ARMAGEDDON YAZARI ALİ ÇİĞDEM'LE SİNEMA VE KİTAP ÜZERİNE SÖYLEŞİ

Devrim AKTÜRK: Ali Bey, bizlere kendinizden bahseder misiniz? Ali Çiğdem kimdir, ne iş yapar?

Ali ÇİĞDEM: Adım Ali Çiğdem. Aslen Mardin'liyim ama doğuma büyüme Diyarbakır'lıyım. Türkçe öğretmenlği yapmaktayım ve asıl mesleğimin dışında son on beş yıldır hem psikoloji hem de metafizik üzerine araştırma ve inceleme yapmaktayım.

Devrim AKTÜRK: Bilindiği üzere Diyarbakır'ın ilk korku-gerilim romanı Armageddon'un yazarısınız. Okurlarınıza sunmuş olduğunuz eseri ne zaman yazdınız? Neden böyle bir eseri sunmak istediniz?

Ali ÇİĞDEM: Armageddon kitabını üç kez farklı farklı zamanlarda yayınlamak istedim ama hep bir eksiklik hissettim. Bu eksikliğimi 2018 yılında tamamladıktan sonra, kitabımı Hiç Yayınları vasıtasıyla okurlarıma sundum. Stephan King kitapları bana bu konuda rehber olan önemli eserlerdendir. Bunun dışında korku filmlerine de hayranlığım yoğundur. Armageddon kitabımın ikinci serisini Koronavirüs'ten dolayı ertelemek zorunda kaldık ama bu salgın hastalık biter bitmez eserimi okurlarıyla buluşturacağım. Şu anda ise, üçüncü kitabımın hazırlığını yapmaktayım.

Devrim AKTÜRK: Bizlere korku-gerilim türünde sunulan Batı eserleriyle Doğu eserleri arasındaki farkları anlatabilir misiniz?

Ali ÇİĞDEM: Fantastik ve korku gerilim eserleri maddi kültür üretmekten çok, manevi kültür üretmeye dayalı bir sistemdir diyebiliriz. Çünkü manevi kültür olmadığında bir toplum hem aslını hem de varlığını koruyamaz ve her şeyin dışında başka milletlerin ürünlerini çalmaya kalkışır. Evet, şu anda Müslüman dünyası olarak aktaracağımız Doğu'nun en büyük sıkıntısı da işte budur. Müslüman alemi hem maddi hem de manevi olarak üç yüz yıldır hiçbir şey üretemiyor ve bu sebeple Batının ürettiklerini tüketiyor. Burada emperyalizm veya kapitalizmden ziyade, emeğin ve iş gücünün verdiği başarı durumu ön plana çıkıyor. Neden mi? Teknoloji örneğine bakacak olursak, bizim ülkemizin yeni yeni tamamladığı projeleri başka milletler çok daha öncesinden üretip, insanlara sunmuş. Bu sebeple korku gerilim romanı okuyanlar genelde batının ürünlerini kullanıyor. Çünkü onlarda malzeme var. Fakat bizim kültürümüz çok daha fazla olmasına rağmen, tarihimiz çok daha geçmişe dayanmasına rağmen biz bunu harmanlayıp yoğuramıyoruz.Örneğin Fatih Sultan Mehmet döneminde bir isyancı olan Volvoda'yı anlatan Dracula kitabı, bunun en basit örneklerinden biridir. Benimde niyetim Armageddon'daki kitabımda kendi tarihimizi anlatıp, bunları okurlarıma yansıtmaktır. Bu kitabımda bana ilham kaynağı olan eser ise, Bediüzzaman Hazretleri'nin yazmış olduğu Risale adlı eserdir.

Devrim AKTÜRK: Peki, Doğu coğrafyasında bu başarıları en iyi sergileyen ülke hangisidir?

Ali ÇİĞDEM: Elbette İran'dır. Önemlikle dini, tarihi, edebi, lirik ve epik olarak ortaya sunduğu eserler,

diğer Müslüman ülkelerine göre çok daha başarılı ve bir o kadar da kalitelidir. Bizde en iyi filmleri ortaya koyan Allah'tan bir İran var. Onun dışında İslam dünyası hiçbir başarı elde edemiyor. Mesela Yüzüklerin Efendisi kitabı, kutsal kitaplardan sonra en çok okunan kitaptır. Fantastik Edebiyatın karşılığı olan bir diğer eser ise, Harry Potter'dir. Bu sebeple biz, kendi ülkemizde kültürümüzü harmanlayıp yoğurmalıyız. Mesela Harry Potter kitabı büyücülüğe özendirdiği için, Papa tarafından yakılıp yasaklatıldı. İnsanları birçok yöne itmeliyiz, insanları kendimizden uzaklaştırmamalıyız. Yasakçı zihniyet hiçbir zaman muvaffak olamaz. Biz İslam alemi olarak hem teknoloji olarak hem sinema olarak hem de kitaplar bakımından büyük eserleri son üç yüz yıldır ortaya koyamıyoruz. Çünkü düşüncesini geliştiremeyen bir toplum, diğer konularda da birşeyleri geliştiremez, üretemez ve başkalarına sunamaz.

