Pehlevan Fındık; Milattan Önce Bile Bu Kadar Değersiz, Üreticisi Umutsuz ve Çaresiz Değildi!

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan TMO’nun alım fiyatları; Sivri kalite 51 lira, Tombul 52 lira ve Giresun yağlı fındık ise 53 lira açıklanan fiyata istinaden işçilik, taşıma ve patoz gibi ücretler belirlendi.

Her yıl olduğu gibi son günlerde Pembe dizilerdeki senaryolar yine yeniden dönmeye başladı. Ne acı ki üretici üç veya beş aktörün belirleyeceği alım şartlarına boyun eğmek zorunda kalıyor. Bu tekeller fiyat açıklamadığı için piyasada bir belirsizlik söz konusu. Büyük aktörler piyasaya; Dünyada ürün bol, randıman düşük, elimizde yeterince fındık var, işinize gelirse satın gibi birçok senaryolarla ve döviz hareketleri takip ediliyor. Her zaman olduğu gibi üreticiye hala ayar vermeye çalışıyorlar. Yapılan bu spekülasyonlarla kamuoyunu 40-45 lira arasında bir değere hazırlama çalışması yapılıyor. Özel sektörün fındık alım fiyatlarını açıklanan fiyatı alt sınır olarak baz alması aksi durumda bu fiyatın altında oluşacak alımlarda çiftçi iki kez zarar edeceğinin bilinmesi gerekir.

Fiskobirlik; Üreticinin sahibi olduğu 90 yıllık tecrübeye sahip, kendi entegre tesislerini ürünü işleyen ve aracı kullanmadan fındığı dış pazara sunma kabiliyeti olan ve Dünyada marka değeri yüksek Fiskobirlik gibi bir kurum var. Fındık fiyatına ayar verecek olan güçlü Devlet destekli alım politikası ile Fiskobirlik’tir. TMO ise almış olduğu fındığı üzerine belli bir kar koyarak satacağı yer yine üreticiye ayak oyunları yapan büyük aktörler. TMO satış yapmış olduğu dönemde ise fındık fiyatlarındaki düşmelerden çiftçiler inanılmaz zararlar etmektedir. Yapılması gereken Fiskobirlik’in işlevsel hale getirilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması ve rekabet kurulunun sahada olmasıdır.

Fındık doğu Karadeniz bölge halkının önemli bir kısmının geçim kaynağıdır. Aynı zamanda zaman da fındığın sosyal boyutu da oldukça önemlidir. Karadeniz’in olmazsa olmaz tarım ürünü fındığın belirsizlik içerisinde olmasının kabul edilemez bir durum.

Dünya fındık piyasanın %75 ine hükmeden, 2.5 milyar dolardan fazla ihracat gelirine sahip olan bu ürün;16 İlde,123 İlçede ve yaklaşık 3200 köyde üretiminin yapıldığı, 500 bin dolayındaki çiftçi ailesinin direk olarak geçim kaynağı olan ve 5 milyondan fazla kişiyi ilgilendiren böylesine önemli bir ürünün üç beş patronun spekülasyonlarına alet olacak, feda edilecek bir ürün olamaz.

Sadece işi üreticinin ürettiğinden aracılık yaparak para kazanmak olan kurumların, üreticinin ne zor şartlarda üretim yaptığına bakmadan, kendi firmalarının sürdürülebilirliğine odaklanan ticari işletmelerden ve örgütlerinden bundan fazlasını beklemek zaten olmazdı. Sizler o süslü ve konforlu salonlarda makamlarda otururken, üretici zor doğa koşullarında fındık bahçesinde bin bir emekle sizin için konforunuzun devam etmesi için üretime devam ettiğini unutmayın!

Tek taraflı kazan kazan olur ise, bu sürdürülebilir bir üretim modeli olamaz. Üretici kazanç sağlayamazsa üretimi bırakır, ihracatçı da satacak ürün bulamaz…

Sonuç; herkes kaybeder!!!

Üreticilerimizin çok fazla talebi yok. Sadece istenen; üretim maliyetinin üzerine yaşam payının koyularak çiftçinin alın terinin karşılığını alacağı taban fiyatının açıklanması ve aracıların ise bu taban fiyatın altında fındık almasının önüne geçilmesidir. Aksi takdirde üretici bu ekonomik koşullarda mağdur olup zarar edecek, üretimden kopacak. Kaybeden bütün paydaşlar ve hepsinden önemlisi ülkemiz olacaktır.

Bugün yapılması gereken çitçiye çeşitli söylemler ile ayar vermek değil, üreticinin alın terinin karşılığını almasını sağlamaktır. Bunun yolu da çiftçinin malını ucuza kapatmak değildir. Fındığın gerçek değerini bulacak piyasa şartlarının oluşturulmasıdır.

Yapılması gereken, Devletin fındık üreticisinin örgütü olan Fiskobirlik üzerinden alım politikası oluşturarak üreticilerin tekelleşmeye karşı korunmasını sağlamaktadır.

Buradan fındık ile ilgili tüm paydaşlara sesleniyoruz. Üreten ülke, kalkınan Türkiye olacaksa Milli Tarım politikası oluşturacaksak ülkemiz ve çiftçilerimiz lehine tarım politikaları oluşturmak zorundayız.

Üretici fındık tarımından istediği geliri elde edemediği ürününden alın terinin karşılığını alamadığından ve hatta zarar ettiği için üretimden kopmakta, fındık bahçesine inmemekte, gübreleme budama ilaçlama işlemlerini yapmamaktadır. Bu durum üretim verim ve kalite kaybına neden olmaktadır. Dolayısıyla ülkemiz için Milli servet kaybı ortaya çıkmaktadır.

Çok söze gerek yok,10 Ekim 1935 yılında 1. Milli Fındık Şurasında konuşulan ve alınan kararların uygulamaya konulmasını yetkililerden talep ediyoruz. Bu kararlara baktığımızda; Yıl 10 Ekim 1935 Ankara’da konunun önemine binaen dönemim Ekonomi Bakanı Celal BAYAR Başkanlığında 1. Milli Fındık Şurası toplanıyor. O tarihte alınan kararların yarısını bu zamana kadar uygulayabilseydik inanın şu an biz fındık sorunlarını konuşuyor olmayacaktık. Unutmayalım; 1. Milli Fındık Kongresinde İlk Milli ürün olarak ilan edilmiştir!...

TBMM’de iktidarı ve muhalefeti ile birlikte fındık üreticisine sahip çıkacak kararların birlikte alınması ve milli fındık politikasının oluşturulması için gerekli çalışmalar bir an önce başlatılmalıdır.

Cemil PEHLEVAN ZMO Yönetim Kurulu Adına

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner133

banner220