GENÇ MÜZİSYEN ÖZENÇ BİÇER'İN YAŞAM ÖYKÜSÜ

Youtube, Fizy, vb. birçok mecrada en çok dinlenen sanatçılar arasına giren genç müzisyenin yaşam öyküsüyle alakalı sohbetimizi sizlere sunuyoruz.

Devrim AKTÜRK: Merhaba Özenç. Öncelikle bize biraz kendinden bahseder misin? Kısaca “Özenç Biçer” kimdir ve Nasıl biridir?

Özenç BİÇER: Merhabalar ben Özenç Biçer. 1995 tarihinde Samsun'da dünyaya geldim. İlköğretimi Trabzon Sürmene’de bitirdim. Lise eğitimimi ise, Yazılı Basın Muhabirliği Dalı'nda Ankara’da tamamladım. Ön lisans eğitimimi Atatürk Üniversitesi Radyo Tv Programcılığı Bölümü'nde yaptım. Şu anda aynı üniversitenin İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümü'nde okuyorum. Annem ve babam maliye emeklisidir. Ha, bir de tatlı bir kardeşim var. (Gülerek) Belirtmeden geçemeyeceğim, ben kova burcuyum.

Devrim AKTÜRK: Peki müzikle tanışman nasıl oldu? Müzisyen olmaya nasıl karar verdin? Neden okuduğun bölüm değil de müzik?

Özenç BİÇER: Müzikle tanışma hikayem anasınıfı müsameresinde sahne almamla başladı. Daha sonradan resime merak saldığımdan ötürü, uzun bir süre müzikle olan bağım koptu. Ta ki 2009’da Bir Şarkısın Sen yarışması elemelerine katılana kadar. O zamanlar sanatçı Kıraç’ı idol olarak benimsemiştim ve onun şarkılarını seslendirmiştim. Program formatına uymadığımdan mütevellit elemeyi geçemedim. Ancak bu durum beni daha da hırslandırdı. Lise yıllarında bahar şenliklerinde sahne aldım. Müzik öğretmenim Sema Hanım'ın teşvikleriyle kendimi geliştirmeye başladım. Keza onun yeri bende çok ama çok ayrıdır. Müzisyen olmaya ise, üniversitedeki oda arkadaşımın vasıtasıyla karar verdim. Sürekli bize kendi eserlerini çalıp, söylüyordu. Bende bundan etkilenip kendi eserlerimi oluşturmaya başladım. Duygularımı müzik yoluyla anlatabildiğimi fark ettim. Bu yüzden okuduğum bölümden çok, müziğe ağırlık verdim.

Devrim AKTÜRK: Koyu bir dinleyicinim ve şarkılarında kendimi buluyorum. Genel olarak gelsin o zaman sorum; biz dinleyicilerine güzel sürprizlerin olacak mı ilerleyen zamanlarda?

Özenç BİÇER: Pek tabiî ki. Yakın zamanda güzel projelerle karşınızda olacağım. Bu çalışmam benim için her ne kadar önem arz etse de, esasında ilk büyük çalışmamdı ve hatalarımın olabilirliğini düşündüğümden mütevellit sizlerin huzurunda şunu belirtmek isterim ki, bambaşka planlarım ve çok farklı kliplerle huzurunuzda olacağım. O güne kadar bekleminizi rica ediyorum.

Devrim AKTÜRK: Sana bu kadar güzel yazdıran, hissettiren ve dillendirmene neden olan özel biri var mı?

Özenç BİÇER: Evet, hüsranla sonuçlanan bir aşk tecrübem oldu. Bende derin izler bıraktı. Bende bu izleri güfte ve besteye dönüştürdüm. Ancak asıl ilham kaynağım Erzurum oldu. Çoğu parçamı kendimle baş başa kaldığım gecelerde, Erzurum sokaklarında yürürken, kıraathanelerde kıtlama çayımı içerken, Palandöken'in üstünde koca bir memleketi seyre dalarken oluşturdum.

Devrim AKTÜRK: Geriye dönüp baktığınızda, mesela şu beş sene içinde neler öğrendiniz hayattan?

Özenç BİÇER: Geriye dönüp baktığımda, özellikle son 4-5 yıl bana hem olumlu hem deolumsuz birçok şey öğretti. Vefasızlık, başarı, hayal kırıklıkları, dostluk, ihanet, masumiyet, samimiyet ve riyakârlık gibi durumlarla karşılaştım. Yaşamım doğrultusunda birçok tecrübe edindim.

Devrim AKTÜRK: İleriye dönük planlar yapan tiplerden misiniz, yoksa anı yaşamak daha mı önemli?

Özenç BİÇER: Elbette ileriye dönük düşüncelerim olduğu gibi, anı da yaşayan birisiyim. Ancak plansız hareketlerde bulunmanın ağır sonuçları olabilir. Hayat sürprizlerle dolu, önemli olan insanın çıktığı yolda başarısız olduğu vakit vazgeçmemesi. Başarılı olabilmek için, azimle tekrar ve tekrar denemek gerekiyor. Her başarısız sonuç eksiklerimizi fark edip, onları tedavi etmemize yol açacaktır. Ben buna inanıyor, bunun böyle olduğunu düşünüyorum.