Devrim AKTÜRK: Ali Bey üç yüz yıl önce Müslüman toplumu hangi konumdaydı? Yine eser çalıp tüketen bir toplum muydu?

Ali ÇİĞDEM: Elbette hayır! Eskiden Avrupalılar diye nitelendirdiğimiz Batı, sırf ilim ve irfan öğrenmek için Müslüman toprağı olan Endülüs'e gidip, İspanya'da eğitim alırlardı. Bunun dışında Mısır'da Kahire'ye, Irak'ta Bağdat'a, Suriye'de Şam'a, İstanbul'da Enderun Mektebi'ne gelirlerdi. Fakat Osmanlı Devleti'nde yaşayan Müslüman ahali, Batı'nın yaptıklarını küçümseyince devir değişti. Kim bilir, birgün biz Müslümanlar tekrar eski konumumuza ulaşırız.

Devrim AKTÜRK: Ali Bey, siz yazdığınız veya yazmakta olduğunuz eserleri para kazanmak için mi yazıyorsunuz?

Ali ÇİĞDEM: Bu soruyu çok kere Stephan King'e de sordular ve King her zaman para kazanmak için yazmadığını, yazmaktan zevk duyduğu için yazdığını ve bunları da okurlarına sunduğunu belirtti. Bendeki durumda aynı. Çünkü ben sadece zevk duyduğum için, yazmaya karşı bir ilgim olmasından mütevellit yazıyorum, yazmaktayım ve yazmaya devam edeceğim.

Devrim AKTÜRK: Ali Bey, Amerika Holywood sinemasında ve kitaplarda korku-gerilim türünde en iyi eserleri ortaya çıkaran ülke konumda. Bunun en büyük sebebi nedir?

Ali ÇİĞDEM: Amerika'da green kart geçiyor. Dünyada her bir milletten insanın bulunduğu ülke Amerika'dır. farklı kültürleri bir araya getirmek istersek, her birinde farklı bir düşünce ortaya çıkacaktır. Osmanlı döneminin yükseliş devrinde de aynı durum söz konusuydu. Enderun Mektebi'nde yer alan kişiler hep başka milletlerden, farklı kültürlerden bir araya gelen insanlardı. Fakat her şeyin dışında Amerika bu müthiş malzemeyi çok iyi kullanıp, farklılıkları güzelleştirme politikasını müthiş şekilde güdüyor. İşte, Müslüman aleminin son üç yüz yılında bu eksiklik ön plana çıkıyor. Mesela bir Amerikalı yönetmen tarafından Çağrı filmi çekildi. Bu durum en basit örnek. İstenildiğinde bu örnekleri çok rahat bir biçimde çoğaltabiliriz. Keza bir film hiç bıkılmadan art arda izleniyorsa, bu film sanat filmi olmuş olur. Biz bu hissi Batı sinemasında çok rahat bir biçimde görebiliyoruz.

Devrim AKTÜRK: Ali Bey, Batı sinemasının bu başarısı ne zamana kadar devam eder?

Ali ÇİĞDEM: Şahsımca Batı sineması artık yavaş yavaş gerileme dönemine başladı. Batı sineması bizden önde olmasına rağmen, bir kısırlık söz konusu. Sinema filmleri olarak geçmiş yıllarda en kaliteli eserleri

yeniden çekme, tekrarlama girişimi ortaya çıkmış durumda. 2000'lerin başında Batı filmleri muazzam filmleri sinema severlere sunuyordu ve her biri tamamen özgün eserlerdi. fakat bu son dönemlerde Batılı ülkeler yeni senaryolar ortaya koyamadıkları için, geçmişte çok izlenmiş filmleri yeniden çekip, garanti para kazanma yoluna gidiyorlar. Bizim geçmişten beri senaryo sıkıntımız vardı. Ancak burada bir yükseliş gözükebilir. Yani devri değiştirebiliriz. Bunu da çok çalışarak ve maneviyatımızı anlayıp, senaryolaştırarak başarabiliriz.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner133

banner220