Ligi üçüncü sırada bitiren Trabzonspor, şampiyon olunamadığı durumlarda sezonun en somut başarısı olarak görülen Ziraat Türkiye Kupası’nı kazanmak için final öncesi son virajda Gençlerbirliği ile karşı karşıya geldi.
Taraftarların genel kanısı, küme düşme potasındaki Gençlerbirliği’nin kupadan ziyade ligde kalma mücadelesine odaklanacağı, bu nedenle Trabzon’da oynanacak olan lig maçına konsantre olacağı ve Trabzonspor’un bu maçta rahat bir şekilde finale çıkacağı yönündeydi.
Ancak Gençlerbirliği yönetimi, Metin Diyadin’i yeniden takımın başına getirerek belliki her türlü senaryoyu hesap etmişti.
Gençlerbirliği oyuncuları, kupada final oynamanın kendilerine vereceği psikolojik artı değerin farkındaydı. Bu yüzden var güçleriyle mücadele ettiler.
Ligde de aynı hırsla oynayacaklarını, “olursa olur, olmazsa önemli değil” mantığıyla rahat olacaklarını düşünmüyorum.
Fatih Tekke ve ekibi ile Trabzonspor yönetimi, taraftar gibi değil, profesyonel düşünmeliydi.
Üçüncü bitirilen bir sezonda başarıyı taçlandırmak için kupanın alınması gerektiğini çok iyi biliyorlardı.
Bu nedenle maça özel bir motivasyon ve hazırlık şarttı.
Ne var ki maçın ilk yarısında Trabzonspor’un bu yönde yeterince motive olmadığı ve hazırlanmadığı açıkça görüldü.
Topa sahip olma oranı yüksek olsa da pozisyon üretmekte büyük zorluk çekiyor, genç oyunculardan kurulu rakip karşısında oldukça etkisiz kalıyorduk.
İnanması zor ama gerçek şu!
Trabzonspor, taraftarının ona inandığı ve güvendiği kadar iyi bir takım değildi bu akşam.
Lovik, Zubkov, Muçi, Pina ve Oulai gibi oyuncuların maça konsantre olamadıkları netti.
Peki bu oyuncuları kim motive edecek? Taraftar mı? Ben mi?
Yaş olarak aramızda çok az fark olan Nwakaeme, 19-20 yaşındaki umut vadeden oyunculardan daha fazla koşuyor, mücadele ediyor, hırs gösteriyordu. Ama tek başına yetmiyordu.
Burada kimse kadro kalitesinden, kadro değerinden bahsetmesin. Karşınızda küme düşme adayı, kadro değeri neredeyse on tane asgari ücret toplamı kadar olan bir takım vardı.
Buna rağmen etkisiz kaldık.
Bu akşamın en kötü oynayan oyuncularına bakıldığında, kiminin derdi karısına sebep gitmek istemesi, kşmisinin Avrupa’dan aldıkları teklif, bazılarının ise 1. Amatör’de bile oynamaya yetmeyecek form durumu!
Bu tip maçlarda, böyle kafası karışık oyuncuları kim motive edecek, kim hazırlayacak?
Malzemeci mi?
Eğer malzemeci bu görevi yapamıyorsa, o zaman onun da görevine sın verilsin!
Maçta üç gol oldu. İkisini Gençlerbirliği attı, birini Trabzonspor. Ancak skor 2-1 Trabzonspor lehineydi çünkü rakibin gollerinden biri kendi kalesineydi.
Ne acı bir durum değil mi?
Trabzonspor’un golü ise uzatma dakikalarında Muçi’nin harika vuruşuyla geldi. Bu gol, maçın Trabzonspor adına tek kayda değer unsuruydu!
Muçi bu golle hem takımı finale taşıyarak olası büyük bir yıkımdan kurtardı hem de, başkanıda Fatih Tekke’yi ipten aldı.
Trabzonspor sonunda beklendiği gibi finale çıktı.
Antalya’da oynanacak olan finalde Konyaspor’un rakibi oldu. Ama bu iş hiç de kolay olmadı.
Bu kafaya, bu zihniyete güvenip finalde kupayı kazanırız gibi konuşmayalım. Yoksa büyük hayal kırıklığı yaşayabiliriz. İnşallah her şey gönlümüzün istediği gibi olur.
(2010-11 ŞAMPİYONU TRABZONSPOR)




