Bir laf vardır ya, ”Ya bizdensindir ya da değilsindir” diye. İşte bu laf Trabzon’a gelen her belediye başkanına hatırlatılır ve uymak zorunda bırakılır. “Ya bu kervana uyacaksınız ya da kelleniz gidecek!” derler ama atlanılan bir gerçek var ki, uyanında kellesinin gittiği. Bu anlamda Murat Zorluoğlu’nu tebrik ediyorum. Laçkalaşmış belediyeyi adam etme yolunda sağlam adımlar atıyor. “Benim dediğim olur”, “Ben şunun adamıyım”, “Benim arkamda şu var” diyenleri hiç affetmiyor. Kim ki kamuoyu nezdinde sevilmemiş, kim ki liyakat sahibi değil hemen görevinden alıyor. “Ya işinizi yapacaksınız ya da çekip gideceksiniz” mesajını veriyor. Doğrusu da bu.

Sizinle başıma gelen bir olayı paylaşayım; Günlerden bir gün belediyeye işim düşmüştü. En üst katta numarataj servisinden adres kaydı alacaktım ki karşılaştığım bir manzara karşısında şok olmuştum. Çalışanları bir araya gelip horon teperken gördüm. Kimi odaların camları ise kağıtlarla kapatılmış, içeride bayanlar gün yapıyorlardı. Sordum, biri O.F.G’nin akrabası, diğeri Akkaya’nın yakını, Kınalı’nın osu, Çolak’ın busu, gerisi İşkur mişkur demişlerdi. Oh be(!)

Bu keyifli ortamda halay başı olmak istemiştim fakat kendime yakıştıramamıştım. Bu örneklerden sadece bir tanesi. Zorluoğlu gelene dek belediyede kimseye dokunamıyordunuz. Ödünüz kopuyordu çünkü her biri, birilerinin adamıydı. Dıdısının dıdısı işi bağlıyordu. Şimdi bir başka kehanet dolaşıyor etrafta, diyorlar ki O.F.G.’nin göreve getirip allayıp pulladığı insanlar onu Zorluoğlu’na kötülüyorlarmış. Buraya bir emoji koymak isterdim. Bu kişiler ya kendilerini çok akıllı zannediyorlar ya da Zorluoğlu’nun alnında enayi yazısını görüyorlar. O gitti; bu geldi, yaşasın yeni padişah! Biz bu kişilere görevin değil dönemin adamları diyoruz. Bu anlamda Zorluoğlu’nun ilk hamlelerini çok beğendim, devamının da gelmesini bekliyoruz. En tepeden; en aşağıya kadar dokunmadık kimse bırakmamalı ve de geç kalmamalılar. Çünkü bu kent O.F.G ve onun ekibinden çok çekti, daha fazlasını kaldıramaz. Metal yorgunluğu deniyor ya, bence (halk ağzıyla) lay lay yorgunluğu var. Şımarıklık, ukalalık, hor görme diz boyuydu belediyede. Tepeden tırnağa hatalarla dolu bir kurumdu. Yazık, 10 senesi böyle geçti gitti. En yukarıdan en aşağıya demiştim ya, şimdi bu kişiler yerlerini korumak için torpil arayışındalar. Hepsini bir korku aldı, hatta tavan yaptı. Dokun Zorluoğlu dokun, dokun ki görevin ne kadar Zorlu olduğunu anlasınlar, dokun ki milletin omuzlarına yüklediği misyonun ehemmiyetini kavrasınlar, dokun ki bu devranın hep böyle devam etmeyeceğini, şehvet değil hizmet sektöründe olduklarını farketsinler. Sadece bu kadarla da kalsa neyse, ben sadece özet geçtim ama açmamı isterseniz 3 madde daha ilave edebilirim. Zaten gerisi herkesce biliniyor. Burası Trabzon, gizli saklı kalmaz. Bakın Ulaşım Dairesi Başkanlığının vahimliğine.. Bir gün Akçaabat’a gidecektim. Durakta otobüs bekliyordum. Önümden körüklü bir Yomra otobüsü geçti. Ardından Akçaabat geldi. Küçük bir otobüstü ve tıkış tıkış dolmuştu ve o halde yolculuk yapmıştık. Tabi Yomra O.F.G.’den torpilliydi. Küçükte olsa onun yöresiydi, o hatta değil de en kalabalık nüfusu olan Akçaabat hattına mı körüklüyü koyacaktı. Şoförlere ise bir şey sorulamıyor. Hemen sert bir sesle karşılaşıyorsunuz, doğru düzgün bir açıklama yok. Geliş-gidiş saatleri ise karmakarışık. Bir sistem kurmuşlar evlere şenlik. Sistemde otobüs gözüküyor fakat karşımız da yok. Hele o üniversite sınav günleri yok mu, talebeler duraklarda maç kuyruğu gibi diziliyorlar. Bir kişi de çıkıp “Yahu bugün sınav var, şu çocuklar için otobüslere özel ayar çekelim” de demiyor. Kültür Dairesi Başkanlığı’nın ise yapmış olduğu faaliyetlerden daha çok kişiler faaliyet yapıyor. Sanatçı tayfasının çoğunu onlar getiriyor. Organizasyonlarının altında o kişilerin imzası oluyor. Ha, kişiler dediysem de, belediye çalışanları değil, sen-ben-o.. Kültür ise sadece Asım Aykan döneminden kalma mehter takımı ile 15 temmuz organizasyonun da boy gösterdi. Bu arada birçok AK Parti Belediyesi’nin senfoni, Türk Sanat Müziği vb. orkestraları olduğunu da hatırlatalım. Kısacası kültür kültürsüzlükten yıkıldı. 10 yılda hiçbir faaliyetlerini görmedik. Hani sanat şehriyiz ya,

hatırlatayım istedim. Birde o rezil dershanelerİ yok mu, berbat ötesi şeyler. Ne oldukları bile belli değil. Bu konuda Ortahisar Belediyesi’ninkilerini beğendim. Onlar önemsemişler.

O gün başkanın basın toplantısı var. Koridorlarda bekliyoruz. Makamının önünde bir güvenlik görevlisi gelen bir kadına “Yav yine mi sen geldin tiyze ya(!)” diye tavır koydu. Sanki güvenlik görevlisi değil de belediye başkanıymış gibi bir hava bir hava. Bu ne cüret? Çocuğa sordum, “Abi haftada bir burada, bıktık” diye cevap verdi. Vay benim belediyem, benim halkım güvenlik görevlisini bile bıktırmış. Suçu O.F.G.’ye atabiliriz ancak bu kolay olur. Daire başkanları, müdürler O.F.G.’nin önüne bir proje koydu da o mu yapmadı?

İşte ben bu yazımla Zorluoğlu’nu biraz uyardım. Dedim ki bunlar proje adamı değil, kelle avcılarıdır. Aman dikkat Zorluoğlu, aman dikkat! Sakın bunlara uyup da arka gözlerini kapalı tutma!

Aman dikkat Zorluoğlu, aman dikkat!

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner1