gördükleri haberleri not alıp toparladı, çoğaltıp dağıttı. Gazeteciliğin meslek olarak başlamasını sağlayan Johann Carolus, işte bu notları eliyle eski kağıt parçalarına yazarak çoğaltıp dağıtıyordu. 1605 yılında, Strasburg Belediye Meclisi'ne "Tarihin nezih ve ilginç izafiyeti" adlı yazısını resmi olarak basabilmesi amacıyla başvuruda bulunarak gazetecilik mesleğini başlatmış oldu. Ardından matbaanın gelişmesi ile gazeteler basılmaya başlandı. Böylece 1605'e gelindiğinde ilk gazetenin basımı gerçekleşmiş oldu ve böylece dünya tarihine "Gazetecilik" kavramı ve mesleği yerleşti. Böylece 19. yüzyılda matbaacılık alanındaki ilerlemeler sayesinde, bilgi akışı bir devrim geçirerek hızla yayılmaya başladı.

Elbette o günden bugüne çok şey değişti. Kocaman fotoğraf makinelerinin yerini küçük taşınabilir makineler, banyo odalarının yerini dijital baskı makineleri aldı. Daha seri, daha fazla üretim yapma imkanı ile her şey daha işlevsel hale geldi. Nitekim 20. yüzyıla gelindiğinde, dünyada yaklaşık 3000 gazete yayımlanıyordu. İşte bu dönüşüm günümüzde internetin icadı ile bambaşka bir boyut atladı.

Artık gazete, kağıt, fiziki dağıtım, fiziki baskıya ihtiyaç duyulmaksızın, bilgi akışı yapılıyor. Herhangi bir yerde yaşanan bir olay dakikalar içinde tüm dünyaya yayılıyor. Zaman ve mekan önemsizleşiyor. Fiziki ortama bağlı kalmaksızın bu devinim yaşanıyor ve okuyucu yine zaman ve mekana bağlı kalmaksızın bilgiye erişiyor.

Peki, bu baş döndürücü değişim ve dönüşüm resmi literatürde yerini buldu mu? Ne yazık ki her değişimde olduğu gibi burada da karşı çıkanlar, hafife alanlar mevcut. Üstelik internet dünyamızda 20 yılı aşkındır etkin bir şekilde rol oynamaktalar.

İnternet haberciliği ya da dijital habercilik henüz resmi olarak bir gazetecilik faaliyeti olarak tanınmadı. Bu alanda çalışanlar gazeteci kimliği edinemiyor, gazetecilik mesleğini fiili olarak icra ettikleri halde, gazeteci meslek haklarının hiçbirine sahip olamıyorlar. Üstelik internet gazetecilerinin bu alanda çalıştıkları kurumların bir adı yok. Birer ticari şirket gibi, kendi çaba ve gayretleri ile ayakta durmaya çalışan bu şirketler bünyelerinde onlarca gazeteci/yazılımcı istihdam etmelerine rağmen, 1961 yılında kurulan ve amacı gazetecilik mesleğini desteklemek olan Basın İlan Kurumu'ndan tek bir destek almıyorlar.

Oysa, bilgi çağındayız, kabul edelim ya da etmeyelim bu bilgi akışı devam edecek, teknoloji ve yazılım dünyayı her alanda olduğu gibi yönetecektir. BİZ ÜLKE OLARAK YA BU DEVİNİME AYAK UYDURACAK, BU İŞİN MUTFAĞINA GİRECEK, DÜNYANIN BİLGİ AKIŞINI YÖNETEN AKTÖRÜ OLACAĞIZ YA DA BİR KENARDA DURUP BU AKTÖRLERİN ALDIĞI KARARLARI TAKİP EDECEK, GENÇLERİMİZİ VE YENİ NESLİMİZİ DİLEDİKLERİ BİLGİ VE ALGI İLE YÖNETMELERİNİ İZLEYECEĞİZ.