Devrim AKTÜRK: Çiçeği burnunda bir müzisyen olarak, müzik dünyasında gördüğünüz en bariz sorun nedir? Bu soruna ne gibi bir çözüm önerisi sunulabilir?

Özenç BİÇER: En bariz sorun maddi endişeler nedeniyle herkesin eğlence sektörüne yönelik projeler üretmesidir. Kendini yenilemek yerine, çeşitli düet çalışmalarıyla gelenler, kamuoyunun sorunlarını görmezden gelip her şeyi tozpembe imajı yaratanlar. Müziğin bir sanat oluşunun unutulması, içerisindeki mesajların yalnızca eğlenceye yönelik olması ve benzeşmesi bizleri bu duruma getirdi. Sorunlara çözüm ise şu şekilde olabilir; ülkemizde ilgi gören ses yarışması formatını, beste yarışmasına dönüştürebilirsek hem yeni eserler hem de idealleri olan yeni sanatçılar kazanabiliriz. Ancak televizyonlar bu riski göze alamayacağından, bu önerinin gerçekleşmesi imkânsız gibi göründüğünü belirtmek isterim.

Devrim AKTÜRK: Hayatta gerçekleştirmeyi istediğiniz en büyük şey nedir?

Özenç BİÇER: Esasen aklımda bir proje var, bir müzik okulu kurmak istiyorum. 81 ilimizden 81 genç yetenek keşfedip onları güçlü bir müzik ekibiyle eğitmek, Türk müziğine yeni tarzlar, yeni eserler kazandırma gibi bir hayalim var. Bu toplulukla hem sosyal farkındalık projeleri üreteceğiz hem de zor durumdaki insanlarımıza yardım edeceğiz ve bunu hep birlikte gerçekleştireceğiz. Nefes solduğumuz bu eşsiz dünyanın sadece eğlenceden ibaret olmadığını, müziğin gerçekten evrensel bir dil olduğunu insanlara anlatmayı, onlara göstermeyi, hayatlarının bir parçası haline getirmeyi hedefliyorum. Çünkü müzik demek, hiç şüphesiz ruhun gıdası demektir.

Devrim AKTÜRK: Müzisyen olmak isteyenler için bir tavsiyeniz var mı?

Özenç BİÇER: Öncelikli olarak enstrüman çalmayı öğrenmelerini öneririm. Bu sayede kendi eserlerini oluşturmaları, aranje etmeleri kolaylaşacaktır. Ben bu konuda çok zorlandım. Bunun dışında başarıya ulaşmaları için çok azimli olmaları gerekiyor. Sabırla çalıştıkça, başarıya ulaşılabileceğine inanıyorum.

Devrim AKTÜRK: Sosyal medyadan takip ettiğim kadarıyla, sizde bir sosyal medyadan uzak durma veya kalma hissi bulunmakta. Bunun sebebi nedir?

Özenç BİÇER: Sosyal medyanın dibi görül(e)meyen, dipsiz bir kuyu olduğunu düşünüyorum. Kalitesiz, niteliksiz çalışmaların tepede tutulduğu, birçok konunun manipüle edildiği bu bataklıktan uzak durmaya özen gösteriyorum. Profesyonel çalışmalarıma adım adım ilerlemeyi hedefliyorum.

Devrim AKTÜRK: Peki, sosyal medyanın müziklerinizin yayılmasında bir faydası yok mudur?

Özenç BİÇER: Gayet tabiî. Kaset, CD, vb. ürünlerin dönemini geride bıraktık. Artık bütün müzik piyasası dijital platformlar aracılığıyla dinleyiciye ulaşıyor ve bunun yayılmasını sağlayanda hiç şüphesiz sosyal medya araçlarıdır.

Devrim AKTÜRK: Bize, kendini ifade etmek istediğin bir konu var mı? Şu an sana bırakıyorum. (Gülerek) Çünkü her sorduğum soruya yeterince detaylı cevap verdiğin için, sorabileceğim tüm sorularım tükendi.

Özenç BİÇER: Kendimle ilgili ifade etmek istediğim son bir konu var aslında. Ben bu mesleğe kendi çıkarlarım doğrultusunda atılmadım. Benim tek amacım, insanlarımıza hizmet etmek. Benim istediğim şöhret, sahne, alkış, para falan değil. Aslında huzurlu, sakin bir yaşam sürmek istiyorum. Lakin zorda olan insanlara dünyanın da aslında bir cennet olabileceğini göstermem gerekiyor. Bunu başarmak imkânsız değil, yardımlaşarak ve eğitilerek her kötülüğün üstesinden gelebiliriz. Tek yapmamız gereken el ele verip haksızlıklara karşı dimdik durmak. Ve son olarak Koronavirüs'ün daha fazla yayılmaması için, evde kal Türkiye diyorum.
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner133

banner220