FINDIKLA İLGİLİ GENEL BİLGİLER

Fındık ülkemiz için çok önemli ve ekonomik değeri olan bir tarım ürünüdür. Fındık başta Giresun, Ordu, Samsun, Trabzon ve Rize olmak üzere Karadeniz’e kıyısı olan hemen her ilde yetiştirilmektedir.

Fındık, üretim alanı 7,3 ila 7,5 milyon dekar alandır.

Türkiye dünya fındık üretiminde liderdir ve fındığın yaklaşık yüzde 70’ini üretmektedir.

Son yıllarda rakip ülkelerdeki üretimler artmakta, verimlilikteki avantajları sebebiyle bu oran yavaş da olsa azalmaktadır.

Dünya fındık üretimi 1960’lı yıllarda yaklaşık 200 bin ton iken, son yıllarda bir milyon tona yaklaşmıştır.

Fındıktan geçimi sağlayan kişi sayısı; 380 ila 420 bin (ortalama verilen rakam 400 bin) aile fındık tarımı yapıyor. Fındığın bölge ve ülke ekonomisi açısından bakıldığında çok büyük bir katma değer ürettiğini görüyoruz.

İHRACAT GELİRİ

Türkiye, 2020-2021 fındık ihracat sezonunda 2 milyar 10 milyon 787 bin dolar gelir sağladı.

FINDIK REKOLTESİ

Ortalama fındık üretimi (rekolte) 600 bin ton ile 800 bin ton arasında değişiyor. 2008 yılında rekolte, 800 bin tonu aşmıştır.

(Fındıkta rekolte oyunları, gündemden hiç düşmemektedir. Üretici birlikleri ile ihracatçı birliklerinin rekolte tahminleri arasında ciddi farklar oluşmaktadır. 2021 yılı için yapılan rekolte tahminleri;

Üretici birlikleri 2021 yılı için rekolteyi 650 bin ton olarak açıkladı, fakat ihracatçı birlikleri buna itiraz ederek yeni rekolteyi 815 bin 336 ton olarak açıkladı.

Rekolte yüksek olunca fiyat düşüyor.

FINDIK FİYATLARI DÖVİZ KARŞISINDA ERİDİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2021 yılı fındık fiyatlarını 12 Ağustos’ta açıkladı.

Giresun kalite fındık 27 Lira, Levant kalite fındık ise 26.5 lira olarak açıklandı.

O tarihten bugüne geçen yaklaşık 2,5 aylık sürede fındık fiyatları döviz ve altın karşısında erirken, buna bir de üreticiyi derinden etkileyen hayat pahalılığı eklendi.

Fiyatın açıklandığı tarihte 1 kg fındık satan üretici 3,08 ABD Doları, 2,63 de Euro alabiliyordu.

26,5 TL / 8,58 = 3,08 Dolar

26,5 TL / 10,08 = 2,63 Euro

Dövizde yaşanan yükselmeye bağlı olarak bugün 1 kg fındık satan üretici bu parayla 2,77 Dolar veya 2,37 Euro alabiliyor.

26,5 / 9,55 = 2,77 Dolar

26,5 / 11,15 = 2,37 Euro

Serbest piyasada fındık fiyatları 23-24 TL arasında değişiyor.

Buna göre serbest piyasada 1 kg fındık satan üretici 2,40 Dolar veya 2,06 Euro alabiliyor.

23 TL / 9,55 = 2,40 Dolar

23 TL / 11,15 = 2,06 Euro

Buna göre 12 Ağustostan bugüne üreticinin 1 kg fındıkta ABD Doları bazında 0,68 Dolar, Euro bazında ise yaklaşık 0,56 Euro zarar ettiği görülüyor.

3,08 - 2,40 = 0,68 Dolar

2,62 - 2,06= 0,56 Euro

BU HESAPLAMAYA GÖRE ÜRETİCİNİN KG BAŞINA KAYBI (0,68 Dolar x 9,55 TL = 6,4 TL’YE KARŞILIK GELİYOR.

TON BAŞINA KAYBI 6 BİN LİRAYI GEÇİYOR.

Buna, yaşanan hayat pahalılığını eklersek, üreticinin büyük kaybı vardır.

1 yıl önce 1 kg fındık satan üreticinin bu parayla satın aldığı gıda miktarı ile bugün 1 kg fındık satan üreticinin satın aldığı gıda miktarı aynı değildir.

