banner128
banner222

TIĞLI BÜTÇE   GÖRÜŞMELERİNDE KONUŞTU

TBMM Başkanlık divanı üyesi ve Giresun milletvekili Necati Tığlı, bütçe görüşmelerinde  Meclis genel kurulunda bir konuşma yaptı.
Konuşmasında önemli noktalara dikkat çeken Tığlı, Cumhuriyet Halk Partisi grubu olarak bütçe konusundaki eksikliklere dikkat çekip, yapılabilecekleri ifade etmelerine rağmen, vatandaşın yararına bir bütçe hazırlanmadığını vurguladı. Vatandaşın 18 yıllık süreçte iktidar tarafından içler acısı bir duruma getirildiğini dile getiren Tığlı, “ÖTV'den dolayı alkol alamayan vatandaşı nasıl kimyager yaptığını, sosyal hayatımızın ayarlarıyla oynarken vatandaşı sosyolog yaptığını, sinir sistemini bozarak vatandaşın psikolojisini bozduğunu, ihlal ettiği insan haklarıyla vatandaşı nasıl hukukçu yaptığını, geçim derdinde olan asgari ücretliyi, emekçilerimizi, işçilerimizi nasıl ekonomist yaptığını unutmamak lazım. “ dedi.

BU BÜTÇE HAYAL BÜTÇESİDİR
Tığlı, sık sık alkışlarla kesilen konuşmasına hazırlanan bütçenin tam anlamıyla hayal bütçesi olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti.
“Öncelikle herkes şunu bilmeli ve kabul etmelidir: Bu bütçe tam anlamıyla hayal bütçesidir. Bu bütçenin hayal bütçesi olmadığını kabul edenler yani iktidar milletvekilleri bu bütçenin gerçekten halkı kucaklayan, halkın dertlerine derman olan, halkın hayallerini gerçekleştiren, parayı eşit paylaştıran bir bütçe olduğuna inanıyor musunuz? Eğer inanıyorsanız lütfen benim de inanabilmem için size soracağım şu kısa sorulara samimi olarak cevap verin: Bu bütçede iş istiyorum, çocuklarım aç diyerek kendini yakan Adem Yarıcı'nın hakkı var mı? Ataması yapılmadığı için intihar eden 21 yaşındaki Matematik Öğretmeni Kevser Abdulkadiroğlu'nun hakkı var mı? Yok. Öğrencilerine ders anlatırken internet bağlantısının yaşadığı sorun nedeniyle çıktığı tepede kalp krizi geçiren, ölen Aziz Serin'in hakkı var mı? Maalesef yok. çocuklarına çöplerden meyve arayan, ekmek arayan, oyuncak arayan annelerin hakkı var mı? Tabii ki o da yok. Bu bütçede 22 Ağustos günü canım memleketim Giresun'da yaşanan sel felaketinde hayatını yitirenlerin acılı ailelerinin, evlatlarının, gözü yaşlı eşlerinin hakkı var mı? Maalesef o da yok. Bu afet sonrası "Yenisini yapacağız." diyerek evini yıktığınız, tek başına hayat mücadelesi veren Nurten Hezer'i 3 çocukla ve Ömer Ayazlı'yı -1'i engelli- 4 çocukla ortada bıraktınız. İşte, bu bütçede onların hakkı da yok ve onlar sizlere haklarını helal etmiyorlar.
    "Çocuklarıma bakamıyorsam, çocuğuma bir okul pantolonu alamıyorsam niye yaşıyorum ki?" diyen İsmail Devrim'in hakkı var mı? Onun da yok, çocuklarının da yok. Peki, geçtiğimiz hafta avuçlarına "iş, aş" yazarak intihar eden Samsunlu vatandaşımın hakkı var mı? O da yok.
    Bu bütçede, yoksul olduğu için tarikatlara sığınan ve Aladağ yangınında hayatını kaybeden, "Eğer ben okursam kardeşlerimi de okuturum." diyen küçük Cennet'in hakkı var mı? 3 yaşındaki oğlunun cansız bedenini bir çuval içinde sırtında taşıyan Vanlı babanın hakkı var mı? Maalesef o da yok. Daha geçtiğimiz gün, ekonomik sıkıntılar içerisinde on aydır işsiz olan, intihar eden bağlama sanatçısı Duran Ay'ın hakkı var mı? O da yok. Aynı şekilde sağlık çalışanlarının, öğretmenlerin, işçilerin, emekçilerin, çiftçilerin, çocukların ve kadınlarımızın hakkı var mı? Tabii ki o da yok. “

