Huzur demek endişeden uzaklaşarak rahat etme, gönül ferahlığı ve mutlu olma, çevrenle barışık yaşamak gibi anlamları ifade eder. Bulunduğumuz ortamın da, çevremizin de, yaşadığımız dünyanın da barışık olması ne mümkün.
Kin, öfke ve haset hepsi insana dair kişisel duygulardır. Bu duygulara mağlup olanlar çevrelerine huzur bırakmaları mümkün mü? Kabul etmek gerek mutlu bir coğrafyada yaşamıyoruz. Hatta şuan böyle bir dünya da yok. Herkesin farklı gerekçeleri ve değişik dertleri olsa da durum ne yazık ki bu.
Göz süzdüklerimiz, gıybet ettiklerimiz, alkışladıklarımız, tanımadıklarımız, tanımadan bildiklerimiz, bilmeden yaptıklarımız ile gülümseyen bir dünya oluşturamadık. Mazlumların ve çocukların mutsuzluklarını kelimelerle anlatamadığımız bir zamanda yaşadığımızdan huzur dolu bir dünyadan, çevreden bahsetmek mümkün mü?
Huzur olmayan bir dünya düşünün, ne kadar kötü değil mi? İnsanlar hep nefret, kavga peşinde. İşte şu an yaşadığımız bu değil mi? Belki farkında değiliz günümüzde yaşanan olaylardan daha kötü ne olabilir?
Tüm ülkeler keşke birbirlerini huzur içinde anlayabilme kabiliyetinde olsalar. Keşke insanlar birbirleri ile barışık yaşayabilseler. Ama maalesef bu olmadıkça huzur da olmuyor. Huzurlu bir dünyaya, yaşanabilir bir dünyaya uyanmak için acaba kaç baharın daha geçmesi gerek?




