banner240

Değerli okurlarım,

İnsanoğlunun başına hiç tahmin etmediği meseleler gelebilir. İnsan isek, bu tür gelişmelere de tabiri caizse “gebe”yiz.

Uzun yıllar önce benim de başıma tahmin edemediğim bir musibet gelmiş ve çok üzülmüştüm. Dert ortağım olan bir kardeşimiz bana şöyle demişti:

“Abi üzülme! Ne derler bilirsin; insanın başına gelen, eskisini unutturur. Allah beterinden saklasın.”

Bu sözlerle bana sabırlı olmam için destek vermişti.

ABD, İsrail ve İran arasında savaş ihtimali gündeme gelmeden önce, gündemimiz hep Gazze idi. Şimdilerde ise bu saldırılar, dikkatleri başka yöne çekmiş gibi görünse de Gazze’deki yıkım ve işgal ne yazık ki devam etmektedir.

Batı Şeria’da katliam, istila, yerli halkın evlerine ve arazilerine el koyma; karşı koyanları öldürme hâlâ sürmektedir. Gazze’de halk, yaşam mücadelesi vermekte; insanlar her sabah “Bugün yiyeceğimi nasıl ve nereden bulacağım?” endişesiyle uyanmaktadır.

Çocuklar yine hunharca katledilmektedir. Cenaze kaldırma işlemleri o kadar yoğun bir hâl almıştır ki, bu durum çocukların oyunlarına bile yansımaktadır. Artık çocuklar oyunlarında, hayatını kaybeden kardeşlerinin cenazesini kaldırmayı canlandırmaktadır.

Hal böyleyken; İsrail Parlamentosu, tutuklu bulunan Filistinlilere idam cezası öngören bir yasayı onayladı. Başbakan Binyamin Netanyahu dahil Knesset’in 62 üyesi lehte, 48 üyesi ise aleyhte oy kullandı.

Yasa, mahkûm edilen Filistinlilerin asılarak idam edilmesini öngörmektedir.

İddialara göre, aralarında 4 bini çocuk olmak üzere yaklaşık 12 bin kişinin bu kapsamda idam edilebileceği konuşulmaktadır. Ancak bu duruma karşı dünya kamuoyunun sessizliği dikkat çekmektedir.

Yasa, kabul edildikten 90 gün sonra yürürlüğe girebilir; istenirse bu süre 180 güne çıkarılabilir. Bu yetki de İsrail Parlamentosu’nun elindedir.

Ey insan haklarının savunucuları!

Ey bir kaplumbağayı kurtarmak için seferber olan insanlık!

Ey balinaların neslini korumak için çaba gösterenler!

Ey zorlu kış şartlarında dağlardaki hayvanlar aç kalmasın diye yardım ulaştıran kurumlar!

Peki ya şimdi neredesiniz?

Ey uluslararası kuruluşlar…

Savaş, afet ve yoksulluk bölgelerinde faaliyet gösteren yardım organizasyonları…

Birleşmiş Milletler çatısı altındaki UNICEF, WFP, UNHCR…

Uluslararası Kızılhaç (IFRC), Oxfam…

İnsanlık ölürken neden sessizsiniz?

Yoksa size göre ölen “insanlık” değil mi?

Dünya, yeni bir savaşın eşiğine sürüklenirken; güç mücadeleleri, adaletin önüne geçmektedir. Güçlü olanın dediğinin geçtiği bir düzen kurulmak istenmektedir.

Oysa unutulmamalıdır:

“Susma! Sustukça sıra sana gelecek.”

Bugün, adalet için ses yükseltmenin tam zamanıdır.

Dile, dine, ırka bakmadan bir araya gelmenin zamanıdır.

Barış ve güzelliklerle dolu bir dünya için yaşasın adalet.

Her gün gündemimize o kadar çok dert giriyor ki, artık hangi dert, hangi derdi unutturuyor; ayırt etmek zorlaşıyor.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol



Günebakış Trabzon Haber