banner128
banner222

Prof.Dr.Mustafa Özdemir

İnsan hayatında önem verilmeyen bazı şeyler vardır. Bunlar bitmeyecek ve bozulmayacak duygusu ile ihmale maruz kalan aslında temel konulardır. Canlılığı sağlayan Yüce Tanrı, onu sürdürecek gereçleri de vermiştir. Bu gereçlerin ikinci sırasında su gelmektedir. Aklımızı kullanarak bu gereçleri değerlendirmeyi de bize bırakmıştır.

Suyun önemini birkaç cümle ile belirtmeliyiz. Önce canlılığın sürmesi açısından suya bakacağız. Canlılığın sürmesi üç temel ölçüte bağlıdır. Bu üç ölçüt önem sırasına göre: Hava, su ve gıdalardır. Önem sırasını belirleyen ilke de bunlardan hangisinin mevcut olmadığı durumlarda ne kadar yaşayabileceğimize göre oluşturulmuştur.

Havasız kalan bir insan ortalama 3 dakika yaşayabilir. Hiç su almadan bir insan ortalama 3 gün yaşayabilir. Hiçbir şey yemeden su alarak insan ancak 3 hafta yaşayabilir. Buna göre Hayatın en önemli gereci hava, ikincisi su, üçüncüsü de gıdadır.

Yeni doğan bir bebeğin bedenindeki su oranı ortalama %75, yetişkin bir ferdin %60, yaşlıların %50 kadardır. Su dengesini bu ortalamaların altına düşürmek sağlık için tehlikedir. Aşırı olmamak üzere bu ortalamaların üzerine çıkmak ise yararlıdır.

Suyun bu güne kadar tespit edilebilen altmış kadar yararı vardır. Bunlardan felç veya inme denilen hastalığı suyun nasıl önleyeceğini anlatmak üzere bu makaleyi derleyerek sunuyorum.

Özel bir su içme izlencesi yaparak bilinçli bir su içme algoritması düzenlemek sağlığın birinci şartıdır. Burada suyun felç illetini nasıl önlediği üzerinde duracağımız için genel tanımların dışına çıkacağız. Özel olarak yalnız suyun kan içinde ne kadar önem taşıdığını halk diline yaklaşarak anlatma anacındayız. Tıp dilinde dehidrasyon adı verilen vücut susuzluğu en önemli ve tehlikeli öğedir.

Kanımızın kıvamını daha akışkan tutmak için aldığımız ilaçlara “kan sulandırıcı” diyoruz. Peki bu sulandırma işini su ile yapsak daha iyi olmaz mı? Olur, hem de hiç yan etkiye maruz kalmadan olur. Bu konuyu öncelikle Eczacı Divya Jacob ve Tıp doktoru Pallavi S.Uttekar’ın halk makalesini temel alarak özetleyeceğiz.

Sulu kıvama sahip bir pekmez düşünelim. Bunu bardakla içebilir miyiz? Evet içeriz. Ya da bir mutfak hunisinden geçirmeyi denesek geçiririz. Şimdi de aynı pekmezi ısıtarak suyunu uçuralım katı olmaya çok yakın hale gelsin. Aynı huniden bu pekmezi kolayca geçirebilir miyiz? Hayır. Kan damarları da aynen böyledir. Hele kılcal damarların daha koyulaşmış kanı hangi basınçla geçirebileceklerini düşünürsek bu işi yürüten kalbimizin çektiği çileyi düşünmek bile istemeyiz. Bu işlevi yapamayınca damar tıkanır, felç gelir. Ya da zikredilmesi bile soğukluk veren Ölüm Meleğinin görevi başlar.

Kanımız gerekli suyu bulamazsa koyuluğu artar dedik. Sadece kalbimizin işi güçleşmez. Aynı zamanda koyulaşan kan içinde sodyum iyonu da yoğunlaşır. Bu da aşırı tuz almamız ile aynı sonucu getirir. Yani tansiyonumuz yükseklere çıkar. Demek ki suyun normal alınmasının bir yararı da tansiyonumuzun normal olmasını sağlamaktır.

Düzenli su alımı kanın akışkanlığını koruyarak kolay dolaşmasına sebep olur. Bu da felç hastalığına maruz kalmamızı geciktirir, hatta kesine yakın bir oranda önler.