Fındık fiyatı düşerken fiyatlar genel düzeyi artmıştır. Sadece Ayçiçek yağındaki artışlar, yüzde 50’yi geçmiş durumdadır.

Yaklaşık bir buçuk yıldır pandemi koşullarında yaşıyoruz.

Bir tarafta kapanmalar, sokağa çıkma yasakları, on-line eğitim, zoom'un icadı, karantinalar, maske, mesafe, hijyen uyarıları, filasyon ekipleri, yaşamını yitiren sağlık çalışanları, kaybettiğimiz canlar,

Diğer taraftan iktidarın her konuda olduğu gibi bu konuda da çarpık uygulamaları, açılışlar, kongreler, belirsizlikler, çelişkili rakamlar, güven bunalımı, sermayenin kayırılması, orta sınıfın, yoksulun ezilmesi... IBAN gönderilen insanımız, vergi borcu silinen yandaş şirketler...

Hepimizce malum ki, Pandeminin varlığı, pandemi öncesi yaşadığımız problemleri, yok etmedi, tam tersine problemler artarak devam etti. Çözülemeyen eski problemlere, pandemide yenileri ilave edildi. Bütün bunları yaşıyoruz ve görüyoruz.

İşte tam bu noktada, Yaşadığımız zamanı, içinde bulunduğumuz toplumu, dünyanın gidişatını ve değişimini, insanların sıkıntılarını ve beklentilerini, şehrimizin, ilçemizin ve mahallemizin gündemini çok iyi okumalıyız.

Kovid-19, en başta söylenildiği gibi zenginle yoksulu da eşitlemedi.

Müstakil bahçeli bir evde yaşayanla, toplu konutlarda beton bloklar arasında yaşayanı eşitlemedi. Var olan toplumsal tabakalaşmayı ve eşitsizliği hepten görünür kıldı.

Gelir dağılımı adaletsizliğini ortaya çıkardı. (Pandemide (2020) Türkiye'de en zengin %20'lik kesimin toplam gelirden aldığı pay 1,2 puan artarak %47,5'e yükselirken, en düşük gelire sahip %20'nin aldığı pay 0,3 azalarak %5,9'a düştü.)

Tüm Türkiye'de mutlak yoksulluk yaşayanların sayısı ve oranı arttı. (Barınma, giyim, temiz içme suyu, elektrik, sağlık, eğitim, alt yapı hizmetleri gibi birçok gereksinimin karşılanamaması mutlak yoksulluktur.)

Asgari ücret net: 2.825 lira 90 kuruş. 4 kişilik bir aile için tespit edilen açlık sınırı 2.977 lira, yine 4 kişilik bir aile için tespit edilen yoksulluk sınırı ise 10.299 lira. Asgari ücretin bugün açlık sınırında 3.000 bin lira civarında olması, vatandaşımızı her türlü sıkıntıya maruz bırakmaktır ki bugün bunu yaşıyoruz, görüyoruz. Bu sebeple milyonlarca asgari ücretli çalışan, artık kendisine reva görülen bu hayata itiraz etmektedir.  

Bugün evladını başka bir şehre üniversite okumaya gönderen innsanımızın, o çocuğu için harcayacağı aylık gider 2.500 tl civarında, napsın bu vatandaşımız, millet olarak böyle bir durumu, böyle bir ekonomiyi hak etmiyoruz.

Hemen ifade edelim ki, iktidara geldiğimizde ilk işlerimizden biri, asgari ücreti kademeli olarak, en kısa zamanda yoksulluk sınırına çıkarmak olacaktır, yani 10 bin seviyesine. Yani bugünkünün 3 misline, inşaallah.

Burada tek tek sıralayacak değilim, sizlerin de zaten çok iyi bildiği üzere, ne yazıkki ülkemizde büyük bir kriz yaşanmaktadır. Bu kriz sadece ekonomik değildir, aynı zamanda ahlaki bir kriz de yaşanmaktadır. Tarımdan ekonomiye, adaletten sağlığa, dış politikadan eğitime Türkiye tıkanmıştır.

Türkiye her anlamda bir öngörülemezlik dönemi yaşamaktadır. Hiç kimse yarın neye uyanacağını, nasıl bir tablo ile karşılacağını tahmin bile edemez haldedir.

