banner240

ŞİDDETE KARŞI YAŞAM HAKKI İÇİN NÖBETTEYİZ! 16-17 NİSAN’DA İŞ BIRAKIYORUZ!

Geleceğimizi emanet edeceğimiz gençlerimizin nasıl bu noktaya sürüklendiği sorusu bugün milyonların ortak sorusudur. Bu sorunun muhatabı ise çeyrek asırdır ülkeyi yöneten iktidarın kendisidir.

Okullarda yaşanan şiddet; eğitimden kültüre, ekonomiden sosyal politikalara kadar yıllardır sürdürülen yanlış politikaların doğrudan sonucudur. Bu tabloyu yalnızca bir “güvenlik zafiyeti,” münferit bir mesele olarak görmek ya da sunmak, gerçeği örtmekten başka bir işe yaramamaktadır.

Evet, okullarda ciddi bir güvenlik sorunu vardır. Bu ülkede kadınlar, çocuklar, öğretmenler, emekçiler hemen herkesin yaşam hakkı tehlikededir.

Ancak asıl sorun; şiddeti sıradanlaştıran, cezasızlığı yaygınlaştıran, eşitsizliği derinleştiren ve gençleri geleceksizliğe mahkûm eden bu düzenin kendisidir.

Gençler bugün sadece okullarda değil; sokakta, evde, yaşamın her alanında büyüyen bir şiddet sarmalının içine itilmektedir. Suça sürüklenen çocuklar gerçeği de bu tablonun bir parçasıdır; tesadüf değil, sistematik bir sonuçtur.

Ekonomik kriz derinleştikçe; işsizlik, yoksulluk ve umutsuzluk büyüdükçe ortaya çıkan boşluk mafya ve çeteler tarafından doldurulmaktadır. Gençlerin geleceği ellerinden alınırken, şiddet ve suç örgütlenmeleri adeta teşvik edilmekte, büyütülmektedir.

Bu tablonun sorumlusu açıktır.

Devletin tüm olanaklarını, güvenlik ve yargı gücünü muhalefeti bastırmaya göre konumlandıran; toplumsal yaşamı kendi ideolojik önceliklerine göre şekillendirmeye çalışan iktidar, eğitim politikaları üzerinden de toplumda derin bir çürümenin zeminini yaratmıştır.

Bakanını korumayı tercih eden iktidar, çocukların, öğrencilerin ve toplumun geleceğini gözden çıkarmaktadır.

“Koltuklarınız öğrencilerimizin hayatında okullarımızın güvenliğinden ve toplumun huzurundan değerli değil”

Göreve geldiği ilk günden bugüne eğitimin gerçek sorunlarına sırtını dönen, eğitimi piyasaya ve tarikatlara açan; ÇEDES, MESEM projeleri gibi infial yaratan uygulama ve açıklamalara imza atan mevcut Milli Eğitim Bakanı’nın, bunca can kaybına rağmen hâlâ görevde kalması kabul edilemez, derhal istifa etmelidir.

Çocuklarımızın, öğrencilerimizin ve eğitim emekçilerinin hayatı bu kadar değersiz değildir!

Eğitim; şiddetin değil, yaşamın, eşitliğin ve umudun alanı olmak zorundadır.

Artık sözün bittiği yerdeyiz.

Siverek’te, Maraş’ta ve ülkenin dört bir yanında yaşanan bu acıların bir daha tekrarlanmaması için; şiddete karşı yaşamı savunmak için KESK’e bağlı tüm sendikalar olarak 16 ve 17 Nisan tarihlerinde üretimden gelen gücümüzü kullanarak iş bırakıyoruz.

Bu eylem yalnızca bugüne değil, geleceğimize sahip çıkma iradesidir. Bu şiddet iklimine zemin sunanlara karşı mücadele etmek sadece eğitim emekçilerinin, eğitim sendikalarının değil, hepimizin görevdir.

Başta veliler olmak üzere tüm toplumu bu haklı mücadeleye destek vermeye çağırıyoruz.

Okullarda ve işyerlerinde tüm kamu emekçilerini, işçileri bu eyleme katılmaya, emek ve demokrasi güçlerini illerde devam eden yaşam nöbeti eylemlerimizle dayanışmaya davet ediyoruz.

Unutulmamalıdır ki: Ancak birlikte mücadele edersek bu karanlığı dağıtabiliriz.

Ancak dayanışmayı büyütürsek çocuklarımızın yaşamını koruyabiliriz. 16.04.2026

                                                                                               Muhammet İKİNCİ

                                                                                   Trabzon Emek ve Demokrasi Platformu

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol



Günebakış Trabzon Haber