BU BÜTÇE SARAYI GÜÇLENDİRİRKEN HALKI FAKİRLEŞTİRDİ
Tığlı, hayat pahalılığı, zamlar, banka borçları be iflasların vatandaşın üzerine karabasan gibi çöktüğüne dikkat çekerek, şu sözlerle iktidar milletvekillerine de yüklendi.
“Sarayın ekonomisi güçlensin diye yapılan bu bütçe insanlarımızı bunalıma sürüklüyor, açlığa sürüklüyor, borca sürüklüyor ve intihara sürüklüyor. Peki, bunların sorumlusu kim? Susmaktan başka hiçbir şey yapmayan iktidar milletvekilleri yani sizlersiniz.

SUSARAK KAÇAMAZSINIZ
Sizler hep susuyorsunuz. Türkiye Cumhuriyeti devleti kararnamelerle hukuk devleti olmaktan çıktı, sustunuz. Yürütmenin başı "Aynı zamanda parti genel başkanı olacağım." dedi, sustunuz. TÜPRAŞ, TEKEL, PETKİM, Sümerbank, SEKA, Türk Hava Yolları, çay ve şeker fabrikaları, Tank Palet Fabrikası ve birçoğu satılırken sustunuz. Zor şartlarda çalışan öğretmenlerimiz, askerlerimiz, artık intihar etmeye başladı. Her gün yüzlerce insanımız ve sağlık çalışanımız Covid'ten ölüyor ama sizden ses seda yok ve hâlâ susuyorsunuz. Eğer gerçekten, bu olanları hazmedebiliyorsanız; yetimin, emekçinin, memurun, işçinin haklarını savunamıyorsanız; olup bitene rağmen, eve gidip yastığınıza kafanızı koyarken rahat rahat uyuyabiliyorsanız ben sizlere artık başka bir şey demiyorum. Siz susun ve hayal satmaya devam edin. Halk her şeyi biliyor ve sizi göndereceği günü bekliyor.
    Siz, parayı yıllardır vatandaşın mutfağından alıp iktidara yakın olanlara harcamadınız mı? Siz "Kefenin cebi yoktur ama bütün elbiselerin cebi vardır." anlayışla cepleri bir güzel doldurtmadınız mı? Etrafındakileri zengin ederken, küpler dolarken paraya para demediniz. Ama faiz üstüne faiz öderken, doların, euronun ateşi yükselirken günde 75 milyon dolar, saatte 3 milyon lira, her dakika 50 bin lira faiz öderken, bütçede 240 milyar lira açık verirken, faizcilere 179 milyar lira öderken konuştunuz: "Ey Hans... Ey dış güçler... Ey iç mihraklar..." dediniz ama bir kere bile "halkımızın alın teri" demediniz, "iş, aş, ekmek" demediniz; şu pandemi sürecinde siftah yapamayan, kepenk kapatan esnafa "Biz buradayız." hiç demediniz.
    Velhasıl, gelinen noktada vatandaşlarımıza hiçbir şekilde sahip çıkmadınız. Kendisinden olmayan vatandaşa nefes almayı bile çok gören bu iktidar, bu tek adam rejimi, emin olun ilk seçimlerde yine gidecek; işte, o görmeyen, duymayan, bilmeyen, susan her kim varsa yediklerinin hesabını tek tek verecek.”

