Geçen hafta içerisinde mahallemin çay ocaklarından birinde komşularımla güzel bir sohbet etme fırsatı buldum. Sohbetin bir yerinde bir komşum bana Nizamettin Hocam niçin hiç kimse fabrikadan bahsetmez. Ne iktidar ne de muhalefet ne hikmetse bir türlü ağızına fabrikalaşmalıyız diye bir söylemle halkımızın karşısına çıkmaz?! Bana devamla Hocam bu hafta ki konunu bu çok önemli konuya ayırır mısın diye bir istekte bulundu.

Öncelikle bir ülkenin kalkınması ve ilerlemesi mutlak suretle fabrikalaşmadan geçtiğini her aklı selim kabul eder. Fabrikalaşma olmadan bir ülkenin ekonomik olarak belini doğrultması mümkün değildir. Peki ne yapar fabrikalaşma yoluna gitmeyen ülke İMF’DEN para yardıma almak zorundadır. Başka türlü belini doğrultması mümkün değildir güya. İMF’DEN para alınmaya başlandığında da ne olur dersiniz ben söyleyeyim adamlar borç para alan emir de alır kabulüne göre borç para verdiği ülkeye emirler yağdırmaya başlar. Şimdi bana ne gibi emirler dediğinizi duyar gibi oluyorum. Ben söyleyeyim İMF para verdimi ilk olarak alınan bu paralarla kesinlikle fabrika yapılmamalı. Daha sonra şimdi sıkı durun oteller açılmalı vb. gibi isteklerde bulunur. Şimdi bana bu da neyin nesi dediğinizi duyar gibi oluyorum. Evet kesiklikle yazdığım gibi. Bu yüzdendir İMF’DEN para alan dünya üzerinde bir ülkenin iflah olduğunu duymadım. Hepsi daha beter İMF’YE borçlu duruma düştürler. Hepsi Avrupa’ya , Amerika’ya ve İsrail’e bağımlı hale geldiler. Aklı başında devlet adamları İMF’DEN uzak durun diye büyük gayret içerisindedirler.

. Bakınız bu fabrika ideali devletimizin kurucusu Rahmetli Atatürk’te vardı. Rahmetli o sıkıntılı günlerde ülkemiz daha yeni savaşlardan çıkmış Rahmetli Uçak fabrikası yapmış . Evet yanlış okumadınız . Rahmetli uçak fabrikası yapmış. Ve bu yaptığımız uçaklardan onlarcası da yabancı ülkeler satılmış. Ben bu fabrikanın akıbetini sorgulayacak değilim. Fakat burada önemli olan Rahmetli Atatürk’te bir ülkenin ekonomik olarak kalkına bilmesi için fabrikalaşmadan geçtiğini çok iyi biliyor ve öylece önemli adımlar atıyordu.

Hiç düşündünüz mü ?!

Günümüzde Rahmetli Erbakan Hocam hayatı boyunca bütün emelini ülke çapında fabrikalaşmaya niçin adadı. Rahmetli iktidarda olsun yada ortak olsun her gittiği vilayette onlarca fabrika açtı. Sanırsınız ki Rahmetli fabrika idealistti. Fakat hiçte öyle değil değil mi?!Rahmetli çok iyi biliyordu ki bir ülkenin kalkınması ve ekonomik olarak herhangi bir emperyale bağlı kalınmaması için mutlak suretle fabrika yapılıp üretim yapılmalıdır. Bundan dolayı Rahmetli hayatı boyunca ülke geneli fabrikalaşmaya gitti. Hem de öyle fabrikalar açtı ki bugün bile bu fabrikalar hayati önem arz etmektedir. Bugün bu ideali Saadet partimiz devam ettirmektedir. Saadet partimiz her defasında fabrikalaşmamız üzerinde durmaktadır.

Reisimiz Recep Tayyip ERDOĞAN vakit geçirmeden mutlak suretle ülke geneli fabrikalaşmaya gitmelidir. Fabrika bir baş belası değildir. Bu fabrikalardan hem üretim yapılmaktadır hem de ülke geneli işsiz olan gençlerimize iş kapısı açılmaktadır. Bir fabrikayla bakınız ne işler olmaktadır. Bugün eğer Rusya , Çin ,Avrupa , Amerika ve İsrail bir dünya devletleri ise bunu mutlak olarak ülkelerinde fabrikalaşmaya borçludurlar. Yabancı ülkelerden gelen akraba ve komşularıma oralarda ki fabrikalaşmaları sorduğum da bana Nizamettin Hocam adamlar boş buldukları her arsaya fabrika yaparak ekonomilerini güçlü tutmaya çalışmaktalar dediler. Eğer bunu Rusya, Çin, Avrupa, Amerika ve İsrail başardılarsa bizlerde niçin başarmayalım?! Yeter ki fabrikalaşmayı bir baş belası olarak görmeyelim.

Fabrikalaşmayı devletimiz öncelemelidir. Yada özel sektörü teşvik etmelidir. Bu teşvik arsa göstererek ve arsa bedeli almadan , çalıştırılan işçilerden sigorta bedelinin alınmaması yada çok az alınması vb. gibi güzelliklerle fabrikalaşma teşvik edilmelidir.

Ülkenin kalkınması fabrikalaşmadan geçmektedir…

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner1

banner133