Toplumumuzun her kesimi, büyük problemlerle karşı karşıyadır.

İnsanımızdan uzak, milletin gündeminden kopuk, siyaseti sadece algılarla yönetmeye çalışıp, sadece ama sadece masa başından ittifak hesapları yapan siyaset anlayışını reddediyoruz.

Biz, bugün adaletin hakim olduğu, demokrasinin işlediği, millet iradesinin dikkate alındığı, sevgi ve kardeşliğin, hak ve adaletin, sosyal refahın ve adil bir sistemin hüküm sürdüğü bir memleket istiyoruz.

Bugün İnsanlar bir çıkış kapısı ve kendilerine umut olabilecek bir adres aramaktadır. Saadet Partisi Olarak Umudun ve çözümün adresiyiz. Çünkü yönetme ve idare etme işi, zihniyet, niyet, inanç, proje, kadro, tecrübe ve gayretle ilgilidir, bütün bu özellikler de Saadet Partisi’nde var elhamdülillah.

Bugün İşçi mağdur, işveren mağdur; emekli borçlu memur borçlu, yaşlısı da genci de bu iktidardan umudunu kesmiştir. Sayıları yüz binleri bulan EYT ve KHK mağdurları ve yine atanmayan öğretmenler vb. tüm kesimler, sorunlarına çözüm olabilecek kadroların arayışı içerisindedir.

Gereksiz Tartışmalarla Kaybedecek Tek Bir Saniyemiz Yoktur. Gerçek sorunlara, gerçek çözümler gerekmektedir.

Hepimiz bu bilinçle hareket etmeli, Saadet Partisi'nin etkisini daha da artıracak hamleleri yapmaya gayret göstermeliyiz.

Yıllardır sergilenen oyunlar, seçimler yaklaştıkça yeniden sahnelenmek isteniyor ve öyle anlaşılıyor ki seçimler yaklaştıkça bu tür algı operasyonları daha da artacak gibi.

Ve burada daha çok bize iş düşmektedir. Çünkü Saadet Partisi, Türkiye'nin sigortasıdır, teminatıdır. Biz maddi ve manevi sahada tüm insanlığın yüzünü güldürecek ideallerin ve projelerin partisiyiz, biz faklıyız.

Sağ-sol, başı açık- tesettürlü, Kemalist-muhafazakâr gibi tanımlar üzerinden insanların kamplaştırılıp, seçime malzeme yapılmak istenmesine karşı uyanık olacağız.

Çünkü biz biliyoruz ve yıllardır ifade ediyor ki; bu ülkede insanların derdi ortaktır, huzur, barış ve refah istiyor herkes, emeğinin karşılığını almak istiyor, adalet istiyor, insan onuruna yaraşır şekilde bu ülkede hayat sürmek istiyor; yersiz ve faydasız tartışmaların bu sorunların ve taleplerin üzerini örtmesine kesinlikle göz yummayacağız.

Saadet Partisi, Türkiye Siyasetinin Anahtar Partisi'dir. Tüm bu gelişmeler karşısında her geçen gün omuzlarımızdaki yük ve sırtımıza yüklenen sorumluluk daha da artmaktadır.

Sorunların çözümü ancak ve ancak Saadet Partisi kadrolarının iş başına gelmesi ile mümkündür.

Dün olduğu gibi bugün de yine Saadet Partisi, anahtar-kilit partidir. Dün de böyle idi, bugün de yine öyledir. Atacağımız her adım, alacağımız her karar ülkenin gidişatını iyiye, güzele, adalete ve hayra doğru değiştirmeye matuftur.

Biz Saadet Partisi'yiz, yarım asrı geride bırakan tertemiz bir siyasi geçmişimiz var, icraatlerimiz var, bilinçli ve çalışkan kadrolarımız var, inancımız ve kararlılığımız var!

Saadet Partisi olarak amacımız, başta Türkiye’de yaşayan insanlar olmak üzere, bütün insanlığın saadetine vesile olmaktır.

Milli Görüş hareketi olarak, Saadet Partisi olarak, 50 yıldır haktan, adaletten, ahlaktan, milli iradeden yana olduk.

