banner128
banner222

5 NİSAN 1923 TARİHİNDE   ATATÜRK AVUKATLARIN BAROSUNU AÇMIŞ

ÇAĞDAŞ YAŞAMI DESTEKLEME DERNEĞİ GENEL MERKEZİ
VE TÜM ŞUBELERİNDEN

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, 5 Nisan 1923 tarihinde Ankara Barosu’nu açmış ve adaleti Türk avukatlarına emanet etmiştir.

Bugün 5 Nisan Avukatlar Günü!

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, 5 Nisan 1923 tarihinde Ankara Barosu’nu açmış ve adaleti Türk avukatlarına emanet etmiştir. 

Toplumsal bir varlık olan insan ancak bir hukuk düzeni içinde diğer insanlarla bir arada yaşayabilir. Uygarlıkların başlamasındaki itici güç yine hukuk düzenidir. Hukuk tarihine baktığımızda bu düzenin insanlık tarihinin en önemli sorunlarından biri olduğunu görürüz. Bu düzen, yüzlerce yıl boyunca sarf edilen çabalarla oluşmuştur. 

Hukuk Fakültesi’nin ilk yılında verilen Roma Hukuku ve hukuk felsefesi dersleri ile hukuka bakış ve hukuk formasyonunun temeli atılır. Tıpkı Yunan felsefesi fikirlerinin bugüne ait fikirleri yaşattığı gibi, hukuki düşünce ve mantık dünyası da Roma hukuku ile temellendirilmiştir. Eğer 2 bin yıl evvelki bir düşünce doğruluğunu kaybetmemişse o bugünün de düşüncesidir. Türkiye’nin de kabul ettiği günümüz Avrupa Hukuku'nun temelini yine Roma Hukuku oluşturmuştur.

Demokratik hukuk devletinde, hukukun üstünlüğü ve bu bağlamda toplumun sahip olduğu haklar ciddiye alınmalıdır. Bu hakların ciddiye alınması; hukuktan ayrılması mümkün olmayan ahlaksal değerlerin göz önünde bulundurulması ve hukuk etiğinin hedeflenmesi anlamına gelmektedir. Bu durum, genel hukuktan ayrılması mümkün olmayan ekonomi ve sosyoloji bilimlerinin hukukla arasındaki ilişkisine benzer. Hukukun dayandığı zemin ekonomi ve sosyoloji, hedefi de etik bir değer olan adaletin gerçekleştirilmesidir. Bunlar, asırlar boyunca üstünde çalışılan, üretilen düşüncelerdir. Önemli olan üretilen bu düşüncelerin halka ulaşması, kanun koyucuyu yönlendirmesi ve hukuku uygulayanların vazgeçilmez değerleri haline gelmesidir. Birçok siyasal, sosyal ve hukuka ilişkin sorunun çözümü sosyolojiye, tarihe, kitle psikolojisine önem vermekle ve bu kavramların farklı felsefi arka planlarını göz önünde bulundurmakla mümkün olabilir. 

Devletin en önemli işlev ve görevlerinden biri de insanların doğuştan sahip olduğu hak ve özgürlükleri düzenleyip hukuk haline getirerek uygulamaya koyması, koruması ve anayasa ile teminat altına almasıdır. 

Bir hukukçu sadece hukuk normlarını değil, etik değerleri de uygulamak durumundadır. Bu sebeple önceden mevcut olan evrensel hukuk kuralları ve doğal hukukun bilgilerine de sahip olmalıdır. Hukuk kurallarını yorumlarken sanat, felsefe, tarih, soyoloji ve kitle psikolojisinin önemini kavrayamayan hukukçu dar bir kalıp içinde kalır. Salt kültür yapısı ona, tutucu ve ürkek bir kimlik verir. Temel ilkelerin bilincine ulaşmada felsefe, tarih, sosyoloji kadar sanat, edebiyat, tiyatro, sinema alışkanlıkları gibi hususlar da önemli etmenlerdir. 

Hukuku siyasetten soyutlamak olanaksızdır. Sosyal olay ve olguların verilerinden hareket ederek hukuk yaratma ve uygulama süreçlerinde siyasal tercihler, ideolojiler etkili olmaktadır. Önemli olan hukukun siyasal tercihlerin fanatik tutumlarından, ezberlerden ve koşullandırmalardan mümkün olduğu kadar uzak tutulmasıdır. Bu noktada hukuk etiği büyük önem taşımaktadır. Hukuk yaratan siyasilerin ve onların tercihlerini denetleyip uygulayan hukuk insanlarının ana ölçütünün insan hakları, insanın doğası ve evrensel ahlak ilkeleri olması çok önemlidir.

Ahlak ve etik değer bilinci her insanın ruhunda, vicdanında yer alır. Çağlar boyunca insanlar daha adil, daha ahlaklı bir hukuk düzenini aramıştır. Önemli olan manevi haz, manevi tatmindir. Kaynağı insan ruhunda olan etik kaygı, ister istemez bireysel sorumluluk bilincini de tetikler. Devletin böyle bir arzusu olamaz. Onun kaygısı, genelde ne pahasına olursa olsun düzeni sürdürmektir. Oysa ortaklığa dayalı demokrasi anlayışında biçimden önce adalet ve etik değerler gelmektedir. Eğer muhalif vatandaşların da tüm hak ve özgürlükleri güvence altına alınmışsa orada adalet ve gerçek demokrasiden söz edilebilir. Böyle bir demokratik anayasa popülizmden uzak, kim olursa olsun, hangi muhalif konumda bulunursa bulunsun her vatandaşı korur. Bu tür bir yaklaşım koruyucu nitelikli, herkese eşit şans tanıyan sosyal devlet anlayışıyla da uyum içindedir.

Tüm bu görüş, bilgi ve değerlerin ışığında biz hukukçular, çağdaş toplum ve çağdaş insan için çalışmaya devam edeceğiz.  Var olduğumuz sürece hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunacağız.

5 Nisan Avukatlar Günü kutlu olsun!

Avukat Fatma Nur Gerçel
ÇYDD Genel Başkan Yardımcısı ve TÇYDV Başkanı

*Alıntı: Ronald Dworkin ve Hukuk Felsefesi adlı makale Prof. Dr. Niyazi Öktem

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner220

banner133