Bu ilkeyi öğrendikten sonra alabildiğine su içmek de zararlıdır. Günde en az 1,5, en çok 3 litre su almalıyız. İnsanlar bu aralıkta beden büyüklüklerine göre su içme miktarını kendileri ayarlayabilirler. Fazla alınan su bedenimizdeki yaralı ve vazgeçilmez element iyonlarının işlev görme düzeyinin altına düşmesine sebep olur. Yani bunların çoğu idrar ve ter ile dışarı atılır. Bu da özellikle böbrek, karaciğer gibi organları kötü etkiler. Tıp tarihinde olan bir olguyu verelim. Bir şahıs 90 dakikada 7 litre su içmesi sonucu ölmüştür. Bu da bize suyun normal sınırlar içinde, ama gün boyu yine normal dağılımda tüketilmesi gerektiğini gösteriyor. Yemeklerin bünyesinde alınan su bu toplama dâhildir. Ancak çay ve kahve gibi idrarı artıran içeceklerde su kaybını da kaba bir hesapla mahsup etmek gerekir.

O zaman çok doğru bir atasözümüzü bir katkı ile verelim. Daha doğrusu onu makale için biraz düzeltelim. Atalarımız “Çoğu zarar, azı karar” demişler. Burada “ Çoğu da zarar, azı da zarar, ortası karar” diyelim.

Felç olayının temel sebebi beyine giden kanın yolunun kesilmesi veya engellenmesidir. Bu konuda başlıca iki çeşit felç vardır:

  • İSKEMİK FELÇ: Bu felç kanın beyin damarlarında oluşan pıhtılaşma sonucu damarın tıkanması ile oluşur. Genellikle bunu önlemek için kan sulandırıcı kullanılır. Oysa iyi bir su içme izlencesi bu hususta daha yararlı olabilir. Felçlerin %85’i bu türdendir.
  • HEMORAJİK FELÇ: Beyin damarlarının yırtılması sonucu oluşur. Kaza travmalarından olabileceği gibi, yine aşırı damar tıkanmalarının damarı yırtmasından da oluşabilir.

Felcin tedavisi ilgili alanda uzman olan doktorların konusudur. Burada anlatılan felç hastalığına yakalanmadan alınacak bilinçli önlemleri içermektedir. Gerçi doktorlar ilaçların yanında suyun içilmesi için mutlaka uyarı yapıyorlar.

İÇME SULARI İLE İLİGİLİ BAZI TEKNİK BİLGİLER:

  • Damıtık suyu içme suyu olarak kullanmayınız. Normal kaynak suları daha yararlıdır. Çünkü doğal mineral içerikleri yaşam için uygundur.
  • Sert sular insan için zararlı değildir. Hele mağnezyum içiriği yüksekse faydaldır. Sert sular kaynatılınca geçici sertlikleri kabın dibine çöker. Bir tabaka oluşturur. Bunları sirke ile kaynatıp çıkarabilirsiniz.
  • Suların pH değerleri önemlidir. pH değerleri 7’nin altında olan suları tercih etmeyiniz. pH=8,5 değerini aşan suları da tercih etmeyiniz. 7 ile 8,5 değerleri arasında 8,5 değerine yakın olanları tercih ediniz. PET şişelerin üzrinde pH yazılıdır. Satın almadan önce bakınız.
  • PET şişelerin yapımında kullanılan bir katalizör nedeni ile az da olsa kanserojenlik tehlikesi vardır. Özellikle küçük çocuklara içirmeyiniz. Musluk suyunu kaynatıp soğutarak çocuklara içiriniz. PP türü(poli propilen) su kapları emniyetlidir. Emzikler bunlardan yapılır. PET emzik almayınız.
  • PET şişelerin kapakları mavi ise yasalarımıza göre bu sulara dışarıdan bir katkı olmamıştır. Eğer turuncu veya ona yakın renkte kapaklar varsa bu sulara dışarıdan müdahale edilmiştir. Çoğunlukla pH yükselmesi yapılmıştır. Potasyum hidroksitle yapılmışsa faydası vardır. Sodyum hidroksitle yapılmışsa tuz oranı artabilir ve tansiyonu yükseltebilir.

BENİM SU İÇME İZLENCEM(PROGRAMIM) ŞÖYLE:

4 adet yarım litrelik su alıyorum. Aç karnına iki su bardağı ılık suyu hazırlayıp yavaşça içiyorum. Geri kalan suyu öğleye kadar yarım saat aralıklarla tüketiyorum. Öğleden sonra diğer iki yarım litreye başlıyor ve yatana kadar onları tüketiyorum. Yemeklerden gelen su ve çay kahve toplamını da yarım litre kabul ediyorum. Böylece 2,5 litre su içmiş oluyorum. Bazen 3 litreye kadar artıyor.

Başlıca bilgiler: MedicineNet’ten

Tüm insanlara yayla suları kadar duru sağlıklar diliyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner220

banner133