Düşünün ki atılan bir tweetin okuyucuya ulaşması saniyeler sürmektedir. Sadece 1 dakikada Twitter'da binlerce tweet atılmakta ve bu tweetler milyonlara ulaşmaktadır. Bu tweetlerin her biri ayrı bir bilgi, yani ayrı bir haber niteliğindedir. Bu yalnızca Twitter. Peki ya Tiktok; Instagram, Facebook ve bundan sonra kurulacaklar… Gerçek bir bilgi fırtınası. Ve ne yazık ki tüm bunların içinde menşei Türk olan hiçbir kurum bulunmamaktadır.

Bizim kurumlarımız hali hazırda var olma mücadelesi vermektedirler. İnternet yayıncılığı /haberciliği yazılım demek, algoritma demektir. Bunu geliştirerek yukarıda saydığımız mecralar kurulabilir. Bunun için de ciddi bir desteğe ihtiyaç duyulmaktadır. Bu derece önemli bir alan resmi olarak tanımlanmadığı için basının gelişimi amacıyla ayrılan fonlar halen 50 yıl öncesinin yöntemi ile basılı medyaya aktarılıp nereye, neden, hangi amaçla kullanıldığı meçhuldür.

VE BİZ DİYORUZ Kİ; GAZETECİLİK ARAÇLARI DEĞİŞTİ, AMACI DEĞİŞMEDİ, İLKELERİ DEĞİŞMEDİ. HIZLANDI, DAHA İLERİ GİTTİ, KAPSAMI ARTTI AMA GÖREVİ DEĞİŞMEDİ. BİZ BASINIZ, BİZ GAZETECİYİZ. Bu nedenle İNTERNET MEDYASI HAKKINI ARIYOR VE İSTİYOR!

Sadece teknolojiyi kullandığımız için gazetecilik kavramı dışında bırakılamayız.

Basın İlan Kurumu ülkemizin, yani hepimizin kurumudur, Anayasa ile güvence altına alınan "Eşitlik" ilkesi gereği, aynı mesleği icra edenler arasında ayrım yapılamaz. Bu kurum kimsenin tekelinde olamaz. İnternet basınında görev alan gazeteciler, geleneksel basında görev yapan gazeteciler ile aynı okuldan mezun olmuş, aynı faaliyeti yürütmekteyken Basın kartı, akreditasyon ve gazetecilik mesleğinin onurlu sıfat ve özlük haklarını almak en temel haklarıdır. Onları istihdam eden kurumlar, basılı medyadan çok daha etkin ve çok daha fazla kişiye ulaşarak gazetecilik faaliyetlerini güçlü bir şekilde gerçekleştirmekte, daha fazla gazeteci istihdam ederek ülke ekonomisine katkı sunmaktadırlar. O halde bu kurumlar, tirajları ve ulaştıkları kitleler ile neredeyse fiili olarak pasif durumdaki basılı medya kadar DESTEKLENMEYE, GELİŞİM DÖNÜŞÜMLERİNİ SAĞLAMA HAKKINA SAHİPLER.

30.000'i aşan çalışanı ile Türkiye'nin vazgeçilmez bir gerçeği olan internet haber siteleri artık yasal haklarını talep ediyor.

Kimilerinin rant kaygıları ile yaptıkları baskı sonucu ertelenen ve ekim ayında Türkiye Büyük Millet Meclisi ana kuruluna gelmeye hazırlanan yasa teklifi içerisinde yer alan, internet medyasını destekleyen maddelerin yasalaşmasını ve derhal yürürlüğe girmesini istiyoruz

DOLAYISI İLE HAKKIMIZ OLANI İSTİYORUZ!

İnternet Medyası olarak

Artık Resmi ilan istiyoruz.

Artık Basın Kartı istiyoruz.

Artık merdiven altı internet siteleri istemiyoruz.

On binlerce internet sitesi çalışanı olarak devletimizin artık sesimizi duymasını istiyoruz. Tüm siyasi partileri bu konuda duyarlı olmaya davet ediyoruz.

Yasamız, hemen çıkmalıdır.

Av.Bedia TEYMUR

Haberler.com ve Sondakika.com Genel Yayın Yönetmeni

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner133

banner220