GİRESUN'DA HALKIN KAFASINA ÇAY ATARKEN DALGA GEÇER GİBİ KEYİF ÇAYI İÇİN DEDİNİZ
Yaptığı konuşma ile meclise damga vuran Başkanlık Divanı Üyesi Tığlı, 22 Ağustosta Giresun'da yaşanan sel felaketine de değinerek, şöyle devam etti.
“Selin üzerinden dört ay geçti, kaybolan 4 kişi hâlâ bulunamadı. Ne zaman bulunacak, onu da bilemiyoruz ama selin sebebini toprağın suya doymasına bağlayıp yurttaşı suçlamanın yanlış olduğunu biliyoruz.
    Giresun ile Gümüşhane'yi birbirine bağlayan ve tek kara yolu olan Tirebolu-Doğankent geçidine menfez yaptığınız için 5 askerimiz şehit oldu, onu biliyoruz. Keşke oraya viyadük yapsaydınız da o askerlerimiz şehit olmasaydı. Sel sonrası Sayın Cumhurbaşkanı Giresun'a geldi. Sözde acılı insanların acısını paylaşacak, onlara destek olacak ama maalesef olmadı. Acı, gözyaşını paylaşmak yerine miting yaparak Giresunlu hemşehrilerimin kafasına çay attı ve "Keyif çayı demleyin." dedi. Arkadaşlar, Giresun'a gelip keyif çayı mı verilir? Hangi cenaze evinde, yas evinde keyif çayı demlenir? Herhâlde siz ya cenaze evinin ne anlam taşıdığını bilmiyorsunuz ya da her zaman olduğu gibi milletin aklıyla dalga geçiyorsunuz.”

CHP ZİHNİYETİ DİYENLERE TOKAT GİBİ HATIRLATMALAR
Tığlı, bütçe görüşmelerinde CHP’li isimlerin konuşmalarından ötürü “CHP zihniyeti” denilerek, yapılan eleştirilere de atıfta bulunduğu konuşmasını şu sözlerle noktaladı;
“CHP zihniyeti bu ülkeyi ve bu cumhuriyeti kuran, kapitülasyonları kaldıran, padişahlığı bitiren, millet iradesini Meclise veren ve "Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşayacaktır." diyen Ebedi Liderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür. CHP lideri seçimi kaybedince sorulan bir soruya yönelik "Çok partili hayata geçtik, en büyük yenilgim aslında en büyük zaferimdir." sözüyle "Yeni bir dünya düzeni kurulur, Türkiye orada ve yerini alır." diyen büyük devlet adamı İsmet İnönü'dür. CHP zihniyeti "Biz milliyetçiliği sokak duvarlarına değil; Kıbrıs'ın topraklarına, Ege'nin deniz yataklarına yazmışız; biz milliyetçiliği Batı Anadolu'nun haşhaş tarlalarına yazmışız." diyen Karaoğlan Bülent Ecevit'tir. CHP zihniyeti "Biz Sevr'i yapanların değil, Lozan'ı yapanların, Sevr'i yırtıp atanların partisiyiz. Bize faşist diyenlere, bize demokrasi dersi vermeye kalkanlara verilecek tek cevabımız vardır, o da halkın iradesiyle iktidar olmuş bir siyasi partinin lideri yasaklanmamalı." sözüyle size Başbakanlık yolu açarken "Demokrasi dersini kimin verdiğini bu halk gördü, görüyor." diyen Deniz Baykal'dır. CHP zihniyeti; hak, hukuk, adalet için Ankara'dan İstanbul'a kadar demokrasi yürüyüşü yapan ve "Ben her kuruşun hesabını veren bir siyaset anlayışı istiyorum. Ben tehdit edildiğim zaman mal varlığımla; aramazsanız, incelemezseniz şerefsizsiniz." diyen Kemal Kılıçdaroğlu'dur.
    CHP zihniyeti, alın terinden yana olmaktır. CHP zihniyeti, kul hakkından yana olmaktır. CHP zihniyeti, emekten yana olmaktır. CHP zihniyeti, çiftçiden yana olmaktır. CHP zihniyeti, işçiden yana olmaktır.
CHP zihniyeti, gençlerden yana olmaktır. CHP zihniyeti, kadından yana olmaktır. CHP zihniyeti, cumhuriyetten yana olmaktır. CHP zihniyeti, bağımsızlıktan yana olmaktır. CHP zihniyeti, özgürlükten yana olmaktır. CHP zihniyeti, adaletten yana olmaktır. Ama hiç kimsenin şüphesi olmasın, bu ülkede karar vericiler gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Biz geldiğimizde, halkın bütçesi halka eşit dağıtılacak, kısa çöp uzun çöpten hakkını alacak. “

HABER: GÖNÜL AYDIN

GİRESUN ORDU TEMSİLCİSİ

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner220

banner133