Bugün atılması gereken somut bazı adımları sizlerle paylaşmak istiyorum;

1- Her şeyden önce Türkiye’de ciddi bir zihniyet değişimine ihtiyaç vardır, bu iş niyet ve zihniyet işidir. Örneğin, yöneticilerin-iktidarın zihniyeti değişmeden demokrasiyi fikir, düşünce hürriyetini özümsemeden, anayasada yasalarda değişiklik yapmanın bir hükmü yoktur. Uymayacağın anayasa ve kanun hiçbir işe yaramaz.

2- Yapılacak hukuki, siyasi, ekonomik ve kurumsal düzenlemelerde, parti kaygısıyla değil ülke kaygısıyla hareket edilmelidir. Bütün yasal düzenlemelerde, milli iradenin ve milletin güçlendirilmesi esas olmalıdır.

3- Ekonomisi güçlü olmayan bir ülkenin demokrasisinin, dış politikasının güçlü olması, tam bağımsız olması mümkün değildir. Bu sebeple acilen tüketim ekonomisinden-üretim ekonomisine geçilmeli, adil gelir dağılımı, adil paylaşım sağlanmalıdır. Türkiye’nin 81 ilinde üretim ve kalkınma seferberliği başlatılmalıdır. Bugün üretimi arttırıp, ithalat ve ihracat dengesini kuramazsan bu ekonomik krizden çıkamazsın.

4- Dış politikada, şahsiyetli bir tavır takınılmalı, topyekûn yeni bir anlayış ve yaklaşım değişikliğine gidilmelidir. Komşularımızla ve İslam ülkeleri ile ilişkiler güvenlik başta olmak üzere dostluk ve işbirliği zemininde yeniden inşa edilmelidir. Yanlış politikalar, popülist söylemler, dış politikanın iç siyasete alet edilmesi gibi nedenlerle dış politikamız iflas etmiş durumdadır. Biz şahsiyetli bir dış politika izlemeyi, 50 yıldır şiar edindik. İktidara her geldiğimizde de en ciddi adımları attık, adeta tarih yazdık, bu hiçbir zaman unutulmamalıdır.

5- Bu saydıklarımızın gerçekleşebilmesi için yorulmuş, yıpranmış artık geleceğe dair bir vizyonu ve hayali kalmamış bu iktidarın değişmesi gerekmektedir. Kıymetli arkadaşlar açıkça görülmektedir ki ülkemizin, bu iktidarı taşıyacak takati kalmamıştır.

Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz, Hükümet, 'doğru, iyi ve güzel' olanı söylüyor; fakat 'yanlış' olan ne varsa hepsini yapıyor.

İktidarın bugüne kadar sergilemiş olduğu yönetim anlayışı bundan sonra sergileyeceği yönetim anlayışının garantisi niteliğindedir. Biz iktidarı hep uyardık, çözüm önerileri sunduk ama ne yazık ki; son 10-15 yıldır, uyarılarımıza rağmen; dış politikadan, ekonomiye, tarımdan, eğitime hemen her konuda ''her çıkmaz sokağın, çıkmaz olduğunu anlamak için sonuna kadar yürümek zorunda bırakıldık.''

Ama ne olursa olsun bizlerde umutsuzluk, karamsarlık yok. Kimse mahzun olmasın.

Şairin dediği gibi;

“Umutsuzluk yok.

Gün gelir, gül de açar, bülbül de öter.”

Umut var, umut biziz inşallah… Bunu particilik yapmak için söylemiyorum, Saadet Partimiz ’in ismini kaldırın, bu esasları, bu siyasi anlayışı ve umdeleri ortada kalsın ve uygulansın yeter.

Allah'ın izniyle aziz milletimiz, Saadet Partisi'ni yetkilendirecektir. Saadet Partisi, yerel yönetimlerde de, Meclis'te de, ülke yönetiminde de en güçlü şekilde yer alacaktır. Ancak bu zulme ve haksızlıklara ortak olarak, olmayacaktır.

Saadet Partisi kadroları olarak "Yaşanabilir Türkiye", "Yeniden Büyük Türkiye" ve "Yeni Bir Dünya’nın mümkün olduğuna inanıyoruz. Geçmişte Başardık, Bugün Yine Birlikte Başaracağız. Milletimizin menfaatine işler yapmaya devam edeceğiz.

Ve inanıyoruz; böyle bir Türkiye'yi 83 milyon insanımızla birlikte inşa edecek, bu başarıyı satır satır hep birlikte yazacağız. Hep birlikte başaracağız.

                                                                                     Ersan BİLGİN

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcı

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner133

banner220